Ekim 1998 · s. 426 · 4 dakikalık okuma
His Ve Düşünce Ufku

HIZIR! BEKLERKEN
Nasıl başlamalı gülüm.
Bir fetret dönemidir. Çekip çevrelemiş bizi. Şiir, mazide kalan hatıraları süsleyen bir nostaljidir şimdi. Yer suskun, gök suskun, yıldızlar bir başka kederin şarkısını mırıldanıp durmakta. Gece, “saçları dağınık bir kadın gibi”, girmiyor şiire ve”ceset süründüren, delirten, meczup hâle getiren Tahir'in sevdası “da anılarla birlikte bırakılmış bir kenara.
Ajandalarımızda mutfak malzemeleri, borç listeleri; bütün bunlar bir yere kadar iyi de unuttuğumuz ya da unuttuğumuzu sandığımız bir şeyler var: ŞİİR.....
Artık var olmayan sakallarımızı, doğmayan
çocuğumuzun küçücük parmakları arasına bırakarak “bir şairdim ben, kalbi dumanlı
odalarda büyüyen” demenin vakti gelmedi mi
yoksa?
Menekşeler, papatyalar nerede? Hangi çemen zarda açmaktadır şimdi. Çocukluğumuzun kış gecelerinde bembeyaz tepelerde şavkıyan ay ışıkları, köy odalarında aksakallı ihtiyarların cenge gönderdiği Ebu Müslimler, ne vakit dönerler? Hangi dağın eteklerindedir şimdi, bir türkü ile geçit isteyen Kerem....
Kaybolan sadece çocukluğumuz mu yüreğimiz mi? Sabahın daha güneşin ilk ışıklarıyla birleşmesi -vaktine erişmeden-, evimizin az ötesinden, mezarlığın kenarındaki söğüt ağaçlarının dallarında kaybolmuş olsa da yazmalıyız gülüm.
Çünkü ''Hızır” aramızda ve “Roza” dilimizde dolaşıyor hâlâ (çok şükür). Ve hâlâ şiir yazmaya devam ediyor bir “derviş''...
Birileri çıkıp “........ abi şiir bitti mi?” diye soruyorsa, yazmamızın tam vaktidir.
Rahvan atlar gibi girmeli şiire, mısralar, kardelenler tekrar filizlenmeli yüreğimizde. Turna sesleri ulaşmalı kente-Mektuplar postaya verilmeli artık. Geceler şairi ve anılar ustası konuşturmalı kalemini, bir derginin gittikçe azalan kül-tür-sanat sayfalarında.
Nasıl veya nereden başlamalı değil, başlamalı artık. Besmeleyle başlamalı hayata, besmeleyle başlamalı şiire, besmeleyle yürümeli toprağa.
Merhaba denilmeli tekrar yüreği yüreğinde kalan insanlara. ..
Çiğdem / Kayseri
Denemeniz gayet güzel. Anlatımınız bazen girift bir iklime, bazen dupduru bir söyleyişe bazen uygun benzetmelerle göz önünde beliren çizgi çizgi vizyon şölenlerine sahne olmuş. “Saçları dağınık bir kadın” imajı bu günün yetim kalmış şiiri için ne kadar uygun bir teşbih. Ayrıca “gittikçe azalan kültür-sanat sayfaları” görüşünüz tam yerinde bir tespit olmuş.
Yazınızın giriş bölümündeki “nasıl başlamalı” tarzında girişiniz konuyu tespit etmenize rağmen biraz sınırlandırmadığınızın işareti gibi.
Çünkü ikinci cümlede şiir ve hikâye konusundan yakındığınız hâlde metin boyunca sadece şiiri ele almışsınız. Fakat tereddüdünüzü çok çabuk yenmiş, konuyu “Şiir ve şiire olan ilgi azlığı” istikametinde yönlendirmişsiniz. Biz ikinci cümledeki “hikâye” kelimesini kaldırarak giriş, gelişme ve sonuç bölümündeki yekpareliği koruduk. Belki bir başka sefere “hikâyenin öksüz kalışını” ele alırsınız.
Yeni yazılarınızı bekliyor, Sızıntı'dan sizlere kucak dolusu selâm ve sevgiler sunuyoruz.
ZİNCİR
Yüreğim bir zincir
Kopmak bilmeyen halkanın
Paslı demiri
Taşlar ağlamasını bilirmiş derler
Pas tutmuş demirin
Söylentisi nedir?
Aşk
Zincire tutunamamış
Kilidimi bir türlü açamamış, yılgın!
Sevginin altın bir gül oluşu
Kalbimin basitliğinden gelir
Yüreğim sızlasın, Rabb
Aşkını bir sonbahar akşamı
Kalbimde hissedeyim...
Zincir, ah zincir
Zehir saçmışsın etrafına
Güllerimi basitleştiren
Sevgimi hafifleten
Yüreğimi ezen Yalnız sen,
Yalnız sen...
Şiirlerime sevgi kat derdim
Hüzünlerim olsun, ağlamayı isterdim
Kalbime hiçbir zaman
Mevsimin güzelliğini getiremedim
Allah’ım seni seviyorum
Demeyi
Ama bütün zincirleri kopartıp
Yalnız saflığımla SANA gelmeyi
Çok isterdim!
Elif Alaca / Samsun
Duru bir söyleyişiniz var. Tabiî bu duruluk içinde derinlik ve muhteva yoğunluğu da mevcut.
Bu duruluk içre yoğunluk şu mısralarda oldukça belirgin: “Taşlar ağlamasını bilirmiş derler,
Pas tutmuş demirin “Söylentisi nedir?”, “Sevginin altın bir gül oluşu”, “Aşkını bir sonbahar akşamı, kalbimde hissedeyim”.
Yunusça söyleyişinizden dolayı sizi tebrik ediyoruz. Serbest şiirde daha çok muğlâklığın hâkim olduğu ve anlaşılmazlığın moda hâline geldiği günümüzde bu tarz alışılmışı kıran hamleniz, bize sizdeki kabiliyet hakkında oldukça ümit verdi.
Kırık Mızrap'taki ruh saffeti ve duruluk içinde derinlik, sizin şiirinize de aksetmiş.
Bu güzide üslûbu daha da olgunlaştırıp bizlere yeni yeni şiirler göndermenizi temenni ederiz. Sevgiler ve selâmlar.
AYNALAR
Hep aynalar, aynalar,
İç içe sır; aynalar.
Beni başka gösteren,
Değiştiren aynalar.
Kâh solum sağ, sağım sol.
Kâh eğri yol, doğru yol.
Yüzlerde kırışıklık,
Gözde halka, sarar, sol!
Ayna, şekli, ruhumun.
Taklidi vücudumun.
Sonsuzluk; enginliği,
O sönük umudumun
Nezih Nuri Kırmıza / Isparta
Şiirinizde N. Fazıl çizgileri mevcut. Teknik açıdan zayıf olmasına rağmen içindeki mana itibarıyla güzel...
Bu tarz şiirlerde kafiye ve kafiye şeması vurucu olmalı. Espri bu teknik muhtevanın ötesine taşınmalı. Okuyucu şiirin dış çizgilerinde hata görürse veya zayıflık hissederse içindeki his ve düşünce esprisini nazara almaz. En son dörtlükte bu teknik zayıflık biraz daha yerini güzelliğe terk etmiş. İyi bir tenkitçi olmalı insan kendi şiiri için ...
Gerekirse onarmalı ve yer yer düzeltmeler yapmalı. Düzeltilmeyecek kadar zayıf olanı gözden çıkarıp çöpe alabilmeli. Aynı temayı tekrar ele alıp yeni yeni şiirler söyleyebilmeli.
Tabiî ki bu bir ceht ve gayret işi. Bunun için de azimli olmak gerek.
Mısraların
kısa oluşu belki ritmi ve teknik muhtevayı aynı oranda yüksek tutamamaya bir
sebep teşkil etmiş. 
Kısa mısra, usta şair işidir. Belki en zor şiirler, kısa ama vurucu ve esprili mısralardan müteşekkil şiirlerdir.
Size ilk başlarda mısraları biraz daha uzun tutmanızı tavsiye edebiliriz. Belki birçok denemeden sonra vecize gibi özlü mısralardan şiirler örmek ve N. Fazıl gibi şaşırtıcı imajlar çizmek, şiirler dokumak size de nasip olur, kimbilir. Gayret ve azminizi yitirmeyin. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Selâm ve sevgiler.
“SUS”
Titrer lambanın alevi,
Ensemi bir esinti yalar,
Ürperirim.
Ve bir tokat çelikten '
Kanım çekilir.
Utanırım insansı düşlerden,
Zamana ve mekâna aldandım ya,
Dağılır beynimdeki sis,
Bir ses duyarım “sus”.
Akın Akbulut / Isparta
Kısa ve özlü bir şiir. En vurucu ve manayı odağında toplamış olan mısraı en sonuncusu... Susmak, gerçeklerin hitabı karşısında olunca en olgun bir hareket...
Tabiî bu suskunluk içinde daha ne çağrışım tayfları mevcuttur kimbilir. His ve Düşünce Ufku'nda böylesine seviyeli şiirler çıkması beni ne kadar sevindiriyor bir bilseniz.