Sızıntı Arşivi

Kasım 1990 · s. 464 · 3 dakikalık okuma

İlim Damlaları

Sızıntı · Fen Ve Teknoloji Dünyasından

MİKROYOSUNLARIN İKLİME TESİRİ

Kosmos 6/1988'den Ar. Gör. İsmail Deniz

Dünya atmosferimiz öyle karmaşık bir yapıya sahiptir ki, uzun vadeli hava tahminlerinde bulunmamız hemen hemen imkânsızdır. Buradaki birçok hâdiseler ekseriyetle bilgimiz dışında cereyan etmektedir. Yakın geçmişte meteorologlar bilinmeyen bu noktaları bir derece olsun aydınlığa kavuşturabilmek için araştırmalarda bulundular. Neticede denizlerdeki plankton yosunlarının İklim olaylarında vazifedâr olduklarım tesbit ettiler.

Bilindiği üzere deniz suyu buharlaşarak havaya karışır. Su buharının tekrar 'su' haline dönüşmesi hâdisesine 'yoğunlaşma' denir. Yoğunlaşmanın gerçekleşebilmesi, diğer bir ifadeyle, bulutların oluşabilmesi için kafi miktarda 'yoğunlaşma çekirdeklerine' İhtiyaç vardır. Bu şartlar mevcut olduğunda yoğunlaşma çekirdekleri üzerinde su yoğunlaşır ve bulut İçindeki yağmur tanecikleri meydana gelir.

Yağmur tanecikleri teşekkülünde şimdiye kadar kabul edildiği gibi en tesirli faktör karada bulunan toz parçacıkları olmayıp Dimetixsulfıir (DMS) adlı bağdan oluşan reaksiyon mahsulü olduğunu anlaşılmıştır.

Aynı zamanda dünya kükürt dolaşımının en önemli safhalarından birini teşkil eden bu madde, plankton yosunların atmosfere doğrudan doğruya sürekli verdikleri madde değişimi mahsulüdür. Böylece okyanuslardaki bu minik varlıklar bulut teşekkülünde en son safhada vazife almaktadırlar. Başta biz İnsanlar olmak üzere bütün canlıların hayatlarını idame ettirmelerinde bağlı bulundukları sebeplerden biri olan suyun teşekkülünde basit ve şuursuz varlıkların istihdamı, bize perde arkasındaki sonsuz irade ve kudret Sahibini göstermez mi? Diğer yönden DMS'ye bağlı olan bulutların teşekkülü bilindiği üzere dünyamızın aydınlık ve sıcaklığını dengeler, plankton yosunların tekrar kitle halinde gelişmesini sağlar. Kısaca Özetlemek gerekirse: DMS mahsulü bulutların kesafeti, ışınlama bilançosu ve plankton gelişimi, yeryüzünde cereyan eden iklim olaylarına açıkca tesir eden sebepler dairesinin büyük bir bölümü olarak karşımıza çıkmaktadır.

* Böcekler büyüdükleri zaman, nefes boruları vücutları ile paralel inkişaf etmez. Bu sebeple iri cüsseli (dev) böcek yoktur. Ve olmamıştır, insan büyüklüğünde bir arının etrafınızda uçuştuğunu bir tasavvur ediniz?

TV İLE DAHA VAHŞİ İNSANLIK

Scıence Digest'den Cenk Çalı

TV programlan ile çocuklardaki saldırganlık arasındaki bağlantıyı araştıran birçok araştırma yapılmış fakat bu konuda hiç kimse Brandon Centerwall kadar ileriye gidememiştir. Brandon'un araştırması sonunda çıkardığı sonuç, televizyonun toplumlar üstünde negatif yönde etkili olmasıdır.

Amerika televizyon ile tanıştıktan çeyrek yüzyıl sonra, 1975 yılında televizyon Afrika'da yasaklandı. Afrikalı liderler o dönemde televizyondan korkuyorlardı. Korkmakta da haklı idiler. Televizyonda yayınlanan İngiliz ve Amerikan programlan İngilizce konuşabilen Güney Afrikalılarda yeni bir kültür akımı başlatabilirdi.

Washington üniversitesi'nde profesör olarak vazife alan Centenvall, Güney Afrika'da yaptığı bir araştırma Afrika yöresinde cinayet ve ile 1950—1975 yılları arasın- saldırganlık olaylarında 25 da meydana gelen cinayet olaylarının listesini çıkardı. Ayrıca Amerika ve Kanada'daki cinayetlerin de bir istatistiğini yaptı. Bunun yanında araştırma yalnızca öldürülen beyazlar üzerindeydi. 1960’lı yıllara kadar bu üç ülkede istatistikler hemen hemen aynıydı.

Televizyondan uzak bu Afrika yöresinde cinayet ve saldırganlık olaylarında 25 yıl içerisinde hiçbir değişikliklik olmadı. Bunun yanında önce Amerika daha sonra Kanada da, televizyon üretimi ile paralel yükselen cinayet olayları adeta fırlamıştı. Ayrıca Centerwall, Amerika'da günümüzde işlenen suçların yansının televizyonun tesiriyle meydana geldiği iddiasındadır.

KUTUP BUZUNUN İÇİNDEKİ HAVA FOSİLİ İNCELENİYOR

Research &Development Magazine, Şubat 1990

İlim adamları, atmosferin eski çağlardaki yapısı hakkında bilgi edinebilmek için 200 bin senelik kutup buzunun içinde, o zamanlarda mahsur kalmış olan havayı incelemede yeni bir usûl geliştirdiler.

Arona Üniversitesi'nden Alexander Wilson ve Douglas Donahue, Greenland buz tabakasının dibinden alınan 3 kiloluk buz numunelerini buharlaştırmak için, bir çeşit vakum sistemi kullanıyorlar. İşlem sırasında sıvı-azotla soğutulmuş kapanlarda toplanan karbon dioksit, (CO ) grafit topaklan haline çevrildikten sonra bir tandem—hızlandırıcı—kütle—spektrometresine konuluyor ve orada yaşı tesbit ediliyor. Bu yeni usûlle, buz içinde sıkışmış vaziyetteki 2000 senelik atmosfer numunesinin tarihini, 300 seneden az bir hata ile tayin edebildiklerini söylüyorlar. Evvelce ilim adamları, bundan daha az güvenilir olan neticeleri bile elde edebilmek için, 20 kg. buz kullanmak mecburiyetinde kalırlardı.

3 kilometre kadar kalınlıktaki Greenland buz tabakasının ilk birkaç katından alman numunelerin gösterdiğine göre, atmosferdeki CO yoğunluğu, 1815 senesindeki milyonda 275'den, bugünkü, takriben milyonda 350'ye yükselmişdir. Araştırmacıların söylediğine göre sera hadisesinde ciddi şekilde tesir ettiği düşünülen CO 'in bugünkü seviyesi orta çağlardakinin iki katıdır.