Temmuz 1993 · s. 42 · 7 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku
HİS VE DÜŞÜNCE UFKU
Şiir, şair bakış ve duyuşuyla tesir eden inanç, kültür ve düşünce tarzlarına göre doğar ve şekillenir. Ne var ki, onu derinleştirip idrak üstü seviyeye ulaştıran tek kaynak ilhamdır damla da derya olur.
Haz. Mehmet ERDOĞAN
SİSE SİTEM
Bu yerlere sis ve duman çökeli,
Baharın zülfünü göremez olduk.
Yeşil renk bu illerden göçeli,
Bağ ve bostanlara giremez olduk.
Tavus kuşlarının hayali rüya,
Kargalara hasret şu köhne dünya,
Sanayi ismini takmışlar güya,
Katrandan başka şey göremez olduk.
Denizler denizler, paslı denizler,
Eksoz dumanından solgun benizler,
Ormanın çehresinde ölümden izler,
Geleceğe ümit veremez olduk.
Bulunur elbette bir çıkış yolu,
Ey ışık nesli sıva sen kolu,
Sen bahar eylersin bu beton çölü,
Bundan başka ümit göremez olduk.
Mehmet GÖKALP/Bayındır
Değişik bir temayı işlemişsiniz şiirinizde. Bu tarz şiirler köşemizde oluşacak monotonluğu kırıyor kanaatindeyiz. Fikirlerin denizler, göller, nehirler gibi bulanıklaştığı bu devirde bu tarz temaları ele alıp bunu metafizik bir çerçeve ile bütünleştirmek gerekir. Ekolojik dengenin bozulduğu, tabiatın hunharca katledildiği bir devirde sizin bu yakarış ve siteminizi kaç kişi duyar, kaç kişi anlar bilemem. Fakat bildiğimiz şu ki sizin gibi düşünen, ışığa sevdalı ve temizliğin imandan olduğunu idrak eden şahıslar çoğaldıkça dünyanın çehresi de değişecektir.
Selam ve sevgiler.
BU ÇAĞ-1
Bütün insanlar oyuncu
Ağaçlar, evler dekor.
Başı ağrıyor dünyanın;
Başım ağrıyor.
Koşturur durur benciller ordusu,
Sabahtan akşama.
Herkes kendi hesabına yanıyor.
Ortalık çirkef,
Yaşamak zor
Başı ağrıyor dünyanın;
Başım ağrıyor.
Birkaç mümin gördüm;
Garip, dertli...
Ve mü’mineler gördüm
Baş örtüsüne sarılmış ağlıyor
İmanları var,
Ellerinde kor.
Başı ağrıyor dünyanın;
Başım ağrıyor.
Hüdayi CAN/İstanbul
Şiirinizin üçüncü ve dördüncü bölümleri zayıf olmasına rağmen diğer bölümleri ile beraber köşemize aldık. “Başı ağrıyor dünyanın” mısraları güzel bir nakarat olmuş. İlk dörtlük oldukça ustaca kaleme alınmış. Sizden ilk dörtlüğü ile son dörtlüğü arasında san’at nakışlarıyla bir insicam olan güzide şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
ERİK ÇİÇEKLERİ
Nedense beklemiyor erik çiçekleri
İlk güneşte dolduruyor dalları
O güzelim o canım renkleri
Ölüyor görmeden baharı.
Zaman, çıplak dallarında bitiyor
Uzakta kuşların çığlıkları
Erik ağaçları biliyor
Mevsimsiz yalnızlıkları.
Bense sevdalar ülkesinin mahkûmuyum
Yüreğim sürgünde
Bir ümittir bu...
Belki günün birinde
Erik çiçekleri mevsiminde açacak
Sevginin bin rengiyle
Avuçlarımı dolduracak
Yarının ümidiyle
Ömer ÖZKAN/İzmir
Şiiriniz gayet güzel. Kelime seçimindeki hassasiyetiniz iyi. Serbest tarza iyi bir örnek olmuş şiiriniz. Sizde, hakikate uyanmış duygu başakları oldukça gür. Biz sizin bu metafizik çağrışımlarla bir gergef inceliğinde işlediğiniz şiir oyalarını köşemizde sık sık görmek isteriz.
San’atınızı hür düşünceniz ile meczederek bu ufka gönderin deriz. Yani His ve Düşünce Ufkumuza... Selam ve sevgiler.
ÜMİT YOLCULARI
Ayak seslerini duyuyorum gelenlerin,
Çok uzak bir yoldan geliyorlar.
Bulutlar gibi rahmet yüklü gönülleri var.
Sanki, zamana dur diyorlar.
Hamdullah ÇETİNER/Erzurum
Şiirinizin ilk dörtlüğü güzel. Diğer bölümler iyi işlenmemiş. Bilirsiniz ki şiiri şiir yapan ruhun, vicdanın, kalbin sesidir. Biz şiirde mısraların nabzında gönlümüzün sesini veremezsek bu bir canlılık belirtisi olan ritimden ziyade bir tokmak veya bir çekiç sesinden öte gidemez. Şiir, bir his ve düşünce çağlayanı, bir idealin his ve duygularla yoğrulmuş sonra kelimelerden bir gergef inceliğiyle örülmüş şeklidir. Onun için şiir yazarken metafizik konsantre şarttır. Size kelimelerin fiziğinden ziyade iç ve özlerini dikkate alarak yeni güzide şiirler yazıp bize göndermenizi tavsiye ediyorum. Selamlar sevgiler.
ÖMÜR
Ömür kuş misali
Uçup gidiyor elden,
Yine de biz insanlar
Çalarız ayrı telden.
Anlamadan katıldım
Bu hayatın çarkına,
Zaman su gibi aktı
Varamadan farkına.
Fatih Sultan HAN/Rize
Şiirinizde kafiye yapma arzusu ön planda. Bunun için iç ahenk iyi işlenmemiş. Şiir, ne bir raks ne bir düğün alayı teranesi ne de bir pop müziği gümbürtüsüdür. Yumuşak bir dokunuş, bir meltem okşayışı, bir ışığın öpüşü, bir suyun akışı, bir kokunun burcu burcu ruhu sarışıdır. Size his ve duygularınızın sesini şiire tam aksettirmenizi tavsiye ediyor, selam ve sevgiler sunuyoruz.
AĞLAMAK
Ağlamak; gözlerimden gönlüme
Akmakta yağmur gibi.
Çakan şimşekse kalbimden
Bırak! Aksın sel gibi.
Doldurabilseydim bütün âlemi,
Günahlarıma döktüğüm yaşla,
Boğulsaydım o denizde,
Yok çarem, bundan başka.
Ağla ruhum bedenimle,
Hangi yüzle gideceğim Rabbi’me,
Simsiyah olmuş kalbime,
Ağla ki bulunur bir çare.
Ah! Tembel nefis, katılaşan yürek
Bilmiyorsun, bu yol ne tümsek.
Islanmış seccadelerimizle.
Rabbimizin huzuruna varabilsek.
Nadir BİRCAN/İstanbul
Şiiriniz güzel. Kafiye örgüsü zayıf olmasına rağmen iç ahenk ve üslup uygunluğu bu eksikliği kapatıyor. Yalnız son dörtlüğün 2. mısrasında yolun tümsek olması, verilmek istenen aşılmazlık imajını pek yansıtmıyor. Bunun yerine yokuş, tepe gibi kelimeler kullanılsaydı aşılması muhal olan bir yol canlanabilirdi hayalimizde. Biz kafiye düzenini bozmaması için o kelimeye dokunmadık. Sizden üzerinde hassasiyetle çalışılmış yeni şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
HASRETİN İZİ VARDIR...
Ben gönlümü yar ettim Türkistan yaylasına
Aldığım her nefeste hasretin izi vardır
Gözyaşımı gönderdim şehidler anasına
İçimde dalga dalga Hazar Denizi vardır.
Ben Türkistan yurdunda kış gecesi doğmuşum
Dualarla kapatmış üstümü dertli anam
Ben Türkistan yurdundan Kızıl Çin’i kovmuşum
Şimdi yapayalnızmış küstü mü dertli anam.
At oynattığım yerler şimdi viran, harabe
Uçurduğum kartallar dönmedi Kafkaslar’dan
Kızıl bir cellat bekler beni herbir köşede
Yüreğimden kan gider yâdımda Azerbaycan.
Bık can gider canımdan manasız bık kurşunla
“Zeytin dalları” içer damarımdaki kanı.
Çaresiz bekleyişin çaresi bende dua,
Tesbih tesbih çekerim canım Azerbaycan’ı.
Nöbet tutar yurdumda ölgün baykuş sesleri
Hiçbir eser kalmamış o eski baharlardan.
Ben garip biçareyim perişan ve serseri
Bahtına düştüm n’olur tersine dön ey zaman.
Kerim DEMİRCİ/Trabzon
Kemalettin Kamu’nun, Bingöl Çobanları isimli şiirinden mülhem şiiriniz gayet güzel. Kamu’nun şiiri sanat sanat için ilkesiyle yazılmış olmasına rağmen sizin şiirinizde bu, sanat toplum için düsturu istikametinde ele alınmış. Ayrıca içtimai yaralarımızı dile getirme çizgisinde şiiriniz gayet manidar... Sizden kendi ilhamlarınızın gökkuşağından derlenmiş, hâle hâle “Kâbe Arabın olsun Çankaya bize yeter” diyenlerin kirli dünyalarından bir nokta kadar dahi etkilenmeyen güzide şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
IZDIRAP KIVILCIMI
Izdırap, aslına rucû eden feryadın ruhta dinamizm zembereğini kurmasıdır. O, bir haykırıştır bütün bir âleme. Sistematiğe oturtulmuş fikrin hayata uzamasıdır o. Siluetinde gözyaşları, içteki iniltinin gemlediği ceset iki büklüm. Bir diriliş emaresi seccade. Bir izdivacın ilk gecesinde “Öpülmüş alın”. Zevkin doruk noktasıdır çileye gebe kalmak. Üzerinde dua gergefli bir gece ve uzanmak eliyle bütün bir mekâna. Nazarla visal gözler buğulanmış demir atılmıştı zamana.
“Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar”
ızdırap, diriliş ameliyesinin yükleneceği mukaddes yük. Izdırap, bakışları ufku tutan beyza. Statiğin bağrına deşarj bujisidir. Ruh prizmasının kırık tayfıdır semaya pervaz ederken.
“Kalbi kuşlar gibi ürkek, gözleri hummalı
Tokmak sedası verir ruhunda hadiseler”
Rüyalarını ebedi soluğa yelken yaptırmış ızdırap rotasında. Izdırap, rehberdir kutlu doğumda. Bir nidadır Hakk katında. Sancılar altına bir anadır ızdırap. Izdırap “Nurun tamamlanacağı” ana kadar bir koşudur. Izdırap kaosların baş döndürücü girdabında bir direniştir. Fert fert asırların bağrına bir elif çakma keyfiyetidir.
Izdırap bir Musa’dır (as) Elindeki asasıyla ve yakarıştır Eyüb (as) lisanıyla. Pörsümez yeniye meşaledir ızdırap.
“Neymiş o, kimmiş o eskimeyecek?
Ruhuyla özüyle daima taze”
ızdırab aşkın cezbesine tiryaktır. Hislerin teksif edildiği yerdir o. Maddeden manaya tramplen noktasıdır. O varlığa şekil veren mihenktir. O olmazsa istidatlar nakıs kalırdı. “Dehayı ancak ızdırab doğurur”.
Izdırap ab-ı hayat kadehidir. El ise canan. Can, cananı isteyince busesi gül açtırır, gülzâra döner her yer. Bülbül ızdırap senfonisini besteler dikenler arasında ızdırabın iffetiyle yaşar aşk ismetiyle ölür. “Biz âleme bir yâr için âh etmeye geldik”
Göz şihabına şeydadır ızdırab ah çekerken. Bir ritmin bam sesinde iltica talebidir ızdırap.
“Sûr-ı safa-yı vuslata olmaz girifte
Halvet-güzin-i hecrün olan matem-aşina
Kibar AYAYDIN
Yazınız biraz muğlâk kalmış. Anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu yazınızı kendi içinizden geldiği gibi yazsanız, bir dostunuza mektup yazar gibi içtenlikle ele alsanız belki daha etkileyici olurdu. Bildiğiniz gibi bir yazıda orjinalite muğlâklıkla ölçülmez. En güzel belagat durumu safi bir söyleyişin derinliğinde parlayan mana ışığındadır. Bu hususta netleşmiş fikirler belki bir noktada kesafet kesbetmiş düşünceler vardır. Fakat bunlar muğlâklıktan ziyade veciz sözlerdir. Bizim size en güzel tavsiyemiz içinizden geldiği gibi yazmanızdır. Yazdığınız yeni derlemelerinizi bize gönderin.
Selam ve sevgiler.
GÜN ÖNCE MANCINIĞA
IŞIR BURDA
Ben İbrahim’ iyim bu kentin.
Ellerim mahkûmudur zaten bulutların.
Bırak zincirleri dostum
Ateş yalımı sözler naklet bana.
Zaferleri üleştirmeyin
Sokakları içmeden koşar adımlarla
Kuşbakışı bakmadan bir kez kâinat
Yangınları indirmeden dünyalara
Mavzerleri kuşanmadan bu çağa karşı.
Alınları yıkamadan mesela
Zaferleri üleştirmeyin.
Yaşamak erdemiyle birleşince gök sancısı
Direniş dağlarına çıktım.
Ben İbrahim’iyim bu kentin.
Gün önce mancınığa ışır burda.
Koşar binerim mancınığıma
Geceden artık dualarımı çıkarırım kalbimden.
Vururum ipe,
Atılırım kentin caddelerine, sokaklarına,
Alanlarına
Ey nar! kûnî berden ve selâmen!..1
1) Enbiya Süresi/69
Orhan Cem YAMUR/Giresun
Şiirinizde yer yer muğlâk çizgiler var. Biz de şiir dedik hani. Elbette içinde şaire ait gizli defineler vardır. Sezai Karakoç, Erdem Beyazıt ve onlardan etkilenen şairlerin tarzında bir şiir bu. “Ateş yalımlı sözler, ellerin bulutların mahkumu olması, kâinata kuş bakışı bakmak, direniş dağları” gibi imaj ve deyimler oldukça orijinal. Sizden daha nice güzide şiirler bekliyoruz. Selamlar sevgiler.
DUA VE ŞİİR
Şimdi dualarımda
Allahım dert diyorum,
Dua dudaklarımda
Ondan şiir istiyorum.
Mehmet MUHTAR/Ankara
Şiirinizin son kısmı güzel. Diğer şiirlerinizden de ilk dörtlüğü aldık köşemize. Her iki şiirinizi de eğer biraz daha iyi işleseydiniz ve aceleye getirmeseydiniz herhalde oldukça başarılı iki şiirin tamamını köşemizde yayınlama bahtiyarlığına erecektik. Sizden sabır mağarasında damıtılmış iksir misali şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.