Temmuz 1989 · s. 7 · 4 dakikalık okuma
Hiss-i Kable'l Vuku (Önsezi)
Polat Has · Y.Doç.Dr. · İnceleme

Hiss-i kable'l—vuku yakın istikbalde vukubulacak bir hâdisenin önceden hissedilmesidir. Psikoloji dünyası, erkeği düşünce ve iradenin, kadını da his ve sezginin bir sembolü olarak tarif eder. Hiss-i kable'l—vuku da kadınlarda daha gelişmiş bir ruhi fonksiyondur. Bir atasözü vardır. "Kurdun bahsini ettiğin zaman sopayı hazırla, çünkü kurt geliyor". Buradan da anlaşıldığı üzere ecdad bu melekenin farkındadır. Bunun daha öte halini kerâmetlerde görüyoruz. Her iki mevzuun ara kesiti olarak şu misali verelim. Hacı Bayram Veli "Ayasofya, cami olacaktır. Küçük Ayasofya, Hora, Kemer civarındaki kilise ve daha birçokları cami olacaktır."Bey, sen Konstantiniyyeyi alamayacaksın! Orası alınacaktır, bunu ben dahi göremiyeceğim. Orası... "(Hacı Bayram dönüp eliyle göstererek) "Şu beşikte yatan çocuk ve bizim Akşemseddin tarafından alınacaktır."
Beşikteki çocuk, Fâtih Sultan Mehmet'tir.
Hiss-i kable'l vuku gönül temizliğiyle alakalı olduğu için zengin kalbi hayat yaşayanlarda daha fazla görülmekle beraber burada mânevi âlemden uzak yaşayan cemiyetlerin itiraz edemeyeceği şekilde kendi İçlerindeki misallere de yer verilecektir.
İkinci Dünya Harbi sırasında bir gün Churchill sivil savunma güçlerine moral vermeye gidecekti. Şoförü Churchill'in binmesi için arabasının kapısını açtı. Churcill hayatında ilk ve son olarak açık kapıyı bırakıp arabanın öteki kapısından bindi. Araba süratle bir geçitten geçerken bir bomba patladı, arabanın iki tekeri havaya fırladı. Oldukça kilolu olan Churchill'in ağırlığı sayesinde araba dengesini buldu. Böylece Churchill ve şoförü ölümden kılpayı döndüler. Kendisine niçin devamlı aynı kapıdan bindiğiniz halde bir anda vazgeçip öteki kapıdan bindiniz diye sorulunca "İçimden bir şey Dur, arabanın öbür yanına geç ve oradan bin dedi. Ben de öyle yaptım." diyerek cevap vermiştir.
Ahmet Hamdi Yazır anlatıyor: "İstanbul'da Mekteb-i Nuvvab'da talebe iken bir gün öğleden sonra dersten çıkıp Nuruosmaniye'de ikâmetgâhım olan hattat odasına geldim, yalnız, pencerenin önüne oturdum. Oturur oturmaz henüz birşeyle meşgul olmaksızın birdenbire büyük amcam Muhammed Emin Efendi hatırama doğdu ve derhal kalbime derin bir hüzün çöküverdi. Ağlamak istedim, halbuki başka zamanlar onun hatırasından lâbud bin neş'e ve inşirah duyardım, nâdirü'1-vücud bir fazilet-i mücesseme idi. Bugünkü hatıranın hem tarz-ı huturu, hem de mutâd neş'enin hilafına öyle bir hüzün gelmesi, istiğrabımı mucib oldu, hemen kaydettim. Onbeş gün sonra memleketten posta ile mektup aldım. Pederim "o gün amcamın vefat ettiğini ve bana yâdigar olmak üzere birkaç kitabını vasiyet eylediğini" yazıyordu. O vakit ki postanın on günde geldiği bir mesafeden o hüzünlü vak'anın hüznünü duymuştum ve gözlerim dolmuştu."
Meşhur Telepat Messing 1940 senesinde Sovyet—Alman ilişkilerinin iyi olduğu bir dönemde "Sovyet Tankları Berlin'e girecektir" demişti. Bu söz üzerine Hitler Messing'i yakalayana 100. 000 Mark mükâfat vadetmişti. Messing Telepati hassasıyla Alman polislerini atlatarak kaçmayı başarmıştı. Neticede, Messing'in hiss-i kable'l vukusu doğru çıkmış. Sovyet tankları Berlin'e girmişti.
21 Mart 1977'de Lee Fried isimli bir Amerika'lı üniversite öğrencisi Santa Cruz'da meydana gelecek büyük bir uçak kazasında iki jumbo jetin çarpışacağını, 583 kişinin öleceğini bildirmişti. Bu haberini yazılı şekilde üniversite rektörüne teslim etmişti. Rektör de kasasında saklamıştı. Kazanın olduğu gün yazının olduğu zarf basın ve TV muhabirleri önünde açıldı. Yazıda şunlar vardı:
"Gelecek pazartesi günü "News and Observer Rulleight adlı gazetenin 1. sayfasında manşette şu başlığı okuyacağımı hissediyorum: 2 jumbo jet çarpıştı, 583 kişi öldü. Tarihin en büyük uçak kazası". Hakikaten o günkü gazetede böyle bir haber çıkmıştı.
İkinci Dünya Savaşı'nda Müttefik Devletler Avrupa çıkartması için karar aldı. Gün 6 Haziran 1944 idi. Bu çok gizli bir karar idi. Kararlarını da şifrelemişlerdi. Amerikan çıkartması için düşünülen iki Normandiya sahilinin şifreleri "Utah ve Omaha" idi. Sahile yaklaştırılacak sun'i iskelelere "Mulberry Şifresi", istila plânının şifresi "Overlord", deniz operasyonlarının şifresi "Neptune" idi.
Daily Telegraph gazetesine bir ilkokul öğretmeni 20 seneden beri bulmaca hazırlar verirdi. Kendisinin harp ile ilgili fazla hir alâkası da yoktu. İsmi geçen gazeteye verdiği bulmacaların çözümleri şöyleydi: 3 Mayıs tarihindeki bulmacanın çözümü UTAH, 23 Mayıstakinin çözümü OMAHA, 31 Mayıstaki çözüm MULBERY, çıkartma günü olan 6 Haziran'dan 4 gün önceki çözümler "NEPTUNE ve OVERLORD"du. Bu zatın harple pek ilgisi yoktu. Fakat bir hiss-i kable'l vuku ile bulmacaların çözümünü bu şekilde tertib etmişti.
Amerika Cumhurbaşkanı Kennedy de kendi ölümüyle ilgili hissi kable'l vukuunu karısına ve yardımcısı O'Donel'a bildirmişti. Yardımcısı O'Donnel da United Press ajansına şu beyanatda bulunmuştu: "Eğer birisi gerçekten bir cumhurbaşkanını öldürmeyi tasarlarsa bu, hiç de zor bir şey değildir. Katil, yüksek bir binaya çıkar ve elinde teleskoplu bir tüfeği de bulunursa bu cinayetin önüne kimse geçemez."
Yukardaki misallerde gördüğümüz şekilde hiss-i kable'l vuku, madde buudlarını aşan bir kabiliyettir. Henüz madde âleminde olmayan hâdiselerin hissedilmesi, ancak insanın yapısında yer alan, madde olmayan, yani maddî kayıtlara bağlı olmayan bir mâ'nevi yapının, yani ruhun varlığını zaruri kılar.