Sızıntı Arşivi

Aralık 1999 · s. 42 · 3 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

Sonuç olarak, konuyla, seçilen kelimeler ve kurulan cümleler uyum içinde...

'Sevgiyi öğretmek, yaşamaktır, yaşamın ta kendisidir' cümlesi de vurgulu ve muhtevalı bir sese sahip...

Evet, birkaç örnek eksikliği dışında yazı gayet güzel... Tarihten veya günümüzden birkaç misal içine sedef kakmalar şeklinde yerleştiril-seydi yazının buutları daha da genişleyecek ve içerik daha da zenginleşecekti... Ama yine de yazının sahibini tebrik etmeden edemiyoruz. Ona yazı hayatında başarılar diliyor, sevgi ve selâmlar sunuyoruz...

BEN

Ben bir umut olmalıyım

Karanlık kalplere yol gösteren,

Bir bahar gibi doğmalıyım

Saflığın simgesi bir beyaz gül gibi.

Ben bir ışık olmalıyım

İnsanın içinde

Bir yıldız gibi belirmeli

Yürekleri aydınlatmalıyım.

Ben bir rüzgâr olmalıyım,

Koşmalıyım dağların eteğinde

Çayırların arasında,

Kuşların kanatları arasında

Dolaşmalıyım güneş doğarken.

A. A. /Bafra

Arı ve akıcı bir söyleyişiniz var. Keşke biraz daha şiir felsefesi sızsaydı mısralarınıza. Birkaç mısra bir noktayı dövseydi. Bir çekirdeği didik didik eden zamanın parmakları gibi deşseydi, bir düğümü çözer gibi. Kozmosun önündeki kaos perdesini parçalar gibi...

Şunu demek istiyorum. Yunusça söyleyiş gerek bize. Ama bugün Yunus'un söyleyişi N. Fazılca"ya dönüşmeli. Kırık Mızrap'taki söyleyişe dikkat edilirse, duruluğun yanında, derinlik, derinliğin yanında felsefî boyut iç içe. Buna kısaca Doğu ve Batı sentezi desek daha doğru olacak. Şiirinizde "Kuşların kanalları arasında dolaşmalıyım" güzel söyleyişini yakalamışsınız. Bir rüzgâra benzetmişsiniz kendinizi.

Rüzgârın 'ğ' ile yazılanına telmihte bulunup bu kuşu, bir kanadı ezel, bir kanadı ebede uzanmış zaman kuşuna benzetebilirdiniz. Şiir bu yatay anlam geçişleriyle, hem mânâ ve muhteva yoğunluğuna erer, hem de modern ve orijinal bir imaj örülürdü.

Sizden derinliği olan yeni şiirler bekliyoruz. Selâm ve sevgiler...

MESUT NİNNİ

Hâlâ yağmurlu gecelerde duyduğum.

Öyle bir güzel ninni ki çocukluğum

Yıllar geçti unutmadım bir türlü,

O gamsız, o avare, o deli gönlü,

Hangi çocuğun saf kalbindesin şimdi

Ey billurdan kahkaha, ey mesut ninni?

Çoğu günler uzun uzun ağlarım da;

Bir mesut ses dolaşır kulaklarımda.

Nasıl da değişmiş küçücük ellerim:

Nerede tahta atım, topacım, çemberim?

Eski âlem çöker üstüme ağır ağır

Seni andıkça gözlerim dumanlanır.

Gel de bir saniye olsun gir gönlüme,

O sonsuz sevincini getir gönlüme.

Gel ev çocukluğumun mesut ninnisi!

Ninnilerin en güzeli; en sevimlisi.

Çocuk olayım da hiçbir şeyim olmasın,

Çocukluk... Çocukluk... kulakların çınlasın.

Ahmet Karaca / Afyon

Üzerinde iyi çalışılmış bir şiir. Hece bitti diyenler ve serbeste koşanlar böyle şiirlere bakıp ibret almalılar. Demek ki "at binenin, kılıç kuşananın" sözü ne doğru birsözmüş... Kelimeler sahibinin eline geçince nasıl da yoğrulup şekilleniyor. Cümleler işi bilenin dilinde ve kaleminde nasıl da bir gerdanlığa dizilmiş inciler gibi estetik ve sanat yüklü oluyor... Evet, şiiri âdeta yontmuşsunuz... Ve ona tatlı bir musiki katmışsınız... Yahya Kemal musikisi ve Cahit Sıtkı ritmi bu şiirde âdeta kendini hissettiriyor. Kelimeler yer yer N. Fazıl'ın söyleyişini, yer yer Orhan Veli'nin serbest söyleyişini çağrıştırıyor. Belli ki hazmetmişsiniz şiiri... Belli ki tek yönlü okumamışsınız. Ve bu potada çeşitli üslûpları ve deyişleri eritip şekillendirmişsiniz.

Evet dostum, herbir mısraı ahenk ve musiki ritmiyle örülmüş güzel şiiriniz için sizi tebrik ediyor, böyle güzel şiirlerin devamını temenni ederek size kucak dolusu sevgi ve selâmlar sunuyoruz.

BİTTİĞİM NOKTADA DİRİLECEKSEM

Güneş ve berrak bulutlar şekillenirken

Düşlerimin avuçlarında

Yorgun adımlarımın ardı sıra

Gözlerimin uğrağına dönüşüyor gök yüzü.

Güne§ el sallıyor ve sanki sonra

Bir şeyler fısıldıyor,

Çözemiyorum...

Duvara yaslanmış yorgun bedenim.

Gözlerim gözlerine çakılı gök yüzünün.

İster bu berrak semâlarda gönlüm,

Daima şakısın bülbülü, nâdîde gülün.

Lâkin, doğrudur güneşin el salladığı!

Şimdi ondan sorarsan;

Dertli bir sazın en yanık çığlığına eş,

Dudağında sitem bestesi, hazân güftesinin.

Üzgünüm! Doğrudur sindiği, saklandığı

Ah! Güneş şimdi düşlere virgül koyup

Süzülüp gitmededir.

Yasemin Ağlan / Konya

"Gözlerim gözlerine çakılı gök yüzünün" Ne güzel bir söyleyiş bu. Makro ile mikro âlem arasındaki iç içeliği anlatan çok güzel bir imaj var bu mısrada. Damdan düşer gibi başladım incelemeye. Ama elimde değil, şiiri okurken beni yüreğimin bam telinden vuran mısralara dayanamam. Hemen baklayı ağzımdan çıkarırım, gerçeği söyleyiveririm. İşte gerçek: Dostum tek bu mısra bile sizin gelecek vadeden bir şair olacağınız hakkında kuvvetli bir gösterge, bir söyleyiş. Yazmaya ve bizlere göndermeye devam edin. Sevgi ve selâmlar...