Sızıntı Arşivi

Ağustos 1980 · s. 2 · 4 dakikalık okuma

İlim ve Tekniğe Küskünlük

M. Fethullah Gülen · BAŞYAZI

İLİM VE TEKNİĞE KÜSKÜNLÜK

Bugün büyük felaketler ve tehlikeler önünde olduğumuz kadar, büyük imkan ve ümitlere de sahip bulunmaktayız. Ondokuz ve yirminci asır, hayır adına da şer adına da en zengin ve en verimli asırlardan biri olmuştur. Bu dönemde insanlık öyle fırsatlar elde etmişdir ki, değerlendirebilirse, dünyayı cennetlere çevirmek mümkün olacakdır.

Zemin ve Asuman omuz omuza gelmiş bize tebessüm atf ediyor, şartlar ve vasat, daha ileri seviyede saadet ufuklarından haber veriyor. İlim ve teknik bütün semere ve neticeleriyle insanlığın emrine girmiş bulunuyor. Ne var ki bizler henüz bu geniş imkanlardan gerektiği kadar istifade edememekteyiz. Bugüne kadar selahiyetli bir kadronun, insanlığa yön verme mesuliyeti altına girmeyişi, onun muaccel (1) saadetini geciktirmiş ve ebedi saadeti hakkında da bir kısım kuşkular ve ümitsizlikler getirmiştir. Sorumlular mesuliyetlerini idrak edecekleri Ana kadar da bu iş sürüp gideceğe benzer.

Şimdiye kadar köyün, kentin, kendine göre bir hayatı vardı. Maneviyatsızlıkla, buhranlarla büzülmüş, halavetini kaybetmiş düzensiz plansız bir hayat.. Salgın hastalıklar,açlıklar sık sık onu örselediği gibi, ahlakına musallat olan şeyler de onu ırgalıyor, sefAletden sefAlete atıyordu. 0 ise infıAllerini yutmuş, hayatı bundan ibaret sayıyordu. Oysa ki bugün, böyle nebati bir hayat mümkün değildir. Eski hal muhal, ya yeni hal , ya izmihlal.” ya yaşıyacağımız dünyayı, ilmin gereği olarak önceden planlıyacağız yahut yaşadığımız dünya ile beraber gayyaya yuvarlanacağız.

Bazı kimseler, dünyayı ilme göre idare etmenin, insanın makinalaşması ve bir karınca topluluğu haline gelmesi gibi, felaketler getireceğine inanırlar. Bu kat’iyyen doğru değildir. İlimsiz bir geçmiş olmadığı gibi, ilimsiz bir gelecek de tasavvur edilemez. Herşey netice itibariyle ilme bağlıdır. Ve O’nsuz bir dünyanın insana vereceği hiçbir şey yokdur.

Vakıa, pekçok şehirlerimizde, insanın makinalaşdığı, insancıl duyguların yok edildiği; düşünce.ile beraber sıhhatın, sıhhatla beraber insAnt faziletlerin silinip gittiği bir gerçekdir. Ne var ki, bunu ilme ve tekniğe yüklemek de bir haksızlıkdır. Asıl kabahat ise, hakikatleri gerçek ilim adamının, sorumluluk yüklenmeden kaçınması keyfiyetidir. İctimit sorumluluk şuuruna varmış ilim adamları, kendilerinden bekleneni edft etselerdi, belki de bu endişe verici hususların pekçoğu olmayacakdı..

İlim, eşya ve hğdiselerin bize anlattığı, tekvtnt emirlerin (2) önümüze açıp döktüğü şeylerin hissedilmesi, kavranması ve Yaradanın yüce maksadlarının sezilmesiriden ibaretdir. Eşyaya hükmetme mevkiinde yaratılan insan, görecek,okuyacak; şzecek ve öğrenecekdir. öğrendikten sonrada hadiselere sözünü geçirme ve onları teshir etme yolunu araşdıracakdır. İşte bu nokta,Yüce Yaratıcının emriyle, eşyanın insana, insanın da kendi Yaradanma teslim ve mahkum olduğu noktadır.İlim, fizik, kimya, astronomi, tabğbet ve daha çeşitli dallarıyla insanlığın hizmetinde ve hergün ona yeni yeni armağanlar vermektedir. Ama, rica ederim, ilim sadece bu sayılan ilim dallanyla iştigftlden mi ibaretdir.. Neden o, toplumumuzun ahlak! ve ictimğt meseleleriyle de uğraşmasın. Bu husustaki müşküllerine çözüm getirmesin..

İlim ve teknik insanın hizmetindedir ve ondan korkmak için ciddt hiçbir sebeb de mevcud değildir. Tehlike ilmtlikde ve ilme göre dünya kurmada değildir. Tehlike cehflletde, şuursuzlukda ve mesuliyet yüklenmeden kaçınrnakdadır.

Bazan bilgili ve planlı davranışların kötü neticeleri olabilir. Buna diyeceğimiz yokdur. Ancak bilgisizliğin ve plansızlığın, daima kötü neticeler doğurduğu da muhakkakdır.

Binaenaleyh, ilmin ve tekniğin getirdiği şeylere düşmanlık yerine, onu insanlırn seğdetini hedef alacak şekilde kurmak mühimdir. Işte bugün insanoğlunun en büyük meselesi de budur. Yoksa ne feza asnnın önüne geçmek, ne de atom düşüncesini beşerin kafasından silmek mümkün olmayacakdır.

öyle ise, önümüzde birtek yol kalıyor. 0 da nehlin (3), elinde öldürücü bir silah haline gelen ilim ve onun (ürünlerine) sahib çıkıp, insanlığın dünya ve ukba mutluluğunu hedef alan bir medeniyet kurmakdır. Aksıne makinaya küftir savurmanın, fabrikaya lanet yağdırmanın kazandıracağı hiçbir şey yokdur. Makina işleyecek, fabrikada tütüp duracakdır. Ne var ki, kafa-kalb izdivğcına yükselmiş hakikat-erleri, korku ve küskilnlükden vazgeçip,eşya ve hadiselerin içine girecekleri na kadar, ilim de ilmin semereleri de insanlık için zararlı olmaya devam edecektir

Onun içindir ki, ilim ve onun getirdiğinden korkmamalıyız. Bu korku her çeşit faaliyeti felce uğratır. Asıl korkulacak şey, onun hangi ellerde olduğu keyflyetidir. Sorumsuz bir şirzime-i kaltlin (4) elinde ilim bir felketdir ve dünyayı cehenneme çevirmeye yeter ve artar. Einstein, atomu bir canavara kaptırdığını ancak, Hiroşima ve Nağazaki’nin savrulan külleri arasında anlayabilmiş ve ağlaya ağlaya japonyalı alim dostundan özür dilemişdi.

Ama bu ne ilk felaketdir ne de son canavarca düşüncenin elinde daima denizler bataklık, akarsular zift kanalı ve atmosfer kirleten bir tavan haline gelmişdir ve gelecekdir.

İnsanlık meleğin elindeki silahdan zarar görmemişdir. O, zararı, canavar ruhlardan, hakkı kuvvette görenlerden, doyma bilmeyen hırslardan görmüşdür. İman ve ilmi mezcedip kendi dünyasını kuracağı ana kadar da ayni şekilde devam edecekdir.

İnsanımızın içinde yaşadığı dünyayı idrak dileğiyle.

(1) Muaccel: Aceıe olunmuş, mühletsiz, peşin

(2> Tekvinî emirler: Yaradılışa. yaratmağa ait işler

(3) Nâei: Ehliyetsiz beceriksiz

(4) şırzıme-ı kalil: küçük, ehemmiyetsiz cemeat.

SIZINTI