Haziran 1990 · s. 230 · 1 dakikalık okuma
İlim Damlaları
Sızıntı · Fen Ve Teknoloji Dünyasından

Makinalaşmanın insanı atalete sevkettiği asrımız medeniyetinin hastalıklarından biri de damar sertliğidir. Mânevi değerleri zayıflamaya yüz tutmuş, maddi ölçülerin Ön plâna geçmesine yolaçan bu teknolojik gelişmenin ileri olduğu toplumlarda nüfusun %35'i damar sertliğine yakalanmaktadır.

Kireç ve yağ tortularıyla iyice daralmış olan damarlar bugün doktorlarımız tarafından rutin olarak küçük bir lastik balon yardımıyla genişletilir Ancak bu metot bazan yarardan çok zarar getirir. Balon yıpranmış damarı destekleyen kabuğu binlerce küçük parçaya dağıtabilir.Netice tam bir tıkanmaya ve kanla beslenemeyen uzvun kesilmesine yol açabilir.

Yüce Rehberin: "Hiçbir hastalık yoktur ki, tedavisi de yaratılmış olmasın", beyânının ışığı altında hekimlerin aklına damarın çökmesini engelleyecek bir çâre gelir. Dolaşım sisteminin nazenin borularının altın veya tantal madeninden ince bir tel kafes İle desteklenmesi hedef alınmıştır. Tel kafes, hasta arterin İçine sokulmadan önce balonun etrafına durulmuş şekilde yerleştirilir. Balon şişirilirken tel örgü açılır. Bu tel örgü genişlemiş damar duvarını sıkıca sarar ve ona kalıcı bir dayanıklılık kazandırır.
Uzmanlar bu damar korsesine "Stents" adım verirler. Fotoğraflarda görüldüğü gibi zamanla kafesin çevresinde yeni bir damar endoteli (iç duvan) inşâ olunmuştur. Dışarıdan gelen birçok protezi (hasta ikiz kardeşinin böbreğini bile) reddeden insan vücudu, söz dinlermişçesine belki de fıtratına uygun bu tel örgüyü kabul etmektedir.
En son teknoloji bile ancak şikayetlere çâre arayabilmektedir. Damar sertliğine karşı nihâi çözüm ise ancak beslenme alışkanlığını değiştirmekle olmaktadır.
Bu noktada, Peygamber Efendimizin etin az tüketilmesini ve zeytinyağını tavsiye eden bin dörtyüz sene önceki nurlu beyanları, insan fıtratına modern tabiblerden daha vâkıf olduğunu göstermektedir.