Sızıntı Arşivi

Ağustos 1993 · s. 14 · 7 dakikalık okuma

Eğitimde Entropi

Selim Aydın · Eğitim

Cenab-ı Hakk’ın irade sıfatından gelen yaratılışa ait kanunlardan olan termodinamik kanunları, kâinatta küçük büyük bütün kapalı sistemlerde caridir. Bu kanunlar, görünen eşyanın bir nevi fıtratı olup, kâinatta herşeyin çoktan aza, kullanılabilir halden kullanılamaz olana, doğumdan ölüme, sıcaktan soğuğa, düzenden düzensizliğe doğru tabiî gidişe eğilimli olduğunu bildirir. Kâinattaki her bir organizasyon ve içindeki düzenliliği, enerjiye bağımlıdır. Diğer ifadeyle, hayatta düzenlilik ve organizasyon, enerji kullanılarak devam ettirilir. İş yapmada kullanılacak enerji ise, kapalı bir sistemin iki alt birimi arasındaki değiş tokuş veya dönüşümden sağlar. Mesela, biz suyun enerjisini elektrik enerjisine dönüştürür, onu da çeşitli işleri yapmada kullanırız. Potansiyel enerjinin kullanılabilir hale dönüştürülmesi sırasında, belirli miktarda ısı kaybı olur ve bu ısı tekrar kullanılamaz. Kaybedilen bu geri dönüşümsüz ısı, entropi olarak adlandırılır. Biz, bir yandan üretimi, düzenliliği ve organizasyonları genişletip çoğaltırken, diğer yandan daha büyük bir hızla tüketimi artırıyor ve sonuçta dünyamızın entropisinin artışını daha da hızlandırıyoruz.

Kâinatta sistem olarak kabul edilen her şey, iki şekilde düzensizliğe ve yıkıma doğru tabii bir meyil gösterir. Birincisi, çok hızlı ve fazla miktarda enerji (bilgi-mesaj, kısacası herşey enerji kullanılarak elde edildiğinden, bir tür enerji sayılabilir) sisteme girdiğinde, bu enerji, sistemin kullanabileceğinden fazla ise sistemi rahatsız eder, kararlılığını bozar ve onun yıkılma eğilimini hızlandırır.

İkincisi; sisteme giren enerji iş yapmada kullanılırken, belirli bir miktarı entropi olarak dışarı salınır. Bu ise sistemin iç entropisini artıracağından sistemin yıkma doğru gidişini hızlandırır.

Tabiatta ilahi kudret tarafından işletilen bu termodinamik kanunları ve entropi, sosyal müesseselerimizde ve yaptığımız işlerde de geçerlidir. Enerji kullanarak yapılan bütün işlerde terrnodinamik prensipler geçerli olup, az veya çok entropi artışına sebep olunur. Entropi ve termodinamiğin diğer kanunları, fiziki dünyanın nasıl olduğunun bir tasviridir. Bütün ilmi kanunlar insan merkezli olup, insanın onu ele alış şekline göre iyi veya kötü olabilir. Entropi gerçeği ile nasıl münasebet kuracağımız konusunda inançlarımız, değer hükümlerimiz belirleyici bir rol oynar. Entropi prensibi, inanan kimseler için bir yönüyle eşyanın geçici ve yokluğa giden hususiyetini sürekli hatırlatan İlahi bir mesaj olup, “ölüm haktır” gerçeği ışığında herşeyi ebedi hayata göre planlamanın gerekliliğini vurgular.

Rahmet-i Sonsuz, insana hayatını devam ettirmek için gerekli enerjiyi temin etme yollarını keşfedebilen bir aklı hizmetçi kılmıştır. Termodinamik noktasından hayatı devam ettirebilmenin temelinde, tabiattan akıl vasıtasıyla elde edilen enerjiyi kullanılabilir hale getirme işlemi vardır. Termodinamik prensiplerin sosyal hayatımızı nasıl çepeçevre kuşattığını görmek istiyorsak, bilgisayarlaşma ve eğitim konularına bakabiliriz:

Günümüzde bilgisayarlar, elde edilebilir her çeşit enerjiyi daha fazla miktarlarda işe yarar hale getirmek için daha hızlı ve daha çok miktarda bilgi toplama, sınıflandırma ve depolama için kullanılmaktadır. Şimdilerde, onların daha güçlü ve hızlısını yapmanın yolları üzerinde çalışılmaktadır. Bu şekilde bizler, daha güçlü ve daha fazla refah içinde olmanın çarelerini gerçekleştirirken, farkında olalım veya olmayalım içinde yaşadığımız sistemin entropisini artırmaktayız. Reklâmcılık, medya, eğitim sistemimiz, hergün üzerimize yüzlerce bilgi bombaları atmaktadır. Üzerimize atılan bilgiler, kullanılabilir hale getirilmeleri için bize fazladan enerji kullandırırken aynı zamanda kullanılmayan bilgi yığınının, artmasını da(entropiyi) hızlandırmaktadır.

Bilgisayarlar sayesinde bilginin toplanması, mübadelesi ve tüketilmesi olağanüstü bir hızla artarken, üretilen bilgi ve onun kendine has hususiyetleri, toplumun enerjiye dayalı üretim hatlarında büyük karışıklıklar meydana getirmektedir. Mesela, bugün daha fazla bilgi sahibi olmamız imkan dâhilinde iken, daha az bilgi edinişimiz oldukça ilginçtir. Onlarca kitap, dergi, gazete alır, fakat bunların birkaçına ancak gözatma fırsatı bulur ve birini ancak okuyabiliriz. Buna ilaveten, bilgi patlaması karşısında karar vermek zorlaşmakta, dünya artık gözümüze daha karışık görünmektedir. Üzerimize ne kadar çok bilgi püskürtülürse püskürtülsün, bunların çok azı okunup hatırlanabilir ve kullanılabilir hale gelmektedir. Geri kalanları da sarfedilmiş enerji veya atık olarak zihinde veya odamızda depolanır. Tıpkı fiziki atıkların fiziki kirlenme oluşturarak rahatımızı bozduğu gibi, dağınık ve aşırı bilgi birikimi de toplumda ve zihinlerde bir kirlenme oluşturmaktadır. Bu da sonuçta, insanları huzursuz etmeye başlamıştır. Zira gerekli ve uygun dozda alınan bilgi, insanı rahatlatırken, gereksiz ve aşırı dozda alınan ve kullanılmayan bilgi kişiyi rahatsız eder.

İnsanların zihinlerinde bilgiye dayalı entropi artışına karşı gerekli tedbirler alınmazsa, toplumda her türlü akıl rahatsızlıklarında artışların görülmesi kaçınılmaz olacaktır.
Gerçekte hepimiz, aşırı bilgiyle yüklenmenin tesirlerini işte, okulda, evde, toplumda yaşıyoruz. Bazen bu bilgi yüküyle başa çıkamayacağımızı düşündüğümüz an, kendimizi dünya hakkında genel ve hususi yeni birşey öğrenmeye karşı isteksiz buluruz. Çünkü beynimiz belirli bir zamanda sınırlı miktarda bilgi alabilecek kapasitede yaratılmıştır. Önümüze aşırısı çıktığında, basitçe zihnimizi kapatıyor ve işimize gelmeyenleri dışarı atmaya çalışıyoruz.

Tabii ki değişik insanlar, bilgi yükleme ve depolama bakımından farklı kapasite ve toleransa sahiptirler. Fakat herkes, belli bir noktadan sonra, artan bilgi akışının zihin rahatsızlığına yol açacağı bir sınıra sahiptir.

Günümüzün bilgisayar ve mikroçip devrimi, entropi artışı bakımından üzerinde durulması gereken bir konudur. Bilgisayar üreticileri, son 30 yıl içerisinde şahsi bilgisayarların fiyatlarının oldukça düştüğünü, bilgisayar ebatlarının küçüldüğünü, çalıştırmak için gerekli enerji miktarında önemli ölçüde azalmalar olduğunu belirtmektedirler. Ayrıca, daha küçük, daha ucuz hale gelen bilgisayarların depoladıkları bilgi miktarı ve bilgi işleme hızları, astronomik ölçülerde artmıştır. Bugün, pek çok bilgiyi, evden dışarı çıkmadan parmaklarımızın ucuyla dokunarak elde edebiliyoruz. Bilgisayar, daha az enerji kullanarak insanı daha hızlı bilgi sahibi yapar ve itibarı alış bedelini ödeyebilen herkesin bilgiye daha hızlı ulaşabilmesini gerçekleştirir. Ancak bütün bu güzel şeylerin yanında unutulan bir nokta vardır ki o da bilgisayarlaşmanın, dünyanın bilgi entropisini hızlı bir şekilde artırdığı gerçeğidir. Şahsi planda bilgisayarlarca sağlanan kaynak ve enerji tasarrufu, bilgisayarlaşmanın toplam entropi darbesiyle nötr hale getirilmektedir.

Bilgisayarlaşmayla gerçekte meydana gelen şey, toplumun giderek karmaşıklaşması ve herşeyin birbirine daha bağımlı hale gelmesi, sonuçta da toplumun veya sistemlerin yıkılma, çökme eğilimlerinin artmasıdır. Mesela, küçük bir bilgisayar hatası, büyük bir tesiste, bir dizi anahtarı harekete geçirerek, tesisi gün boyu hizmet dışı bırakabilir. Büyük hava meydanlarında, uçuş kontrolüne giren bir kimse, bilgisayarlar bozulduğunda, bu hatadan kaynaklanacak hüsran ve çileyi çekmek zorunda kalır. Sistem, daha verimli işlemesi düşünülerek bilgisayara teslim edildiğinde, tedbirler de alınmamışsa, en küçük bir arızada, bütün sistem işlemez hale gelebilir. Ne acıdır ki pratikte pek çok insan hatalı olarak bilgisayarlara aşırı güvendiğinden, bunlara karşı tedbir almayı düşünmez ve kendini teknolojiye teslim eder. Sonunda da teknolojinin rehineleri haline gelirler.

Hepimizin bildiği üzere, eğitim sistemimiz, uzmanlaşmaya dayalıdır. Uzmanlaşma, dünyayı onlarca küçük sistemlere bölmek demektir. Genel sistem olan dünya hakkında bilgiye ihtiyaç duyulduğunda, küçük sistemleri birleştirmek için fazladan enerji kullanılmak mecburiyeti doğar. Öğretim, tek tek parçalar hakkında daha fazla bilgi edindikçe, bu parçaların oluşturacağı bütün hakkında daha fazla bilgi sahibi olabileceğimizi varsayan Newtoncu görüş sebebiyle birbirinden kopuk parçacıkların öğretilmesi temeline dayandırılmıştır. Dağınık haldeki enerjiyi iş yapabilmede kullanmak için, onu toplamak için fazladan bir enerji nasıl gerekliyse aynı, şekilde, bilimler de parçalandıkça onları birleştirebilmek ve bir karara varabilmek için daha fazla enerji kullanmak zorunda kalıyoruz.

Uzmanlar farklı fikirleri sebebiyle, adeta önlerindeki varlığı tanımak için ellerindeki sopalarla filin muhtelif bölgelerini yoklayan körlere dönüşmüşlerdir. Disiplinler arası genel yaklaşımları ciddiye almazlar. Heptenci yaklaşım ve sentez, uzmanlar arasında yok denecek kadar azalmıştır. Bu aşırı uzmanlaşma sonunda, entropi, artışını hızlandırmaktadır. Çünkü birşey hakkında karar vereceğimiz zaman pek çok uzmanı veya onların bilgilerini bir araya getirerek değerlendirme mecburiyeti ortaya çıkmıştır.

ARTAN ENTROPİYE ÇÖZÜMLER

Sosyal hayatta ve müesseselerde hızla artan entropiyi yavaşlatmak için öğretimde ve eğitim- de ağırlık taşıyacak konuların bugünkünden oldukça farklı olması gerekir. Öğretim, ölçümden ziyade süreç etrafında yoğunlaşmalıdır. Tecrid edilmiş bilgi stoklarının toplanması, depolanması ve kullanılması bilgisayarlarca yapılmaya başlandığından, bunun yerini bağlantılı hadiselerin akışını inceleme düşüncesi ve sistemci yaklaşım almalıdır. İmtihan, deneyden daha çok zihni kabiliyetler üzerinde odaklanmalı, tezler, sözlüler, uygulamalı deneyler, süreç açısından düşünmeyi zorunlu kılan şekle dönüştürülmelidir.

Eğitim ve bilim; “nasıl” sorusuna zıt olarak “niçin” sorusunu daha çok araştırmalıdır. Tecrübi (deneysel) alandan metafiziki alana geçiş yapılarak, bilgi edinmede enerji akışında ortaya çıkan düzensizlikler azaltılmalıdır. Bu sürede eğitim, dünyayı parçalamak ve ona yeni bir model vermek için bir alet değil, geçmişten miras aldığımız ve gelecek nesillere emanet edeceğimiz dünyanın sınırları içinde nasıl yaşanması gerektiğini, daha iyi anlayabilmek için bir metod değerini taşımalıdır. Öğretimi bir ilerleme olarak görme düşüncesi, yerini oluşum ve yapım süreci olarak görme anlayışına bırakmalıdır.

Eğitim süreci, bilgi edinmeye uzmanlaşmayla paralel olarak, heptenci bir yaklaşım üzerinde yoğunlaştırılmalıdır. Entropi artışının yavaşlatıldığı yeni eğitim sisteminde; herkese dünyada kendine yeterli olmayı öğreten ve el maharetlerinin geliştirilmesine önem verecek türde bir yaklaşım, pratiğe geçirilmelidir.

Özetlersek, entropinin hızla arttığı dünyamızda, entropi kavramı yakın gelecekte kendimizi ve çevremizi nasıl tarif edeceğimizi daha derinden etkileyecektir. Kendi fâniliğimizi ve etrafımızdaki dünyanın geçici olduğunu kabullenmek zor olmasına rağmen, dünyanın fani tabiatı, entropi prensibinin ışığında daha iyi anlaşılacak ve “ölüm haktır” İlahi fermanı hayatın bütün yönlerinde daha iyi hissedilir hale gelecektir.