Aralık 1992 · s. 16 · 6 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku


SÜLEYMANİYE
Seni rüyamda gördüm dün gece,
Heybetliydin bir zafer tâkı gibi
Gözyaşlarını akıyordu sessizce,
Hasretle söylenen bir şarkı gibi.
Göğün zirvesinde duruyordun sen,
Kanadını germiş Cebrail gibi.
Sanki sonsuzluğa açmıştın yelken,
İnsanlar gölgende sanki çil gibi.
Ey göğe uzanmış kristal dua,
Mânâlı duruşun engince bir dil.
Ey aşk notasıyla örülmüş bina
Gölgende benim de gözyaşımı sil.
Sana hayran baktım dün gece
Rüya ekranımda vuslata erdim
Senin iklimine aktım dün gece
Sonsuzluk misali vüsate erdim.
Keşke rüyalarım gerçek olsaydı,
Gümüş kubben gökyüzüne yükselip
Hep insanlar o iklime dolsaydı
Mânânın en derin hazzına erip
Said Selam / VAN
Şiiriniz ve rüyanız gayet güzel. Orijinal söyleyişleriniz var "kristal dua. aşk notasıyla örülmüş bina, rüya ekranı" gibi. Şiirinizin son kıtası diğerlerine göre oldukça zayıf kalmış. Mısra sonlarındaki kafiye telaşına düşmeden şiirin bütününde ahengi yakalamaya özen gösterin. Sizden her mısrası orijinal deyim ve tamlamalarla nakış nakış işlenmiş şiirler bekliyoruz.
ERİSİN DE GÖR
Baki sanma bu yaylanın kışını
Yaz gelip karları erisinde gör.
Dumanlı dağların serin başını
Şöyle çayır çimen bürüsün de gör.
Başak verir şu tarlanın ekini
Eken bilir ak tohumun kökünü
Çile harmanından sabır yükünü
Alıp dost kervanı yürüsün de gör.
Biter bu karanlık doğar bir güneş
Bir küçük tebessüm bin cihana eş
Bir iken bin olan tüm bacı kardeş
Tutuşup el ele yürüsün de gör.
Hakkım yılma bu bîr gönül seferi
Cihanı fetheyler bir tek neferi
Şafağı bekleyen garip makberi
Mevsim çiçekleri bürüsün de gör.
Hakkı Şener / BİLECİK
Şiiriniz gayet güzel. Bazen sizin şiiriniz gibi öyle şiirler geliyor ki bize. okurken yüreğin bir zengin maden bulmuş gibi hoplamaması mümkün değil. Gerçi şiiriniz Halk Edebiyatı Şiirlerinden esinlenerek yazılmış fakat ilham aldığınız şiir tekniğini kendi fikir ve düşünce dünyanıza ustaca dokumuş olmanız, sizde ümit var olduğunun bir delilidir. Haydi Hakkım! Özgün şiir tezgahına otur his ve düşünce ibrişimlerinden bize güzide mısralar, beyitler, dörtlükler doku. Sevgi ve Selamlar.
HAŞMETİNLE GEL
Gel ey güzel endam, gey ey ulu kamet...
Haşmetinle gel ki yaklaştı kıyamet;
Nice kıyamlar gördü şu köhne dünya,
Sen hakikat için bir başka kıyam. et...
M. Garip
İkindi güneşi bir kavis daha çizerken semada, bilmem hangi şehrin, hangi semtin, hangi bir köşesinde İsm-i Azam'ı okuyan ve çağrılanın gelmesini intizar eden gözler korkuyu da ümidi de taşırlar gözbebeğinde... Çağrılan gelmedi diye...
Vakit geldi, erişti... Ruhlarımız nice ikindi güneşiyle pişti... Çağrılan "Kutlu Misafir" gelmedi... Henüz gelmedin ey ulu kamet.
Gayri kaymasın diye karanlığa ikindi güneşi, hasret sütunlarımızla semaya perçinlendi; ve sen ufkumuzda bir ülkü oldun, ideal oldun ey ulu kamet.
Nice bayramlar geçti, bayramlar gördük sen yoktun. Sensiz geçen recepler, şabanlar, ramazanlar hep muharrem, sensiz bayramlar boynu-buruk, yürüdüğümüz yollar Kerhela'ya denk, yoksa, yoksa Hüseyin sen miydin? Bekledik gelmedin.
Gelmedin ey çağrılan! Ak ve kara birbirine karıştı, korku-ümid bir oldu. Korkularımız boğucu ve çökertici, ümidlerimiz serap gibi. Gayri peygamberden muştu ol. Örtülere bürünmüş Nebi (s.a.v.) gibi kalk, ruhlarımıza bir sekine gibi gir. Karanlık ile korkut veya aydınlık ile muştula... Tâ ki,mürde gönüller dirilsin. Gönüllerimize hicret et, kutlu Medine gibi nurlarısın...
Gel! Sebiller susuz, minareler suskun, türbeler mahzun, bir çağırmaktan başka takatimiz kalmadı. Bizi hor görme ey Çağrılan! Evlerin en kutlusu karanlık ruhlar tarafından kana boyandı. Ebu Cehiller kitabına dil uzattı; buna rağmen yağmur oldu yağdı, yer gücendi kaydı, denizler çalkalandı biz sessiz kaldık, hiçbir şey yapamadık ey ulu kamet.
Gel! Hz. İbrahim'in (a.s.) elinde balta, dilinde dua gibi gel! İçimizdeki putlar kırılsın, düştüğümüz ateşten çember "Berd ü selam" olsun..
Yusuf (a.s.)'ın gömleği gibi gel. Maddeye de mânâya da kör olan gözlerimiz açılsın. Yedi yıl bolluk ve yedi yıl kıtlıktan sonra tacını giy de gel. Bir kutlunun dediği gibi: "Bir okyanusta başlayan ve öbür okyanusta biten" memleketine aydınlık sal...
Elinde Asayı Musa ile MUSA (a.s.) gibi gel! Öyle bir kelam et ki, kalblerimiz yumuşasın, gözlerimiz yaşarsın. Kırk yıllık bir sırlı bekleyişle şu yirminci asır çölünde Felalarını, Yuşalarını (a.s.) yetiştir. Tur-u Sina'dan ilâhî ateşini al Samirileri dağıt, Fir'avun sarayına korkuyu sal. Vur elinde âsânı, susayan gönüllerimize ab-ı hayat muslukları akıt. Ve sonra çevir önümüzde kuduran denize, içimizde nefsimize, iki şak et.
Yahya (a.s.) gibi gel. İlahî korku nasıl olur, öğret. Cebrail (a.s.)'in Meryeme gelişi, İsa (a.s.)'nın beşikte dillenişi gibi. gel! "Göksofran" ile acıkan ruhlarımızı doyur. Evhamlarımızı mesh et.
Ve kutlu Nebi gibi gel (s.a.v.}! "Duha'da anlatıldığı gibi, terkedilmediğini, terkedilmediğimizi göster. Şükür nedir? İliklerimizde duyur. Kapına gelen şu boynu bükük yetimlerin başını okşa, bizi reddetme ey ulu kamet!
"Her geçen gönüle mi'racın olsun,
Hediyen bize ruh tacın olsun,
Kalpler ebedi muhtacın olsun.
Ruh bildik seni geliver artık".
M. Garip
Gayri bize darılma, gücenme, çağırmasını bilmiyorsak da çağırabilenler hürmetine "Haşmetinle gel..."
Şahin ATAY
ALDANIŞ
Ömür elimizde bir avuçcuk kar
Yürürüz bir çölde bitene kadar.
AZİM
Hak çiğneyen her çizmenin karşısında biz
Dağlar yırtan azmimizle her an dimdikiz.
Halid TÜRKERİ / Balıkesir
Aldanış ve Azim isimli beyitlerinizi köşemize aldık. Diğerlerinde yer yer şiirin izleri olsa da tam doyurucu değil. Şiirde orijinal söyleyişler bulmak için alâkası olmayan deyimler kullanmak doğru değildir. Mesela "biz kan, iman, Alparslanız" gibi. Kelime terkibleri iyice düşünülerek ele alınmış şiirler bekliyoruz sizden. Selam ve Sevgiler.
GÖZLERİMDE CENNET
Yanacak bedenler, Cehennem sıcağından,
Cehennem bedenimde, gözlerimde Cennet!
Her faninin hakkı, iniyorken semadan.
Hakkını Cehennemse de, gözlerimde Cennet!
Yağıyordu semadan, hep Hakk'ın nimeti,
Kimseler bilmedi, unuttular kıymeti.
Günah boyu aştı, beklerim kıyameti,
Hakkım Cehennemse de. gözlerimde Cennet!
Gönlüm her an bekliyor, eceli dört gözle,
Sabret gönül, birgün, kavuşacaksın elbet.
Azrail gelecek, beraberce ölümle,
Hakkım Cehennemse de, gözlerimde Cennet!
Cennet bir başka güzel, tüba dallarından,
Eriyor bedenim, Cehennem sıcağından,
Kurtulamam yanarım, Hakk'ın azabından,
Hakkım Cehennemse de. gözlerimde Cennet!
Bakın; yavaş yavaş yaklaşıyor kıyamet,
Gösteriyor bunu yaşanan her alamet.
Bir ışığın günahla, giderken ben sonsuza,
'Hakkın: Cehennemse de, gözlerimde Cennet!
Eğilme: başlar, şu; secdeye kapanmasa...
Dünya çekilir mi hiç,mükafat olmasa?
Halimin mükafatı olacaktır elbet,
Hakkım Cehennemse de, gözlerimde Cennet!
Metin YEŞİLYURT / Ankara
Ümit ve korku arasında yazılmış bir şiir bu. Ne güzel bir iklim. Tevazu ile iki büklüm olmak noktasında başın arş-ı âlâya ermesi... Cehenneme dahi kanaat ederken cenneti bulma, ona erme. Şiiriniz teknik yönden zayıf olmasına rağmen his ve düşünceniz güzel ve olgun. Zaten bizi bu şiiri yayımlamaya sevk eden saik budur. Yeni güzide şiirlerinizi bekliyoruz. Selam ve sevgiler.
DOSTUM
Ben günbatımlarına tutsağım,
Gündoğumları senin olsun dostum.
Senin olsun,
İyilik emzirmeye çalıştığın insanlık.
Fatihleri, Yavuzları anlat dostum,
Geceler içinde gözlerini yitirmiş bu insanlara.
Benim rüyalarda çaldırdığım
Mutluluğu göster onlara.
Sen büyüt anne sütü emmemiş
Gülyüzlü çocukları
Sen süsle:
İdam edilmiş güllerle şafakları.
Ve, ben ağlarken
Sen gül dostum
Benim delice umutlarıma.
Bir mahzun elvedayla son bulunca geceler
Kahrından küçülecek düşlerimde ellerin,
İşte o zaman dostum:
Delice umutlarla, ölmek isterim.
Canter KAYA / İzmir
Şiiriniz romantik bir iklimde işlenmiş. Benzetmeleriniz ve bazı yeni terkipleriniz şiire bir orijinalite kalıyor. Mesela "iyilik emzirmek, geceler içinde gözlerini yitirmek, idam edilmiş güllerle şafaklar, kahrından ellerin düşlerde küçülmesi" gibi tabirler yeni söyleyişleriniz olarak görüldü. Daha orijinal şiirlerinizi bekliyoruz. Selam ve Sevgiler..
SÖNEN IŞIK
Umut dolu yarınlar yok oldu birer birer,
Bizlerde kalan tek şey bitmeyen keder.
İnsanlar arasında azaldı gerçek nefer,
Artık en derindeki ışık da sönüyor.
Rabia SAYAL/G.Antep
Şiirinizin son dörtlüğü güzel. Onun için köşemize aldık. Fakat keder, hüzün ve ümitsizlik kokuyor mısralarınız. Halbuki tam zıttı olarak ümit, neş'e ve sevgi kokmalıydı burcu burcu. Sizden gül yaprağı yumuşaklığıyla ruhu okşayan ve ümit kokan şiirler bekliyoruz. Selamlar, Sevgiler.
ÇAĞRI
Bir ses beni çağırıyor
Nerden geldiğini bilmediğim
Beni usulca benden çekiyor
Karşı koymak için direnemediğim.
Kalbin özgür kalmış bir esir gibi
Uçar gider bu sesin yönüne
Ne akıl kalır, ne de ruh
Vücudum göçer mavilere...
Gökyüzü sarsılır o an
Parça parça dökülür üzerine.
Benim yerimde boşluk kalırken
Kaçmak islerim gökyüzünden ötelere...
Bir ses beni çağırıyor
Artık öte dünyadan ümitliyim
Beni usulca benden çekiyor
Anlarım ki ölüme davetliyim.
Alaaddin BEKEN / Edirne
Şiiriniz güzel. Fakat bazı yerleri zayıf kalmış. Rahat bir söyleyişiniz var. Bu kabiliyetinizi değerlendirmenizi tavsiye ediyoruz size. Bunun için de Erdem Beyazıt, Yavuz Bülent Bakiler, Sezai Karakoç'un şiir kitaplarını incelemenizi öğütlüyoruz. Selamlar ve Sevgiler.