Sızıntı Arşivi

Haziran 1990 · s. 228 · 5 dakikalık okuma

Hüzmeler ve İktibaslar

Enver Aydın · Kitaplar

Irwin Edman, sanatı, hayatı anlayan zekânın onu en ilgi çekici, en güzel biçimlere sokması olarak tarif ediyor. Hayatın da bir biçime girdiği Ölçüde sanat olabileceğini söylüyor.

"İnsan ve Sanat (estetiğe Giriş)" eserinin Türkçe çevirisinde, dokuzuncu sahifede: "Hayat, insanların çoğu için çok kez ağır bir uyuşukluk hâlidir. Gözleri vardır, açık ve seçik olarak

görmezler. Kulakları vardır, iyice, güzelce işitmezler. Kendilerinidüşünmeye, duymaya zorlayan bin bir şey vardır, uyuşup kalmışlardır, davranmazlar." diyor. Sanatla zekâdan ayrı düşmüş yaşantının yabani bir yaşantı olduğunu da söyleyen yazar, yaygın bir sanatın hayatın bütününü canlandırdığı zaman, yaşamanın hem düzenli, hem coşkun, hem disiplinli, hem de özgür bir hâle geleceğini belirtiyor.

Yazara göre sanat zevki, bildiğimiz dünya ile kendi yaradılışımızın canlı, aydınlatıcı bir yorumu niteliğindedir. Ama ne yazık ki, çoğu insan bu yaşantıdan yoksundur; çünkü bir yandan içgüdülerin baskısı, öte yandan hayat koşullan yüzünden yaşantı, mantıklı ve faydacı kalıplara sokularak gelenekler hâline getirilmiştir. Alışkanlıklarımız ve ortaya koyduğumuz kurumlar, hayatı böyle bir düzen içine almıştır. Bu düzen, insanı donuklaştırır, aleladeye mahkûm eder.

Edman' a göre eksiksiz bir uygarlık, kusursuz bir zekâ demektir. Böyle bir aşamada hayat ile zekâ aynı şeydir. Uygarlık ne kadar başıbozuksa, gelişigüzel isteklerle mantıksız alışkanlıklar o ölçüde hayatımızı ve davranışlarımızı egemenliği altına alır. Devlet yönetimi ile toplu yaşayış sanatı bugün bile şaşılacak kadar ilkeldir. Bugün bile toplum işlerinde aklın yerini önyargı, üstünkörü iş, özel çıkarlar, gereksiz korkular tehdit edip durmaktadır.

Roger Garaudy, Batı uygarlığı için hiç iyimser değil. Batı kültürünün bilimlerde pozitivist, insani ilişkilerde bireyci, edebiyat ve sanatında da nihilist (hiçliği kabul eden) olduğunu belirterek, bu kültürün artık hayata ve tarihe bir anlam ve bir amaç veremeyeceğini söylüyor. Bugün Amerikan modeli ile Rus modeli de Garaudy'ye göre çifte ve kesin bir iflâsın eşiğindedirler, hayatta kalmaları tehlikeye girmiştir. Böyle bir dünyaya ancak İslâm yeniden ümit verebilir, ama bunun için de Kur'ân yepyeni bir gözle okunmalıdır.

Irwin Edman ile Roger Garaudy'nin şu tesbitleriyle bakılıp okunması gereken bir kitap var elimizde: HUZMELER İKTİBASLAR. On birinci kitabı olarak çıkmış T.Ö.V. Yayınlarının. Enver Aydın imzasını taşıyor, kitap. Eserde, zengin bir renk ve şekil koleksiyonu var. Kitap dört fasıldan oluşuyor, ilkyazı, Yolların Ayrımındaki Zat üzerine başlığını taşıyor. Bundan sonraki fasıl Yolların Ayrımındaki Zat’ın kimliği ve önemine ayrılmış. Üçüncü fasıl, Penceredeki İşaretçiler ser levhasını taşıyor. Kâinatın sahibi Yüce Yaratıcı'nın varlığı, birliği, kemâli ve cemâli ile ilgili yorumlar, tesbitler...

Kitabın ikinci ve üçüncü bölümündeki yazılar Enver Aydın tarafından sadeleştirilmiş yazılar. Birinci ve sonuncu yazılar ise Enver Aydın'a ait. Kitaptaki bütün yazılar hem dil, hem de dekor olarak orijinal bir nitelik taşıyor. Konulara uygun renkli resimlerle zenginleştirilmiş sahife kenarlarına şerhler yerleştirilmiş. Dünyanın meşhur ilim ve tefek¬kür adamlarının o konularda düşüncelerine yer verilmiş. Kitap, bir sergi sarayı ve fuar katalogu gibi. Kâinat sarayının rehberliğini yapıyor. Irwın Edman'ın tarif ettiği sanatın fonksiyonunu yerine getiriyor. Göz, kulak ve zihin açan bir kitap. Kâinattaki oluşun düzen ve geometrisini, Yüce Yaratıcı'nın ilim, irâde, kasıt ve şuurunu aydınlık tayflar halinde önünüze seriyor. Kitabı incelerken kâinat şehrinin yeryüzü sarayında sema, yer, bahar, yaz ve kış menzillerinde varlığın her kademesini geziyorsunuz. Yüce Yaratıcı'nın, O eşsiz Sanatkârın harika eserlerini, işlerini, hikmet pırıltıları içinde okuyor, görüyor, duyuyorsunuz. Kitabın bir sahifesine birlikte bakalım:

"Bu kâinat, hârika olarak yokdan varedilmesi, varedildikten sonraki nizam ve intizamı, parçaları arasındaki birlik ve bütünlüğü; büyük-küçük her şeyde gözetilen fayda, maslahat ve gâyeleriyle, onu icad edip, bir saray, bir kitap, bir sergi gibi en göz kamaştırıcı şekilde tanzim eden, en mükemmel armonilerden daha mükemmel düzenleyip bir şiir, bir beste âhengine ulaştıran, en baş döndürücü sanat eseriyle temaşasına doyulmayan en renkli meşherleri sergileyen bir Zât'ı, ışıktan, renkten parmaklarıyla gösterdiği gibi.. dünyaların yaratılma-sındaki ilâhi maksatları bilecek, bildirecek; varlığın bağandaki ince ve sırlı hikmetleri ders verecek; kâinat sarayını gezip görme ve mânâsını anlamada seyircilere rehberlik yapacak, bu muhteşem varlık kitabının anlaşılması için şerh ve izahlarda bulunacak, güzeller meşheri yer-yüzündeki sergileri temaşaya gelenlere Hak adına teşrifatçılık edecek doğru sözlü bir Dellala, güvenilir üstad bir Tefsirciye, Yaratıcı'nın maksatlarını bilip anlayan ve anlatabilen bu ta'rif ediciye de ihtiyaç vardır. Hiç şüphe yok ki, bütün bu önemli vazifeleri gelmiş geçmiş insanlar arasında, müstesna şahsiyet ve rehberliğiyle en mükemmel şekilde yerine getiren, arkasında-kilerine her zaman ümit ve emniyet telkin eden, varlığın sırrını lif lif didikleyip seyircilerin mütalaasına sunan, bu mevzuda biricik mürşit ve üstad da Hz. Ahmed-i Mahmud-ı Muhammed-i Mustafa'dır. Varlığın zerratı adedince Allah'ı salat ve selâmı üzerine olsun!." Kitabın içinde sayfalar boyu ilerledikçe göz, kulak iyice açılıyor ve zihin daha da aydınlık kazanıyor. Uyuşukluktan kurtuluyor, o yabani yaşayıştan çıkıyor, daha medeni bir yaşayışa doğru yönelmenin zevkine eriyorsunuz. Dünyanıza, kendi yaradılışınıza canlı, aydınlatıcı bir yorum katıyorsunuz. Eksiksiz bir uygarlığın ve kusursuz bir zekânın ne olduğunu, Yolların Ayrılış Noktasındaki Zâtta görüyor ve anlıyorsunuz. Irwın Edman, Roger Garaudy ve daha nice düşünür, sanatçı ve bilim adamının şikâyet ettikleri günümüzün başıbozuk uygarlığından, nihilist ortamından kurtulmanın yolunu ve çâresini buluyorsunuz. 1927 Hukuk Kongresi Başkanı Shebol'ün, "Hz. Muhammed'in insan olması itibariyle, bütün insanlık muhakkak iftihar eder. Çünkü O Zât, ümmi olmasıyla beraber, onüç asır evvel Öyle kanunlar ve esaslar getirmiş ki, biz Avrupalılar iki bin sene sonra onun kıymetine ve hakikatine yetişsek en mes'ud, en saadetli nesiller oluruz", diye takdim ettiği Zât'a Enver Aydın, kitabın son bölümünde bir gönül davetiyesi çıkarıyor. Bu gönül çağlayanı, bir ruhun hasret ve aşk dolu bir gözyaşı tufanıdır. Orada bir şiir iklimine giriyor, bir şuur ve gönül aydınlığına eriyor,ruh kamaşmasına uğruyorsunuz. Yıkılsın ülfet, sıkılsın gaflet diyorsunuz, kitaba tekrar tekrar bakıyor, baktırıyorsunuz.

Milletçe tarihi okuma seferberliğinin ruh alfabesi; her ferdin, her ailenin heceleye heceleye okuması gereken bir kitap. Göz, kulak açılır, zihin aydınlanır, gönül nurlanır, ruh kanatlanır.

Sokağın, çarşının, pazarın, evin, okulun bugünkü hâlini, ruh katledici manzarasını içimizde tesirsiz hâle getirmek, kendi inanç dünyamıza uyanmak ve yeniden dirilmek istiyorsak, bu alfabeye iyi sarılalım.

(*) Huzmeler İktibaslar, Enver Aydın, T.Ö.V. Yayınlan, İzmir, 1990