Sızıntı Arşivi

Nisan 1998 · s. 138 · 4 dakikalık okuma

His Ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

ANNEME

Külleri uçuşan varlığa dair

Bir şiir yazmanın özlemi vardı

Ve maviyi kızıl yapan bir şiir

Göğsümün tâ içinde yanar yanardı

Külleri savrulan yokluğa dair

Esiriydin bazen kısa bir anın

Bazen sonsuzluğun tatlı sesiydin

Tek şarkıda tükenirdi zamanın

Aydınlık odanın habercisiydin

Esiriyken bazen kısa bir anın

Ruhumu yıkayıp çehremi yakan

Kan değil belki de günahlarımdır

Ve bu kızıl nehir sessizce akan

Senden uzakta biten sabahlarımdır

Ruhumu yıkayan, çehremi yakan

Rakkaslar raksıyla eğlene dursun

Annemin gözleri gülleri arar

O güller ki elçisidir baharın

Ve benim dönüşümün muştusu bahar

Rakkaslar raksıyla eğlene dursun

Ellerine düşsün sessiz gözyaşların

Toprak gözlerine hüzün değer de

Yalnız, yoksul öldüğümü duyarsan

Yine böyle alelade bir gece

Ellerine düşsün sessiz gözyaşların

Murat Çokol / Sakarya

Romantik bir hava içinde kaleme alınmış şiiriniz gayet güzel. Hayal Örgüsü, imaj güzelliği ve kelime seçişteki has­sasiyetiniz oldukça iyi. Bunun yanında muhteva ve mesaj da arzulanan tonda verilmiş... Biraz melankoliyle bitmiş şiir. Bu da şairin hâlet-i ruhiyesi ile ilgili olduğu için tenkit edemeyiz. Ancak ümit fısıldayan şiirler yazmanızı tavsiye etmek de bizim en tabiî hakkımız. Nakaratınız şiire ayrı bir renk ve kuvvet kazandırmış. “Ellerine düşsün sessiz gözyaşların” en güzel mısranız diyebilirim. Bu mısra bize Orhan Veli’nin “Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma ellerinizle?” mısraını tedai ettirdi... Sizden daha güzide, teknik ve muhteva yönüyle daha olgun ve yüklü şiirler bekliyoruz, selâmlar..

ÇİLE

Turnalar çığlık çığlık

Dağların ötesinde.

Dinle sen şafakları

Her çığlıkta ben varım

Bir hayâl ülke var ki

Oralarda bir yerde

Huzur iklimlerine

Kanat çırparım.

Sen nereden bileceksin

Kime ne hasretimden?

Ben Öyle pupa-yelken

Tut ki yâr eninlerin

Yine tutsağı oldum

Bir meçhulde kayboldum...

Yokluğumdan kime ne?

Kime ne hasretimden?

Döner mi Hızır Reis

Esrarlı enginlerden?

Kime ne o yiğitten?

Heya mola, kime ne?

Yüreğim lime lime.

Ertuğrul Kaya

Şiiriniz bize Paul Verlaine’in ‘Gök Öyle Mavi’ şiirini hatırlattı.

“Gök öyle mavi öyle durgun

Damlar üzerinde

Yeşil bir dal sallanadursun

Damlar üzerinde

İşte hayat! Aç gözünü gör

Bak ne kadar sade

Her günkü sakin gürültüdür.

Şehirden gelmekte

Ey sen ki durmadan ağlarsın,

Döversin dizini

Gel söyle bakalım ne yaptın,

N’ettin gençliğini.”

Bu şiirdeki tabiata açılış, ondan duyuş ve düşün­celer ve deneyişlerle ‘Çile’ isimli şiiriniz arasındaki benzerlik cidden dikkat çekici. Ritm yönüyle de bazı benzerlikler var. Bunda sakın bir etkileşimden söz et­tiğimiz sanılmasın. Şiirinizdeki yakalamış olduğunuz ritm, ses ve muhteva ve üslûp güzelliğini vurgulamak için bunları söyledik. “Kime ne?” nakaratınız şiirini­ze ayn bir hürriyet havası ve serbestlik kazandırmış. Sizden daha güzide ve seviyeli şiirler bekliyoruz. Sevgi ve selâmlar..

KURBANIYIZ

Çaresini tüketmiş, son demini yasayan

Bir kalp albümünde resimdir yüzün.

Deniz gözlerinde boğulmayı rahmet sayan.

Kalemimdir adı, sana koşan öksüzün.

Masal merdivenlerinde son basamaktan

Bocalayarak düştüm, içimde hüzün.

Dibinde kör kuyulara gebe yasaktan.

Rüzgârlar ile kaçıvermek istedim dün.

Son bir yaprak, bir bahardan artakalan.

Savruldu ben gibi, ardından güzün.

Yağmura hasret kalmış çatlak topraktan.

Tiz sesleri yükseliverdi gündüzün.

Korkunç bir sel! Aşkımın vadisini basan.

“Ayrılık” isminde... Yanacak olan bu közün.

Denizlerle dostluk kurdum, ortaklığa varan.

‘Kurbanı olduk biz gülüm!’ Kahredici bir sözün.

Nilgün Şahin / İstanbul

Bir hüzün atmosferi çizmişsiniz mısralarınızda... “Ayrılık”, “çaresizlik”, “boğulmak”, “körku­yular”, “son bir yaprak”, “yağmura hasret toprak” gibi tamlama ve terkipler ile örmüşsünüz şiirinizi.. Evet, şiir bizi istediğiniz iklime çekiyor.. Ama bir ümit ışığı, bir muştu aydınlığı istiyor gönül, şiirden bize yansıyacak olan... Bizi karamsarlığa çekip o noktada kedere mahkûm etmek, hüznünüze ortak edip bırakmak şairine ne kazandırır? İşte burada “Sanat sanat için mi, yoksa sanat toplum için mi?” tezi tekrar gündeme geliyor. Burada “güzeli yakala­manın; gönle inşirah vermek ve vicdana ufuk açmak olduğu” fikri tekrar bir pusula iğnesi gibi titreşiyor... Bence şiirinizde kullandığınız terkip ve deyimler ve imajlar gayet güzel.

Tema: Hüzün ve ayrılık. O da nefis... Ama bir şey eksik: Ümit... İşte biz sizden bu eksiği de şiirle­rinize katıp öylece yoğurup, şekillendirip bizlere sunmanızı tavsiye ediyoruz. Selâm ve sevgiler...

ŞEHİR ÇİÇEKLERİ DE AĞLAR

Şimdi bu satırları, ertelenen gözyaşlarını aksın diye yazıyorum. Ve bekliyorum.... Yağmu­ru... Bir umut... Bir ben... Bekliyorum... Çünkü; yağmursuz duygularım öksüz kalıyor Yağmur­suz ümit çiçeklerim açmıyor, işte yağmur yağı­yor! Yıldızlar ağlıyor...

Masumluğunu yitiren gözlerimde, sararıp soluyor hatıralar. Yaşamak bir ağrı gibi dolaşı­yor kanımda. Artık hatıralar avutmuyor beni.

Acı dolu gözlerle bakıyorum hayata. Havut ki başınım üstünde dönüp divan pervane misali üç günlük, üç nefeslik, kısa bir zaman.

Ben havailerimi gökyüzüne ulaştıramadım. çünkü gökyüzü görünmüyordu. Gönlümü dağ­lara veremedim, çünkü dağlar yoklu.

Bu yüzden mısraları derime kazıdım.

Kanasın dîye yüreğim, ağlasın diye gözle­rim...

Mısraları derime kazıdım...

Sonra çiçekleri gördüm. Beton yığınlarının arasına sıkıştırılan laleyi, gülü. menekşeyi.

Derin bir sızıları vardı, konuşamadım on­larla. Anlatamadım hıçkırarak hicranımı. Ben de sizdenim, diyemedim. Koklayamadım; bir ceset gibi gömülmüştüler toprağa.

Bitmeye mahkûm kısa bir hikâyenin son ke­limesi gibi. can çekişen yüreğimin son çırpıntısıydı bu çiçekler...

Aslında toprak öldüren değil, dirilten yeşertendir umutları.

Ve karmakarışık duygular içerisinde boğu­lan ben, somutlaştıramadım düşüncelerimi. Güt yüzlü seherlere açamadım kalbimi. Müjdeleyemedim göllerimle baharın geldiğini....

Ve öylesine haykırdım ki titredi beton yığın­ları.

Ertelenen gözyaşlarını süzülmeye başladı yanaklarıma.

Nemli gözlerle baktım dünyaya.

Ve dedim:

Bilinki, benim gibi şehir çiçekleri de ağlar.

Gönlünü dağlara veremediği için...

Gurup daki renk cümbüşünü göremediği için...

Şehir çiçekleri de ağlar.

Zeynep Kuş

Yağmurla başlayan yazınız gözyaşlarıyla bitmiş. Bir hasretle, bir çiy damlasına özlemle kalemin kâğıda değmesi ve yanaklarda şebnemlerin belirmesiyle yazının noktalanması... Ne güzel bir hasretiniz var dostum. Ne güzel duygu ve inişleriniz var. Bunlun yazıya dökerken terennüm ederken kul­landığınız üslup ve teknik de güzel.

Hepimiz yağmura hasretiz ve bu kutsî damlalar pek yakında çisil çisil yağacak gönlümüze, ruhu­muza, ovamıza, obamıza....

Estetik yönden kayda değer olan bu tarz eser­lerinizin, muhteva yönüyle daha dolu olanlarım köşemize bekliyoruz... Sevgi ve selâmlar.