Sızıntı Arşivi

Ekim 1992 · s. 15 · 8 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

ekm92

ekm92

KABE

Atomda sen varsın, kehkeşanda sen.

Mü'min pervane, mü'min elektron.

Senin çevrende şevkle dönerken,

Çiziyor ışıktan, nurdan helezon.

Sana koşar çağlayanlar, nehirler.

Sende billurlaşır en içli duygu.

Hacer-ül esved'e odak devirler,

Uhrevi şarkın; tevhid uğultusu.

Nur çekirdeği, yürek ve öz sen,

Semaya çevrilmiş simsiyah göz sen.

Sevdayı süzer siyahî örtün,

Mermerde silüet ışıklı gölgen.

Seni kuşatamaz solan hiçbir gün,

Nurun kâinata bir çap, bir eksen.

Her dem yüzler sana dönüktür Kâbe,

Sensiz bütün kalpler sönüktür Kâbe,

Tam ve bütün sensiz bölüktür Kâbe,

Sensiz her düşünce güdüktür Kâbe.

Nur çekirdeği yürek ve öz sen

Semaya çevrilmiş simsiyah göz sen.

Damında Bilâl'ın ayak izleri,

Altın oluğunda melek gözyaşı.

Taşında, toprağında Nebi'nin teri,

Mina ve Merve'de Hacerî koşu.

Ah u efgânımı duysun taşların,

Taşısın hüznümü sonsuza kadar,

Örtünde sim ü zer nûr nakışların,

Her dem gönüllere imzasın atar.

Nur çekirdeği yürek ve öz sen,

Semaya çevrilmiş simsiyah göz sen.

Yaslı gönüllerin odağı Kâbe,

Musa yüreğine Tur dağı Kâbe,

Yakub'a, Yusuf'un otağı Kâbe,

Maveraya çeken nur ağı Kâbe.

Zülkarneyn bakışlı sana hasretiz,

İbrahim yakışlı sana hasretiz,

İlahî nakışlı sana hasretiz,

Ebabil çakışlı sana hasretiz.

Nur çekirdeği yürek ve öz sen

Semaya çevrilmiş simsiyah göz sen.

Hamza YİĞİT/İstanbul

Şiiriniz gayet güzel. Bazı yerlerde kafiye örgüsü değişmiş. Çapraz kafiye iken dörtlükte mısralar kendi aralarında kafiyeli şekle getirilmiş. Fakat biz bunu coşkunca bir söyleyişin ritmine uysun diye yaptığınızı kabul ediyoruz. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Sevgi ve selamlar.

CANIM BENİM

Yaprakların üzerindeki küçük çiğ tanelerinin yavaş yavaş düşmeye başladığı ve esen meltem rüzgarının ılıklığını kalbime kadar duyduğum bir bahar sabahı içimde geçmişin bıraktığı acının hafif bir burukluğu ile uyandım.

Aklıma küçüklüğüm, ilkokul yıllarım geldi birden. Gözlerimi kapatarak o yıllara döndüm yeniden. Daha küçük bir çocukken, penceremizin önüne oturduğumda düşlerdim hep. Okula gitmeyi hayal eder, benim de siyah bir önlüğüm, küçük siyah bir çantam olsun isterdim. Okulun bahçesinde yeşil çimenler üzerinde doyasıya koşmak, kulağımızı çınlatan o tatlı zil sesini duymak ne kadar güzeldi kimbilir. Günü gelip de ben de okula gittiğimde kalbimde duyduğum heyecanı anlatmama imkan yok. Öğretmenlere teslim edilen bizler şaşkın ve ürkek bir haldeydik. Kimimiz ağlıyor, kimimiz annesiyle aynı sırada oturmak için direniyordu. Öğretmenimiz nasıl da ilgilenmişti hepimizle tek tek. Annesinden ayrılan çocuklarla birlikte göz pınarlarından dökülen yaşlar inci gibi akmıştı yavaş yavaş.

İlk görüşte kanım ona öylesine ısınmıştı ki diğer çocuklar gibi korkmamıştım ondan. Ben eli sopalı bir insan beklerken o karşıma güler yüzle çıkınca şaşırmıştım bir an. Aradan birkaç yıl geçmişti. Ben öğretmenime daha da bir sevgiyle bağlanmıştım. Onu herşeyiyle örnek almıştım kendime. O, gittiği her yeri aydınlatıyordu gözümde. Annem, babam gibi güzel ve saf, merhamet dolu kalbiyle temiz görünüyordu gözüme. Herşeydi o benim için, vazgeçilmez varlıktı hayatımda. Ailemdi benim, annem, babam, kardeşimdi Acaba o da diğer öğrencilerini sevdiği kadar seviyor muydu beni? Elbette seviyordu onlar kadar, belki daha da çok.

Gün gelmiş çatmış, biz mezun olma arefesine gelmiştik. Öğretmenime baktım, herhalde sevinçten olacak ağlıyordu. "Yavrum" diyerek yanıma gelişini ve ona sımsıkı sarılışımı, sonsuza kadar unutmayacağım. Beraber tek bir kuvvet olarak dakikalarca ağlamış sonra başarmanın sevincini saatlerce kutlamıştık. Herşeyi sana borçluyum canım öğretmenim diyerek bağırmak geliyordu içimden, fakat şaşkınlığımdan kelimeler birer birer boğazımda düğümleniyordu. O, küçük bir çocuğa umut vererek amacına ulaştırmayı başarmıştı. Gün gelip de mezun olduğumda ondan ayrılmıştım, fakat o yaşıyordu çocuk kalbimde her an. Yaşayacaktı da her zaman. Saçlarını aklaştırıp, yüzünü kırıştırmıştık oysa. ama seviyordu bizi yine de. Çünkü o kırışıklıklar bize verdiği emeği gösteriyordu besbelli.

Bugün artık büyüdük. Okula gitmek için çarpan küçük yüreklerimiz artık büyüdü. Artık yüreklerimiz, içi çiçek gibi çocuklarla dolu bir sınıfa öğretmen olmak için çarpacak, Ne zaman canım yine öğretmenimle beraber olduğum o günlere dönmek istese, ne zaman o hüzün dolu tatlı şefkati yeniden bulmak istesem, yaralı bir kuşun kalbini andıran yüreğim hep maziye dönecek ve için için ağlayan kalbim tıpkı küçük bir çocuk gibi kendini anılarda avutacak.

Kenan AKKOYUN / Adapazarı

NEYLERİM

Rabb'im Seni düşünmeyen,

Öyle gönlü ben neylerim.

Hakk adını söylemeyen,

Öyle dili ben neylerim

Hakk kelâmla süslenmeyen,

İbret alıp uslanmayan,

Rabb'i için ıslanmayan,

Öyle gözü ben neylerim.

Zeyd TEMİZALTUN/Viranşehir

Şiiriniz Yunus tarzı şiire iyi bir örnek. Fakat Ağla şiirinde olduğu gibi dış ahenk zayıf. Muhteva yüklü, mana derin fakat dış çizgiler iç ahenkle atbaşı gitmiyor. Bunu çok küçük bir kafayla çok büyük bir vücut uyumsuzluğuna benzetebiliriz. Bu sebebten şiirinizin ilk iki dörtlüğünü köşemize aldık. İç ve dış mûsikisi dengeli olan şiirler bekliyoruz sizden. Selamlar sevgiler.

VEFANIN GÖZYAŞLARI

Düşlerde dönüşler, dönüşlerde düşüşler... Ne acı

Girdaplara kurban düşünceler, yaralarda sancı

Hüzün cenderesinden vefânın gözyaşları sızar

Gül gerdanlığı diken diken, ağlasın bülbül-ü zar

Zinhâr! Dağılmasın şafak takından, kristal edâ

Buruk inletir, cefâ döşeğinde vefâya vedâ...

Hasret yamaçlarını dupduru ışık seli aklar

Kimbilir, kimler ne sineler saklar?

Kaybolup gitmiş amansız koylarda, izler pek hissiz...

Kabrin dipsiz zirvelerine gömülmüş gibi sessiz...

Geceye ak düşmüşse ıssızlığa gökçek çehrelerden

Bir ipek el uzanır öksüz vefâya yücelerden...

Musa HOP / Bursa

Şiiriniz gayet güzel. Üzerinde biraz çalışılmış. Fakat bazı yerlerine sanki hiç dokunulmamış. Meselâ "incelerden" kelimesi yerine "yücelerden" kelimesini bizden önce siz değiştirebilirdiniz. Zira şiir aceleye gelecek bir san'at değildir. Mısralar şairin gönlünde ne kadar durursa o kadar etkili olduğu gibi şiir müsvettesinde uzun müddet rütuş gören şiir hergün biraz daha etkili olmaya, hergün biraz daha mükemmele yaklaşır. Sizden sabırla istenmiş şiir incileri bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

AĞLA

Gülme ey insanoğlu, yan için için,

Bir damla yaş akıt, Allah'ın için,

Gerçi bu hicranı duyamaz için,

Sular gibi gönlün çağlamadıysa..

Kalbinde akan gözyaşın duru,

Bekle gelecekte doğacak nuru,

Başın çevrilir mi kıbleye doğru,

Yanıp, yanıp gönlün ağlamadıysa...

Gülme ey insanoğlu,

Gülme de ağla...

Cemal ÇAKIROĞLU/Trabzon

Şiiriniz çağlayanlar gibi coşkun bir ruhun sembolü olmuş. Ağlamayı unutmuş insanımıza ne güzel "gözyaşına çağrı" mesajı vermişsiniz. Yalnız şiiriniz dış çizgiler yönüyle zayıf. İç ahenge uygun bir üslûp oluşturduğunuz gün şiirinizde mükemmele ulaşacaksınız. Bu hususta büyük üslûp ustalarından N. Fazıl Kısakürek'in şiirlerini iyi bir tetkikten geçirip şiirinize bir yön vermelisiniz. Yeni üslûbu, sağlam şiirlerinizi bekliyoruz. Selamlar.

İNSAN BU

Ey gözlere ışık

Dizlere fer veren zenginlik,

Ey ab-ı hayat kaynağı

Eczane-i kübra'nda

Şifa veren esenlik...

Sana yaklaşanlar aldanmadı,

Senden içenler kanmadı.

Talihsizler anlamadı kadrini,

Asrın hastalığıydı çöken omuzlarına

Onları helak etti bilgiçlik...

Varlığa namzetti insan,

Dünya saltanatında yok oldu,

Oysa, bu ticaret kervanında

En kârlısı alış verişlerin,

Hakk karşısındaki fakirlik...

İnsan bir hiç, insan bir kainat,

İnsan acz içinde, insan bir hakikat.

Varlık aleminin çekirdeği,

Verilmedi hiçbir faniye

Bu kadar zenginlik...

Doç. Dr. M. KARLIDAĞ / İzmir

Şiiriniz gayet güzel. Tema iyi seçilmiş. Serbest bir anlatımla tablolaştırılmış gerçek zenginlik gözler önünde. Belki deyimler ve tamlamalar pek orijinal değil. Fakat serbest söyleyişiniz bu anlatım tarzına ayrı bir duruluk ve güzellik kazandırıyor. Sizden daha güzide şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

CAN ÖĞRETMENİM

Ülkemin mimarı aydınlık ufukları

Ovamdaki yemiş, yaylamdaki kiraz

Vatan ağacımın gür yaprakları

Uzat ellerini uzat, öpeyim biraz.

Seninle var oldum seninle avundum

Ruhumdaki sevgi gönlümdeki avaz

Doğruluğu güzelliği ben sende buldum

Uzat ellerini uzat, öpeyim biraz.

Müftizade Ekrem /İZMİR

Şiirinizin son dörtlüğü zayıf, ilk iki dörtlüğü iyi. Fakat üzerinde çalışılsaydı daha iyi olurdu. El ya öpülür ya öpülmez. Elin biraz öpülmesi sizce nasıl bir halk söyleyişi? Deyim ve tamlamaları seçerken gayet dikkatli davranmalı. Bu hususta bir anlam hatasına düşmemek gerek. Sizden daha dikkatli yazılmış şiirler bekliyoruz.

Selam ve sevgiler.

YÜREĞİME

Kaynağı gönülden olan sözlerin

İplik iplik huzur eler yüreğime.

Sabrından saraylar yapan özlemin,

Açan gülleri derer yüreğime.

Mehtaplı geceye dolanan özün,

Vuslatın nuruyla durulan sözün,

Hamları pişiren, olduran közün,

Atlastan bir zemin serer yüreğime.

Uzaklarda unuttuğum rüyâlar,

Umutlarla büyüttüğüm hülyalar,

Çok zaman ellere gülen dünyalar,

Bir seher vakti döner yüreğime.

Durdu ŞAHİN / Gaziantep

Şiiriniz gayet güzel. Cehd ve gayretiniz ve şiirde ciddi çalışmanız ve ısrarınız oldukça hoşuma gidiyor. Sizden daha güzide şiirler bekliyoruz. Selamlar sevgiler.

SESSİZ BİR RÜZGAR GEREK

Ruhumun hülyasından fışkıran acıları,

Dindirmek için sessiz bir rüzgar gerek.

Çok yerlere bulaşmış sufli duyguları,

Kökünden kazımaya sessiz bir rüzgar gerek.

Rabia SAYAL / Gaziantep

Şiirinizin ilk dörtlüğünü köşemizde yayımlayacak seviyede gördük. Diğer dörtlükler teknik yönden zayıf. Sizden üzerinde titizlikle çalışılmış ve özenle işlenmiş şiirler bekliyoruz. Selamlar.

SEN OL

İmanla ihlâs, sadâkat/a vefâ,

Bunlarla sürülür, hakiki sefâ,

Çekilir zevk ile, her gelen cefâ

Yeter ki cefâya sabreden sen ol!

Bir ömür nefsinle, harbeden sen ol!

Önünde engeller, bir bir yıkılır,

Aşılır yokuşlar, düze çıkılır,

Ne vazgeçer gönül, ne de bıkılır,

Yeter ki aşk ile, azmeden sen ol!

Işığı emerek hazmeden sen ol!

Yarınlara bakan, gözlerde fer yok,

Alınlar kupkuru, birikmiş ter yok,

İlime, irfana, idrâke yer yok,

Ağlayan gözlerin, yaşları sen ol!

Başsız kalmışların, başları sen ol!

Sen ol, gönüllerde, hasret nağmesi!

Beklenen günlerin, muştulu sesi,

Muştunu rûhunda duyan herkesi,

Doyulmaz huzûra, doyuran sen ol!

Ebedi besteyi, duyuran sen ol!

Yücel GÜRALP/Kastamonu

Şiiriniz gayet güzel. Yalnız "derinden doyarak" tabirini değiştirip "ışığı emerek" deyimini onun yerine koyduk. Şiiriniz için sizi tebrik ediyor, daha nice şiirler yazıp bize göndermenizi tavsiye ediyoruz. Selam ve sevgiler.

BEN ÖLÜNCE

Ben ölünce arkamdan yırtınıp ağlamayın

Sevgiliye hazırlar gibi iyice yıkayın.

Giydirip bana beyaz kefenimi

Koyun sevdiğimin yanına usulca bedenimi.

Ama önce okutun tatlı bir selâ,

Haber verin beni bekleyen toprağa

Sonra, haber salın beni seven dostlara

Unutmayın haber vermeyi beni sevmeyenlere

Sonra örtün üstüme bolca toprağı

Himmet KAVUZ

Şiirinizin son kısmı ders verir gibi olmuş. Halbuki şiir bir telkin vasıtasıdır. Fakat sanatla, incelikle. Bu sebepten son iki mısrayı köşemize almadık. Sizden daha güzide şiirler bekliyoruz. Selamlar, sevgiler.