Aralık 1990 · s. 511 · 3 dakikalık okuma
İlimde Yeni Gelişmeler
Sızıntı · Fen Ve Teknoloji Dünyasından

Zaman, gecenin geç saatleri... Kalb krizi geçiren bir hasta, acil olarak Berkeley Üniversitesi Hastanesi’ne getirilir. Doktorlar hemen harekete geçer ve mikroptan arındırılmış sıvı içerisinde,teknoloji hârikası olan bu saç teli büyüklüğündeki mini frezeyi damara zerkederler. Uzaktan kumanda etmek suretiyle, bu mini cihaz kalbe yaklaşabilecek mesafeye sevk edilir. Kalb sektesi, kalb krizi gibi rahatsızlıkların en büyük sebebi kalbe kanın gitmemesi, yani damar tıkanıklığıdır. İşte bu mini freze cihazı, kalbi besleyen damarlardaki tıkanıklıkları parçalar, eritir, yok eder; ve böylece tıkanıklığa yol açan ve kalb krizine sebebiyet vererek hastanın hayatını tehdit eden kan pıhtısı v.s.ler ortadan kaldırılmış ve kanın normal olarak akışı sağlanmış olur.
Bu toz tanesi büyüklüğündeki mini frezenin mucitleri olan fizikçi William Trimmer ve elektronik mühendisi Kaigham Gabriel, Bell laboratuvarında iki seneye yakın yoğun bir çalışmayla başarıya ulaşabildiler. Çapı 100 mikrometreyi geçmeyen bu saç teli kalınlığındaki cihaza ait dişli çarkları, dişli yatakları, yayları, ana milleri, kıskaçları, vs. motorun bütünü tamamen elektromikroskop altında biraraya getirilmektedir. Bu kısımları çıplak gözle seçebilmek mümkün değildir. Fizikçi Trimmer bunu:” Bunlar o kadar küçükler ki, nefes alırken, bunları da içimize çekip, yutmamak için çok dikkat etmeliyiz” şeklinde yarı şaka, yarı ciddî olarak dile getirmektedir; kendi küçük marifeti büyük...
Cihazın çalışmasını sağlamak için de enerji vazifesini gören silisyum elementiyle kaplı levhalarla donatılmıştır. Bu silisyum maddesi önce silikon bazına aktarılmakta, sonra da asit yardımıyla yanarak enerjiye dönüşmesi sağlanmış olmaktadır. Böylece motor için lazım olan enerji, elektrostatik tekniğiyle kazanılmaktadır.
Günümüze kadar bilim adamları silisyumun tıbta kullanılmasının tehlikeli olacağını iddia ediyorlardı. Bu güçlü enerji kaynağının, sadece uzaya keşif için gönderilecek robotlarda; atom enerjisiyle çalışan denizaltılarının tamiratında; küçük jet uçakları, sürat tekneleri, uzay gemilerinde , dedektörlerde kullanılması gerektiğini savunuyorlardı. Silisyumun tıb alanında ilk olarak kullanımı vücut ısısını ölçen derecelerde olmuştur.Bu arada, silisyumla çalışan cihazların insan vücudunun belli uzuvlarında dolaşarak, hastalıklı yerleri tesbit etmesi ve bununla beraber uzuvları en ince ayrıntılarına kadar incelemesi gündemdeyken, 1965 yılında bununla ilgili bir bilim-kurgu film sahnelendi. (1978 senesinde ülkemizde de TV.de gösterilmişti): “İnsan vücudunun esrarlı alemine maceralı yolculuk” adlı bu filmde, içerisinde dört uzman doktorun bulunduğu tekne, mikrob büyüklüğü kadar küçültülerek, profesörün damarından enjekte edilir. Uzun yolculuk ve araştırma neticesinde profesörün beyninde rahatsızlık ve damarlarında da sağlığını tehdit edici tıkanmalar olduğu ortaya çıkarılır.
Her ne kadar bu mikromekanik bilim-kurgunun aynısı tıb dünyasında gerçekleşmiş değilse de, bu yazımızın ana konusunu teşkil eden yepyeni bir tıbbî gelişme olan mini freze cihazı da bir mikromekanik hâdisenin temelini teşkil etmesi bakımından oldukça mühimdir. Bu mini freze cihazının hünerini ortaya koyan esrarlı hususiyeti de şu noktada yatmaktadır: Bu yanıcı madde, halitâ yapılan silisyum ve bor elementlerinin atom parçalarının bileşimiyle belli derinlikte tutulmakta, muhafaza edilmektedir. Bu şekilde elde edilen enerji tamamen kaybolmamakta, devr-i dâim formülüne göre tekrar kazanılmaktadır. Meselâ, evlerde kullandığımız borcam mamülleri de silisyum ve bor elementi ihtiva etmektedir. Isı enerjisini muhafaza etme özelliğine sahiptirler. Ayarlanan pozisyonlara uygun manevra kabiliyetine göre icât edilen bu damar açıcı mini freze cihazı; şu anda tıb dünyasında dikkatleri üzerinde toplayan teknolojik bir hârikadır. Bu cihazın mücitleri bir sene içerisinde, daha randımanlı bir motoru icad edeceklerini ve 15-20 sene içinde de artık bu tür mikromekanik cihazlarla her hastalığın üstesinden gelinebileceğini savunuyorlar.