Mart 2000 · s. 98 · 3 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku
VEFALI DOST AKDENİZ
Deniz durgun, bitkin bir seyyah gibi günün yorgunluğunda ufka doğru alabildiğine uzanmış, uçsuz bucaksız bir başka dünyaya giden geniş bir yolda gibi sizi davet ediyor kendisi ile yol almaya.
Davetini kıramıyor ve kıyısına ilişiyorsunuz. Üzerine oturduğunuz yarı kuru otlar, Akdeniz ikliminin size sunabildiği tabii bir halı. Bu hayali yolculuğunuzda memnuniyetinizle alakalı bir hostes oluyor ve bir arzumuzun olup olmadığını soruyor, ikindi saatleri. Sanki serin rüzgarla birlikte içinize sıcak bir şeyler akıyor. Deniz yolu daha bir derinleşiyor ve ruhunuzun derinliklerine iniyor adeta. Sadece manzaranızı süslemekle kalmıyor, o mavi gelinliğe eşlik eden beyaz bir duvak gibi sarıyor benliğinizi dalga sesleri. Üstelik kendi lisanında bize melodiler fısıldayan bir duvak.
Martılar... Denizin sadık ve gönüllü muhafızları. Geceden yorgun fener, gün ışığında ne kadar da bitkin bakıyor size. Geceleri gecenize, gün ortasında kararan içinize ışık tutmak istermiş gibi bakar size.... Fark ediyorsunuz bunu.
İşte dikkatinizi alıp kendisine hapseden manzara... Sahil boyu uzanan, inci mercandan bir kolye gibi etrafını saran o katı, o sert kayaları merhametli ve şefkatli bir ana gibi kucaklayıp sarıverir Akdeniz.
Oldukları yere zincirlenmiş yüzü kara kayaları teselli eden belki de bu beyaz şefkatli kollardır. Bu masum kucaklaşma asırlarca devam eder gider. Bu güzel manzaranın son şahidi de siz olursunuz.
Yakıcı güneşin hararetinden korur sizi Akdeniz'in bağrından serin bir nefes. Olduğunuz yere çiviler rüzgarın yanağınızı ve saçınızı okşayışı.
Gönül bir sandal gibi açılıyor mürettebatı anılarla. Sallıyor anı yelkenini Akdeniz. Mürettebatından biri düşerken bir diğeri biniyor dalgalar arasından.
Ve bulutlar... O mavi atlasa eşlik eden beyaz bir dans grubu oluyorlar. Pamuktan elbiseli mavi gök Akdeniz'in en vefalı yaridir. Kavuştukları mekan ufuk noktasıdır. Aslında sizi sizden alan güzellik de zaten burasıdır. Ne gariptir ki balıklar oltanıza uğramamaktadır ve siz buna üzülmezsiniz. Asıl tutmak istedikleriniz vardır hani. İşte onlar kaçar gönül oltasından... Hem de göz göre göre....
Bu yolculukta olanlar sizi yormaz. Dert çuvalının ipini keser ve boşalmanızı ve rahatlamanızı sağlar yine bu vefalı dost. Kendinize geldiğinizde Akdeniz'in anı turu da son bulmuş olur. Derin bir nefesle, dünya varmış dersiniz. Nitekim gözle göremediğiniz bir enkazın altından kalkar gibi hissedersiniz kendinizi. Bir sonraki seyahatinizde buluşmak için randevulaşırsmız Akdeniz'le...
İçinize, bu gönlü açık dosta yürekten bir minnet hissi dolar.
Düşünün bir kere, onca ikramının karşılığında zamanınızdan başka hiçbir bedel almaz. Sayısı azdır böylesi dostların.
Eda Rümeysa Albayrak / Niğde
NERGİS
Nergis yalnızlığı seven sen misin?
Gözyaşını sulasın topraklarını
Gönlüme işleyen has desen misin?
İlkbahar yeşertsin yapraklarını
Nergis yalnızlığı seven sen misin?
Ufuk yine kara yine karanlık
Güneş hiçbir zaman doğmayacakmış
Umut bir anlıkmış, umut zamanlık
Gönlüme mutluluk yağmayacakmış
Ufuk yine kara yine karanlık
Gönlünde ummanın derinliği var
Bütün yollarımı tıkadın neden?
Ufkumda sonbahar serinliği var
Nergis ne istedin aciz bedenden?
Gönlümde ummanın derinliği var
Cananı unutmak kolay mı sandın?
Sevdaya düşmeyen anlayamazmış
Ne yaptım ki sana benden usandın
Gece yine soğuk yine ayazmış
Cananı unutmak kolay mı sandın?
Geceler ürperti vermezdi bana
Tükenmek bilmeyen uzun geceler
Ne olurdu bir kez bakıp arkana
Çözülse dilinden tüm bilmeceler
Geceler ürperti vermezdi bana
Ömer Karataş / Antakya
BİR DÜNYA İSTİYORUM
Bir dünya istiyorum;
İnsanların birbirlerinden öc yerine, gül aldıkları,
Hüzünlü gözlerin gözyaşları yerine tebessüm saçtıkları,
Kalplerin intikam için değil, kardeşlik için çarptığı
Bir dünya istiyorum...
Bir dünya kuruyorum; zorda olsa bulanık düşlerimde
Bebeklerin öksüz kalmadıkları, İnsanların cana kıymadıkları,
Özgürlüklerin, düşüncelerin kısıtlanmadığı,
Bir dünya istiyorum...
Suçluların baştacı yapılmadığı,
Allah yolunda olanların ezilmediği;
Kelamullah çeken dudakların kilitlenmediği,
Bir yaşam istiyorum; aydınlık ufuklarla dolu
Alınların seccadeyle buluştuğu,
Günahların emir, sevapların yasak olmadığı,
Bir dünya istiyorum...
Fazlasını istemiyorum sizden
Sadece Rabbim... Rabbim... diyen yüreklerin kurşunlanmadığı,
Bir dünya istiyorum...
Bana bahşedilen özgür bir hayat istiyorum...
Döne Alkan / Adapazarı