Sızıntı Arşivi

Ağustos 1993 · s. 10 · 6 dakikalık okuma

İletişim Çağı

Yusuf Bayram · İnceleme

Ağustos 1993 · s. 10 · 640×1008 px tarama

Haberleşme teknolojisindeki gelişmeler öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki dünya bilgisayar ağına bağlı bütün üniversitelerin sistemlerinde, belli bir programın olup olmadığını iki dakikada kontrol edebildiğimiz bir çağda yaşıyoruz. (Belki de beş-on sene sonra “Demek o kadar uzun beklerdik” diyeceğiz). Peki şu anda iletişim dünyasında neler olup bitmekte; ve akıl almaz bir hızla gelişen dünyanın muhtemel geleceği nasıl olacak?

Concorde’lar tasarlanırken, Fransa, Hollanda gibi farklı Avrupa ülkelerinde bulunan mühendisler, bir araya gelmeye gerek duymadan ortak bir çalışma yapmışlardı. Çünkü kendilerine tahsis edilen özel bir hat vasıtasıyla, her biri kendi bilgisayar ekranında, model halindeki uçağı ve meslektaşlarını ayrı ayrı pencerelerde görebilmekte ve seslerini işitebilmekteydi. Şu anda, bu tür “telekonferans” şeklindeki uygulamalar birçok üniversitede mevcuttur. Dünyanın farklı yerlerinde bulunan insanlar, sanki aynı salondaymış gibi, bir konferans tertip edebilmektedirler. Peygamberlerde zaman ve mekânın aşılması şeklinde gördüğümüz mucizelerin, insanlığın ilim ve teknolojide ulaşacağı son noktayı işaret etmesi bakımından arzettiği önem bugünkü gelişmelerinin ışığında daha iyi anlaşılabilmektedir.

Yayıncılık alanında da katedilen mesafe oldukça şaşırtıcıdır. Bilgisayar ağlarının, faksların, telekslerin olmadığı dönemleri hatırlayın. O zamanlar bir gazete sayfasının hazırlanması için, ne kadar çok gayret sarfedildiğinden bahsedilir. (Hatta bu derginin ilk yıllarında dizgi ve montaj için harcanan emeklerle belki de şimdi en az on dergi hazırlanabilir). Artık haber ajanslarının ve muhabirlerin bilgisayar aracılığıyla ilettiği haber ve fotoğraflar, merkezdeki ana terminalde, ayrı ayrı “havuzlarda” toplanmakta, sonra, iş bunları alıp sayfalara yapıştırmaya kalmaktadır. Bu arada muhtemel dizgi ve gramer hatalarını düzelten programlar da, tashih için zaman harcamaya gerek bırakmamaktadır. (Bu programların Türkçe’ye adaptasyonu konusunda yapılan çalışmalar maalesef yeterli değildir).

Bilgisayar ve iletişim teknolojisinde yeni üzerinde çok konuşulan bir saha da “virtual reality” (zimni hakikat), yani özel gözlük, başlık ve eldivenler kullanarak vücut hareketlerini ekrandaki bir programa aktarabilmek ve görüntüler ile karşılıklı müdahale, bir bakıma gerçek hayatın çok tesirli bir taklididir. Bunun sayesinde mimarlar, çizdikleri bir binanın içinde dolaşabilmekte, üç buudlu hareketler yapabilmekte, pilotlar yeni bir uçak modelini deneyebilmekte veya mühendisler bir arabanın dizayn safhasındaki muhtemel hatalarını hemen keşfedebilmektedirler.

Transpresence” denilen alan da, oldukça ilgi çekicidir. “Uzak bir mesafeden başka bir mekândan da tesirde bulunma” manasına gelen “transprensence” yardımıyla bir cerrahın, üzerinde sensörler(algılayıcılar) bulunan bir eldiven giyerek, dünyanın öbür ucundaki bir hastayı, oradaki robotik ele kumanda ederek ameliyat etmesi veya bir mühendisin yine biyonik bir el yardımıyla, dünyadan yaptığı hareketlerle Ay’ da bir çukur açması mümkündür. “Virtual reality” ve “transpresence”, özellikle deniz dibinde, fezada ve radyasyonla ilgili araştırmalarda büyük bir imkân olarak görülmektedir. (Bununla birlikte günümüzün teknolojik imkânlarına rağmen birçok gelişme, ekonomik olmadığı için, yani standartlaşma yapılamadığı ve seri üretime geçilemediği için, piyasaya sürülememektedir.).

Hologram” da gelecek vadeden sahalardandır. Görüntüleri seyretmek için yakında belki ekrana da pek gerek kalmayacak. Lazer yardımıyla havada, üç buudlu olmasının yanı sıra gerçeğe çok yakın oluşturulan görüntüler teknolojik yönden de mümkün olmakla beraber, henüz ekonomik değildir. Lazer kullanılarak meydana getirilen görüntülerin hususi bir gözlük yardımıyla retinada oluşturulması da imkân dâhilinde olup, muhtemel yan tesirleri konusunda araştırmalar devam etmektedir.

İletişim sahasında mevcut gelişmeler hakkında verdiğimiz bu birkaç misalden sonra, şimdi de isterseniz şu anda takibinden bile aciz olduğumuz teknolojik harikaların ferdi ve içtimai tesirlerini tahlil edelim.

Haberleşme gayesiyle kullandığımız aletler hayatımıza o kadar girdi ki, onlar olmadan yaşamayı düşünemez olduk. Artık tabiatla ve kendimizle değil, teknoloji ile daha çok iç içeyiz. Hayatımızı kolaylaştırmak uğruna, hayatı mekanikleştirmek, ondaki mana ve ruhu kesifleştirmek, onu makineler gibi soğuklaştırmak hiç de arzu edilen bir durum olmasa gerek. Şu anda bir PC’nin (Personal Computer-şahsi bilgisayar) başına oturup bütün dünya ile haberleşebilir, hatta “elektronik posta” yoluyla birçok insanla tanışabilirsiniz. Fakat bu kolaylık, insanı gerçek hayattan, yüz yüze konuşmaktan, dertleşmekten, kısacası “sıcak bir sohbetten” alıkoyuyor sanki. Zaten PC‘nin manasında da bu saklı. “Şahsi bilgisayar”, şahsı cemiyetten uzaklaştırma ihtimali olan, ferdiyetçiliği teşvik eden bir mefhum. Teknolojik gelişmelerin yönlendirilmesinde daha çok ekonomik kıstaslar göz önünde tutulduğu için şu anda, enformatik hizmetlerin de en azından yarısı şahıslara değil iş dünyasına aittir.1 Bununla beraber mevcut gelişmeler için “ekonomi” dışında yeni uygulama sahaları bulmada güçlük çekiyorlar. Mesela, “multimedia” imkânları, bilgisayar destekli eğitimde yeni ufuklar açmış olsa da, eğitimden ziyade, paranın önemli olduğu bir vasatta “güzel bir oyuncak” tan öteye geçememektedir. Bilgi teknolojisi gereksiz miktarda ve genellikle ihtiyaçlar göz önüne alınmadan üretilmekte, gayeler müphem kalmaktadır. Bu yüzden mevcut teknolojik gelişmeleri ıslah edebilmek için orijinal ve aydınlık bir gelecek vadeden hedefler göstermek gereklidir.

Burada şu noktayı da hatırlatmakta fayda var: İnsan sürekli olarak ne okuyor, ne görüyor, ne duyuyor ve kalbinden ne geçiriyorsa odur. O halde herşeyi dinlemeye, okumaya, seyretmeye ve öğrenmeye ne lüzum var ne de vakit. Batılıların yaptığı gibi gerekli-gereksiz herşeyi bilme hırsı manasızdır. O halde “gerekli” olan şeyleri seçip tasnif edecek bilgi mühendislerine ve bunları hikmet sütü ve irfan balı haline geçirecek ışık dimağlara ihtiyaç olduğu açıktır. Peki gelecekteki iletişim hızına ayak uydurmak için insanlar ne gibi kabiliyetler taşımak zorunda kalacaklardır? Şimdiden “bilgisayar okur-yazarlığı”ndan bahsedilmeye başlandı bile. 21. asırda herkesin bilgisayar kullanmayı becermesi ve kendi dilindeki temel kabiliyetleri (okuma, yazma, dinleme, konuşma) geliştirmesi yeterli olmayacaktır. Tefekkür ve iletişim kurma kabiliyeti bir bütünün ayrılmaz parçası haline gelecek, insanlar bilgiyi kullanma, mefhumlar üretme, problemleri çözme, mevzuları tahlil ve terkip etme, ufku geniş olup yeni alternatifler üretebilme gibi zihni melekelerini geliştirmek, kalbî ve ruhî fakültelerini tekâmül ettirmek zorunda kalacaktır.2

İletişimin her derde deva olduğu hissi yine iletişimin, yani medyanın, propaganda gücüyle insanların şuur altına kazınan bir gerçek. Halbuki, iletişim bozuklukları da dikkatle tahlil edilmesi gereken gerçeklerdendir. Mesela bu bozuklukları şu şekilde tasnif edebiliriz:

1. Başarısız iletişim:

Önemli bir mesajın iletilmemesi (saklanan bir bilgi, basılmayan bir kitap) bir mesajın ele geçmemesi (kaybolan posta, satın alınan bir kitabın okunmaması, kendilerine hitap eden eserlerden, mesajlardan habersiz kalan kimseler).

2. Aksak iletişim:

Gayr-i ihtiyari hata yaparak veya yalan söyleyerek veya kasten değişiklikler yaparak yanlış mesaj göndermek (hükümetlerin bazı hadiseler hakkında yaptıkları açıklamalar).

3. Yanlış İletişim: Alınan mesajın yanlış anlaşılması, anlaşılamaması veya mesajın doğru olduğuna itimat edilmemesi.

4. İşe yaramaz iletişim: Mesajın alınması ve anlaşılması, fakat bu mesajın belli bir kıymetinin olmaması (çoğu reklâmlarda olduğu gibi).İnsan belki de çok yakında, bir konu hakkında bilinen herşeye, kısa sürede ulaşabilecek. Fakat bütün bunlarla uğraşmaya vakti kalıp kalmayacağı veya bunun bedelinin ne olacağı pek açık değil. Günümüz batı toplumlarında okuma ve yazma faaliyetlerinde bir gerileme olduğu bilinmekte.3

Bu yüzden teknolojik gelişmelere rağmen iletişim bozukluklarının ortadan kalkmayıp artacağını söylemek mümkün.

İletişim, medeniyetin temel taşlarından biri olan meşveretin, daha hızlı ve verimli olması için bir vasıtadır. Enerji ve bilgiyi en hızlı nakledip kullanan milletlerin hükmedeceği geleceğin dünyasında, Çağlar ötesi bir anlayış ve ufka sahip olarak tebliğ ve irşad vazifesini bihakkın eda etmek için ne tür iletişim sistemlerine, melekelere ve kabiliyetlere sahip olmamız gerektiğini tespit etmek, bu konuları hecelediğimiz şu günlerde yapmamız gereken ilk iş olacaktır.

DİPNOTLAR

1. The Future of İnformation TechnoIogy”, V. T. Coates, Annais, AAPSS, 522, JuIy 1992, s.45

2. “Communication Education for the Twenty-First Century”, W. Work, Communications and the Future adlı eserde, Belhesda: World Future Society, 1982, s. 113

3. ‘The Dectine of HLiteraroy”, P. Copperman, Journa! of Communication, 30:1, Winter, 1980.

YUSUF BAYRAM