Şubat 1996 · s. 42 · 6 dakikalık okuma
His Ve Düşünce Ufku
Başaklar Kurumadan
Sana geliyorum...
Yağız çiçekler açıyor.
Büyük okyanuslar ortasında...
Güneşler şafaklarımıza çekiliyor
Seher alacalığında söyleniyor şarkılarımız.
Başımda dönen sevda ile
Sana geliyorum...
Yaz güneşini sıvazlıyorum..
Toprağın özünden silkinerek..
Acı tadında yaslanıyorum yaşama...
Gül endamında
Gök mavisinde...
Gergef işleyen ruhuma dokunuyorum..
İşte sana geliyorum..
Başım asırlardır dimdik, asırlardır onurlu.
Öksüz kalmış yaşamın sığınağı.
Ufkun otağında’artık.
Toprağın ölü yüzünü sıvazlıyor başaklar
Bekle beni.
Üryan sonbaharına yetişen nur
Asırlar öncesinden toparlanıp
Sana geliyorum...
Hasan Samur/Antalya
Şiiriniz gayet güzel. Onun için ilk şiir olarak yayımladık. Yeni söyleyişleriniz dikkat çekici. “Yağız çiçekler, seher alacalığında söyleniyor şarkılarımız, yaz güneşini sıvazlamak, toprağın özünden silkinmek, ufkun otağı” gibi mısra ve imgeler buna misal verilebilir. Siz şiirdeki imaj konusunu kısmen halletmişsiniz. Ne güzel... Şairlik otağının merkezine demir atmaya ramak kalmış. “Haydi gayret!” diyorum. Ve sizden mana ve muhteva yoğunluğu, şekil ve estetik elbisesiyle tam uyumlu güzide şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
O’NA
Sevgi ektin kalbime
Minberden sözlerinle
Yeşerttin öz duygumu
O yağmur gözlerinle
Gözyaşların sel oldu
Yıktı küfür dağını
Sevdan kalbime kurdu
Altın nesil çağını
Murat Taba/Erzurum
Şiiriniz klasik bir halk söyleyişiyle kaleme alınmış. Fakat duygu yüklü, his yüklü. Kadirşinas ifadelerinizde vefa solukları esiyor. Bazı kelimeleri sıkça kullanmışsınız. Bunun yerine eş anlamlısını kullanarak monotonluğu kaldırabilirsiniz şiirinizden. Mesela “sevgi” yerine bazı yerlerde “sevda’ kullanılabilir. Biz bunu şiirin üzerinde gösterdik. Eğer şiiriniz üzerinde daha hassas durulsaydı tesiri çok güçlü bir ses ve soluk olurdu. Zira şiirde kelime seçimi estetik yapıyı zenginleştirir. Bu incelik ve güzellik de insan ruhuna daha tez nüfuz eder. Sizden Y. Kemal sabrıyla şiir yazmanızı, Kırık Mızrap duruluğu ve olgunluğunda mısralar kaleme almanızı salık veriyor sevgi ve selamlar sunuyoruz.
GECE VE AYET
Gece ılıg bir maye
Tokunuruk terpenir.
Gözlerime dolar karanlık.
Ruhum karanlığın işgalında
Çöllerde kaldı sükut
Sükut karanlıkta kulak tuttu çölde
Sükut karanlıkta.
Gözlerim bulaşıp geceye
Ne tatlı ne hoş Rabbim.
Gece boğarken sesleri
Ay parlıyordu.
Hayırdı ay önünde düşünmek
Şer değildi hayırdı...
Işık ki,
Beynimdeki fikirmerde itkin değil.
Günahıma tokunsa da
Kendi değişmez ay ışığının.
Günahlar üstte namert olmaz ay ışığı
Günahlar üstte namert olmaz
Günahlar üstte
Ay parlayır gecenin başında
Ruhum içimdeki öz yerleri gezir
Ruhum özümü teyeran edir
Ruhum öz yerlerini...
Gece ılıg bir maye
Tokunuruk terpenir Rabbim
Niyat eylerim dua eylerim
Gecenin içinde ayet var Rabbim
Bu gecenin içinde ayet var
Gecenin içinde ayet...
Hanemir Tezer
Şiiriniz gayet güzel. Bazı yerlerini haddimiz olmayarak düzelttik. Nakaratlara monotonluğu kırmak için bir estetik vermeye çalıştık. Sizde geniş bir hayal mayesı var Gecenin içindeki ılıg maye gibi. Bu mayeyi işletirseniz ay ışığının gecenin bağrına ördüğü kanaviçe gibi sayfalara mısra mısra güzide şiirler öreceksiniz. Tekrarları, makineleşmek ve materyalizm homurtusunu işlemek için kullanan ve haksız olarak şöhrete kavuşturulan şair kırıntısına taş çıkartacak ve aynı üslubu hak ve hakikat için kullanacak olan size bol ilhamlı günler ve muhtevası olgun şiirler diliyoruz.
İLHAM DÜNYASINDAN
1- “İman hem kuvvettir hem nurdur. Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir.” Üzüm bağlarına asılı keseler birer iman abidesidir. İskender’in hata ettiği nokta bu. Orhan’ın çocuğu İskender ebedi kalamadı; kalamazdı da. Deha imanın talebesi, iman mürebbiye... Bunu bilmeli İskenderliğe yeltenenler. Cihan şümullük de buradan geçiyor, Sezer ne kadar deha ise Gandi o kadar iman. Dehayı hançerledi oğlu, iman sapasağlam.
2- Pahalı insanlar dolu yaşadı. Harpte yazılan kitap, kartal bakışlı adam. Zindanlar, mahkemeler, sürgünler, bitmeyen azim. Havanda su dövenler, kitap okuyanları zindanlara tıktı. Allah mehil verdi, ihmal etmedi. “Çöp arabasıyla da olsa getireceksiniz” diyen zavallının cesedini ancak bir çöp arabası taşıyabildi.
3- Biri mecnunane bir işe daldı. Kurtla kuzuyu doğar doğmaz ayırdı analarından. Aynı ağılda büyüttü ikisini de. Kardeş gibi aynı tastan süt içti kurt ve kuzu. Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı. Zaman yarışa başladığı andan beri yakalayamadı kendini. Büyüdü kurt, kuzu koyun oldu. “Tamam” dedi o biri: “Allah’ım muhalefet ettim.” Yazık... Bu kibirle geçti günler. Ve bir gün... Açtı ağılın kapısını, önce umursamaz baktı etrafa, sonra büyüdü gözleri büyüdü büyüdü... Kurt ağzından damlayan kanlarla arz-ı endam ederken, koyun, ak yünleri kana bulanmış can
- . İLHAM DÜNYASINDAN
1- “İman hem kuvvettir hem nurdur. Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan oku yabilir.” Uzürn bağlarına asılı keseler birer iman abidesidir. Iskender’in hata ettiği nokta
Orhan’ın çocuğu Iskender ebedt kalamadı; kalamazdı da. Deha imanın talebesi, iman mürebbiye... Bunu bilmeli Iskenderliğe yeltenenler. Cihan şürnüllük de buradan geçiyor, Sezer ne kadar aeha ise Gandi o kadar t- man. Deha yı han çerledi oğlu, iman sapasağlam.
2- Pahalı insanlar dolu yaşadı. Harpte yazılan kitap, kartal bakışlı adam. Zindanlar, mahkemeler, sürgünler, bitmeyen azim. Hayanda su dövenler, kitap okuyanları zin-. danlara tıktı. Allah mehil verdi, ihmal etmedi. “Çöp arabasıyla da olsa getireceksiniz” diyen zavallının cesedini ancak bfr ğöp arabası taşıyabildi.
3- Biri mecnunane bir işe daldı. Kurtla kuzu yu doğar doğmaz ayırdı analarından. Aynı ağılda büyüttü ikisini de. Kardeş gibi aynı tastan süt içti kurt ve kuzu. Günler haftalan, haftalar ayten kovaladı. Zaman yarışa başladığı andan beri yakalayamadı kendini. Büyüdü kurt, kuzu koyun oldu. “Tamam” dedi o biri: “Allah’ım muhalefet ettim.” Yazık... Bu kibirle geçti günler. Ve bir gün... Açtı ağı’
kapısını, önce umursamaz baktı etrafa, sonra büyüdü gözleri büyüdü büyüdu Kurt ağzından damla yan kanlarla arz-ı endam e’ derken, koyun, ak yünleri kana bulanmış cansız yatıyordu. Kan beynine sıçradı zavallının. Anladı hata ettiğini ve dönüp kurda şunları söyledi: “Sana babanın kurt olduğunu kim söyledi?” Sahi ona babasının kurt olduğunu kim söylemişti? Babaları kurt olanlara babalarının kurt olduğunu kim söyleyecek?
4- Bir garip devir, bir anlaşılmaz çağ. Pinokyoların burnu uzamıyor bu çağda. Estetik ameliyatı yaptırdılar Doktorlar kelimeleri kullandı bunu yaparken. Yazık edildi kelimelere. Ne manası vardı ağacı kalas yapmanın? Mektebe okul dedik imanımız mı arttı? Beyinler yıkanmış meğer.Şiir altında isimler kazınmış Karanlıktakiler postallarının altını toprağın üstüne vura vura yürüyor dağda bayırda ne arıyorlar? Elif ‘in dümdüz bir çizgi olduğunu öğrenen ufacık yürekleri bulup parçalayacaklar. Akbabalar daha insaflıydı onlardan. Ama unutulmamalı Aslan postuna bürünmüş eşeğin haddini değirmenci bildirdi.
5- Cehennemden seslendi Dante: “Yıldızını izlersen şerefli limana ulaşman muhakkak. Çok evvel ölmemış olsaydım Allah’ın bu derece lütfuna erişmiş olduğunu görerek, çalışmalarında sana gayret vermekten uzak kalmazdım” Keşke bunu ölmeden önce söyleseydin. iş işten geçtikten sonra bir manası yok bunu söylemenin. Firavun’un ancak cesedi sağlam kaldı, biliyorsun.
6- İnsanla irtibatı nisbetinde değer kazanıyor herşey. Herhangi bir yıldız olmaktan insanla kurtuldu güneş. Lamba oldu dünyaya. Taş bile insan bedeninin başında kazandı anlamını. Mezarlıkta...
7- Şimdi Sahra’da insanlık. Canı sıkılınca kumları sayıyor. Bir ağacın altında dinleniyor. Gölgelenilip gidilecek. Kumlarla oyalanmak niye Mücevherler beklerken az ötelerde idam sehpasının süslerine takılıp kalmak ne acı. Madem herşey insanla değer kazanıyor, yazık olmasın.
8- At üstündeki hayatı sebepler dairesinde bir çıban bitirdi. Biten bu hayatın sahibi: “Ya sen bizi şimdiye kadar kimle bilirdin?” demişti. Bunun için yaşamak. Gölgesiz gezen insanlar bunu anlayamazlar. Karanlıktalar. “Kendi kendilerinden nefretlerinin çevrelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada yalnızlar...”
Fethullah Halid/İzmir
Yer yer yem deyişlerle örmüşsünüz yazınızı. Vecize yazmak en zor işlerden biri... Siz bunu kısmen başarmışsınız .Fethullah Gülen Necip Fazıl ve Cemil Meriç tarzında keskin söyleyişleriniz bir kalb ve kafa imtizacının kıvılcımları. Sizden çağrışımları daha kuvvetli teşbihleri daha sağlam, atıfları daha nisbetli özgün yazılar bekliyoruz Selam ve sevgiler.
