Sızıntı Arşivi

Mayıs 1986 · s. 140 · 2 dakikalık okuma

İlim Damlaları

Arif Sarsılmaz · Prof.Dr. · Zooloji

Doç. Dr. Arif Sarsılmaz

İSKETE KUŞLARI ve ATMACA ALARMI

İskete kuşlarının ötüş şekilleri kuş alimi Dr. Georg Klump’ un onlar üzerinde araştırmalar yapmasına vesile oldu. Araştırmacıyı buna sevkeden husus; bu kuşların atmaca gibi düşmanlarını gördüklerinde kendilerini emniyete almaları yerine bütün ormana yayılacak şekilde ses çıkarmalarıydı. Zira İskete kuşlarının ötüşleri, arkadaşlarına, yaklaşan düşmanı haber veren birer alarm sinyalleriydi. Bu seslerin sırlarını öğrenebilme gayesiyle yapılan araştırma neticeleri, varlıklarda gergef gibi işleyen nizam ve intizam mevcudiyetini haykırmakta, dolayısıyla nizam koyucusunun varlığına işaret etmektedir.

Atmacalar, 30—100 m gibi isketelere yakın bir mesafeden uçarlarsa; isketeler 8000 Hz şiddetinde bir alarm sesi yayarlar. Atmaca saldırıya hazırlanıyorsa, ve isketelere 30 m.’ den yakın ise gürültüyü andıran 4000 Hz şiddetinde değişik bir ikaz sesi yayarlar. Bu ses hiddet belirtisi (öfke sesi) olarak adlandırılır. Ses geçirmeyen mekanlarda yapılan araştırmalar isketelerin frekansı yüksek sesleri daha iyi duyabildiklerini ortaya çıkarmış.dır. İsketeler 8000 .Hz’ lik sesi 40. metreden duyabilirlerken atmacalar aynı sesi 10 metreden duyabilmektedir. İsketeye atmacanın 30 metreden uzak bir mesafede bulunduğu bildirildiğinde 8000 Hz şiddetindeki sesi çıkararak arkadaşlarına tehlikeyi haber verir. Bu şekildeki bir ötüş; kendini tehlikeye atmak değil aksine atmaca bu sesi işitip değerlendiremediğinden kendini ve diğer isketeleri emniyete almaktadır. 4000 Hz şiddetindeki sesi de atmaca saldırıya geçtiğinde kullandığından iskete atmacaya öfkesini bildirir. Dr. Klump devam ettirmekte olduğu araştırmalarıyla avcı ve av arasındaki alarm sinyallerinin çok kompleks yönlerinden olan atmacaların varlığını hissettirmeden, isketelerin nasıl yakaladıklarını öğrenmeye çalışmaktadır.

KARADA YUMURTLAYAN BALIKLAR

Gurinion balıkları üremelerini med-cezir hadisesinin olduğu Kaliforniya kıyılarında gerçekleştirirler. Çoğalma mevsimleri yaklaştığında biraraya gelip sürüler teşkil ederler. Sevk-i ilahi denen sırlı bir mekanizmayla yol alırlar. Suların kabarması sırasında (med) kıyılara ulaştıklarından sular alçaldığında (cezir) balıkların bir kısmı sahilde kalır. Dişiler ölmemek için derhal kendilerini kuma gömerler. Kum içinde hazırladıkları kuluçka odasına yumurtalarını bırakırlar ve denize geri dönerler. Erkek balıklar tarafından yumurtaların bulunduğu çevreye bırakılan spermler yumurtadan salgılanan bir sıvı yardımıyla yumurtaya yaklaşıp yumurtaları döllerler. Yavru balıkların yumurtadan çıkma zamanları ile suların kabarma zamanları harika bir programlama ile aynı zamana denk getirilmişdir. Bu zaman ayarlamasıyla, yavru balıkların denize açılmaları sağlanır. Erginleştiklerinde nesillerinin devamını sağlamak üzere ebeveynleri gibi aynı programı tatbik ederler. Meteoroloji ve coğrafya bilgisinden mahrum olan aciz balıkların üremelerindeki hassas planlama acaba ne ile izah edilebilir?