Sızıntı Arşivi

Eylül 1992 · s. 17 · 7 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

eyl92

eyl92

NUR PINARI

Tutuştur son meş'aleyi,

Ör vicdana nur haleyi,

Aşk isimli o çareyi,

Sür kalbime merhem diye.

Baharı taşı ruhuma,

Gözyaşlarım aksın kuma,

Beni yarı yolda koma,

Çek ardınca kölem diye.

Sidre olsun son durağım,

Aşkın kanatlı burağım,

Karanlıkta sen çerağım,

Girsen geceme şem diye.

İncelerden incesin sen,

Gönlün hassastır ipekten,

'Sevda mühürlü imbikten,

Süz gönlümü şebnem diye.

Yolumuzda serv-ü revan,

Ufkumuzda atan bir tan,

Sonsuz buutlu kehkeşan,

Al canımı gölgem diye.

Zaman mekan üstüsün sen,

Yayılır cihana şulen,

Ömrün örülmüş çileden,

Dinim, gayem dâvam diye.

Nur pınarı, billûr ırmak,

Sensiz ruhum çölden kurak,

Şırıl şırıl gönlüme ak,

Hakk tan lütf u kerem diye..

İbrahim YALIN / Adapazarı

Şiiriniz büyük bir Zât için yazılmış bir kasideyi hatırlatıyor. Bu hasret mekiğinin dokunduğu kafiye, ölçü, ritim, semantik yapı bizlere bir bahar nakısı, bir ümit motifi gibi huşu verdi. (Aşkın kanatlı burağım, Sevda mühürlü imbik, Sonsuz buudlu kehkeşan) mısralarınız orijinal söyleyişler olarak görüldü. Sizden daha güzide ve bütününde orjinalite taşıyan şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

BAHAR VE SONBAHAR

Dünyaya gelmekle birlikte bazı değişikliklere katlanmak, çeşitli merhalelerden geçmek insanoğlu gibi diğer bütün varlıklarda da ezeli ve ebedi olan bir nizam ve ahenge tâbidir.

Nefes almak canlılığın belirtisidir. Nefes almak, yaşamak, ömür... Çokça düşünülmüş, üzerinde çokça kafa yorulmuş kavramlar bunlar. Nefes almak ve almamak. Sheaksper'ce bir düşünüş bu. Bu uğurda beyinlerin bir çoğu beyinlerini kaybetmişler veya onu meçhul emekli yapmak zorunda kalmışlardır.

İnsanların ömrü bir çizgidir; sarp, engebeli, aşılması zor basamaktır inişli çıkışlı. Kuştur, uçup giden... Dünyevî anların en kısasından da kısa şeklinde benzetmeler yapılmıştır ömür hakkında. Bu benzetmelerin hepsi de doğrudur bir bakıma ama öbür yandan hepsi de yanlış. Daha açık bir ifadeyle doğru-yanlış çizgisinde esrarını bulan muamma, teslimiyeti gerektiren acizlik.

Desende mevsimler vardır, biz canlıların yaşadığı, tabi olduğu mevsimler: İlkbahar, sonbahar, kış. Hepsi de aslında bir kelimedir bu kavramların. Mucidi insan zekası ve onu yaşayan, teneffüs eden yine insandır. Bir kelime meydana getirmek ve sonunda meydana getirdiğin, uydurduğun bu kelimelerle hüzünlenmek, sevinmek, neşelenmek. Hüznünün de mucididir insan!...

"Kelimeler sihirlidir" derler. Hatta "şiir kelimelerin esrarlı izdivaçlarından müteşekkil bir mükemmeliyettir" şeklinde bir tanım bile vardır. Acaba kelimeler mi yoksa ondan güzellikler elde eden mi esrarlıdır? Kelimelerin teşekkül etliği sesleri meydana getirmezden önce bu sesleri seçen, ona manasının esrarını veren gerçek esrar ve gerçek sihirbaz -varsa şayet- kimdir?

Mevsimler... İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış... Mevsimlerin kendilerine mahsus özellikleri vardır birbirinden farklı. Bu farklılıklar insan dimağında da "Mevsimlik" denebilecek değişiklikler meydana getiriyor adeta. Mevsimler, insan hayatını şekillendiriyor. Çiziyor ve siliyor. Mevsimler, insanı temsil ediyor ve ölüm çizgisinin kesitlerini, hayat desenini ima ediyor. Faniliği simgeliyor mevsimler.'...

İlkbaharla birlikte etrafa yayılan çiçek kokuları bereketli toprağın kokularıyla karışarak adeta miski andırır. Canlılarda tümüyle bir canlanmanın, neşelenmenin başlangıcı. Çiçeklerin, sevgilerin, aşkların yaşamanın raksı. Tabiatın insanı kucakladığı mevsim. Kedere üzüntüye yer yoktur bu mevsimde. Yeşil bir tuval ve sevgi ve aşk ve çiçek ve kuşlar... İşte ilkbahar adlı paha biçilmez tablo.

Gökyüzünün aydınlığını, güneşin ışıklarını engelleyen iri siyah kanatlı kargalar intihar etmişlerdir. Eğer bu mevsimde gökyüzünde uçmak hakkına sahip kuşlar varsa bunlar, serçeler, kırlangıçlar, güvercinlerdir.

Hayat nağmelerini şakıyan kuşlarla beraber neş'e kıpırdanmalarının başlangıcı olan bu mevsimde kuşların sihirli ezgileri insanı uykunun derinliklerinden çekip alan ve ona "İşte güneş doğdu, günaydın yavrucuğum" diyerek uyandıran müşfik bir anne sesi gibidir.

İlkbahar ömür çizgisinin başlangıcı. Sonu hazırlayan başlangıç ise genellikle sonbahardır. Çünkü insanda olduğu gibi bitkilerde de vaktinden önce kuruyan ağaç; dalından erken ayrılmak zorunda kalan yaprak yok mudur?

İlkbaharın zıddı sonbahar. Sarı mevsim, fanilik ve sonun başlangıcı. Hayatın ağladığı, tabiatın ağladığı mevsim. Sarı yapraklar, sarı yüzler; kuru ağ'açlar, kuru bedenler ve ömür adlı tiyatronun "Hazân" isimli trajedisi.

Yere düşen yaprak nasıl düştüğü zeminde topraklaşıyorsa, ölümünde sonbaharın kucağına düşen aciz yaratık insan aslına dönüyor, toprak oluyor. "Herşey aslına dönüyor" İlahî emri işte tecelli ediyor.

Sonbahar sarı yaprakların tekrar yeşermek için gideceği yere yaptığı yolculukta ilkbahar adlı ekspres şairin "Asude bahar ülkesi" gibi bir vasıta...

Arzu GEÇGE/İzmir

AYDINLIĞA

Karanlıklara boğuldu.

Mi! çekilmiş ışığın gözlerine

Kendimce bir ufuk uydurdum.

Biraz sonra tan ağaracak.

Bu sabah güneş şuradan

İnan bana sevgilim

Şuracıktan doğacak.

Karar verdim beynimi kuşanacağım.

İlmik ilmik, didik didik dikeceğim

Kalbimi yaracağım şu satırla

Güneşin ışığı altında.

Dudaklarım mühürlü,

Duygularıma pranga vurmuşlar.

Zift kadar kara karanlığı

Aydınlık diye yutturmuşlar.

Perdemi aralıyorum,

Şu nokta parıldayacak.

Şimdi karanlık olduğuna bakmayın

Güneş şuracıktan doğacak.

Katırlar yükü balçık taşıyorlar.

Bütün dünya düşman güneşe.

Yalnız ikimiz inanacağız

Herkes onu inkar etse de.

Bilmiyorlar...

Bu karanlık ana rahmi.

Doğum sancısı dünyanın çektiği

Pırıltılar güzellikler uzak değil.

Dokuz ay dokuz gün artık tükendi.

Ne olur sizler de inanın bana..

El ele, omuz omuza çıkalım sabaha.

Şarkılar şiirler yazalım aydınlığa

İsyanımızı duyurmak için

Işık dersi verelim

A. VERİŞENOĞLU

Şiiriniz serbest tarza güzel bir örnek olmuş. Fakat bazı mısralarda fazla hissizliğe yönelen kaleminizin mürekkebini biraz yumuşattık. Mesela: Aşure kelimesi şiire pek gitmediği gibi; "karanlığa kurşun sıkmak" da artık kurşunlardan nefret edildiği günümüzde pek huzurla okunacak bir deyim olmasa gerek. Sizden, daha dikkatli işlenmiş ve işlenirken bunu okuyan insanların sakin, duru ve sabırlı bir iklimin temsilcileri olduklarını unutmadan ele alınmış şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

KANLI AZERBAYCAN

Azerbaycan diye diye sızlamrem men burada,

Düşünüre/n yetişen olmayacak mı imdada?

Kara kanlar içinde yüzür gine Azerbaycan

Ey Türk Halkı; ey kardeşlerim düşünün bir an.

Azerbaycan diye diye ağlaram men burada,

Düşünürem kardeşim yetmeyecek mi imdada?

Sevavuş BERDELİ / Azerbaycan

Şiirinizin en vurucu beyitlerini köşemize aldık. Size Bahtiyar Vahapzade'nin şiirlerini okumanızı tavsiye edebiliriz. Azerî şiir ikliminin coşkun his ve heyecan terennümlerini oldukça güzel sunan bu şair size şiir ufkunu açacaktır.

Aynca Yahya Kemal Beyatlı'nın tarihin derinliklerinden gelen sesi sizi şiirde estetik atmosferine çekecektir. Tavsiyemiz, bu iki şairin lirizm ve epik tarzı iyice incelenerek sentez yapılabilirse güzide şiirler bekleyebiliriz sizden. Selam ve sevgiler.

BOZULMALI SİHİRLER

Bir çırpıda okunacak romanlar yazılmalı,

Bir çırpıda okunacak hikayeler, şiirler...

Gözler, gönüllerden almalı ışığını,

Bozulmalı sihirler.

Kalemlere taze kanlar verilmeli damardan,

Çorak topraklarda bile yeşermeli yeni çağlar.

Sarsılmaz saraylar kurulmalı yüreklere,

Çok bağımsız güller yetiştirmeli bağlar.

Sarmaşıklar demir atmalı tülden duvarlara,

Kuş sesleri boyamak gökyüzünü.

Ana dualarıyla, çocuk nefesleriyle,

Ufuklar kaldırıp atmalı örtüsünü.

Ne gecelerin, ne gündüzün,

Asla kalmamalı heybesinde hüzün.

Irmaklar kırmalı artık buzlarını,

Yıkılmalı engeller önünden ömrümüzün.

Bir çırpıda okunacak romanlar yazılmalı,

Bir çırpıda okunacak hikayeler, şiirler...

Gözler, gönüllerden almalı ışığını,

Bozulmalı sihirler.

Durdu ŞAHİN / Gaziantep

Serpantin tarzında yazmış olduğunuz şiir gayet güzel. Aslında bazı konular şiir konusu değildir. Bunu bir makalede anlatsak daha uygun olur. Fakat Türk Edebiyatı'nda Kitabe-i Sengi Mezar isimli şiirle Orhan Veli Kanık bu düşünceyi kırmıştır. Biz de bu hususta bağnaz bir görüşe sahip değiliz. Musiki, ritim, mana şiirin Özünü doldurduktan sonra konunun bir önemi yoktur. Zaten her gerçek şiirden (tema'sı ne olursa olsun) Hakk'a giden bir yol vardır. Sizden daha uygun tema ve şiir örgüsünün birlikte verildiği güzide şiirler bekliyoruz.

KURTUBA'NIN FERYADI

Şahadet parmağı gibi yüce minareler,

Bugün bir mızrak gibi gönlümü deler.

Ziyad'ın şimşek atlarıyla geçtiği yerler,

Benim gibi çilesiz nesli durmaz, lanetler.

Der ki "Ey vefasız oğul, yazıklar olsun sana

Ezansız kalan yetim bağrımı kurtarsana.

Hasret kaldım yüceler yücesi nağmelere,

Ak sakallı, nur yüzlü o kudsî çehrelere,

Ne olur kurtarın beni nâmahrem ellerden,

Ruhumu sıkıp saran şu zalim zincirlerden."

İşte dostum! Kurtuba'nın bugünkü hali bu

Yazık, yazıklar olsun bizlere doğrusu

Gel Resûl'ün önünde söz verelim,

Ruhumuzu bu yolda çarmıha gerelim.

Allah yoluna can baş koyalım yeniden

Artık ayrılmak yok onun nurlu izinden

Kurtaracağız, söz veriyoruz Seni Ey KURTUBA;

Dün İslam'ın elindeki Şehr-i tûba.

Cemal DOĞAN/İzmir

Şiiriniz gayet güzel. Bazı yerlerinde küçük değişiklikler yaptık. Fakat bunu yaparken şiirin ruhunu örselememeye özenle dikkat ettik. Sizden daha güzide, olgunluk çizgileri taşıyan şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

HASRETİM DERDİME

Yanıyor içim, yanıyor bugün.

Bana yasak, yasak bayram, düğün,

Pervam yok, içimi sarsın hüzün,

Gülmiyeyim, ne yazın ne güzün.

Boynu bükük derdimin bu ara,

Budur en büyük, en acı yara,

Mutluluğunun da yüzü kara,

Çünkü sevinir oldum zarara.

Gözyaşı akmaz, ağlar da bülbül,

Kimse bakmıyor, açsa da sümbül,

Bahardan davacı kokmayan gül,

Tam zamanıdır, yas tutsun gönül.

Bütün sevgiler satın alındı.

Soldu güller, seyirci kalındı,

Çaremize hep hançer salındı,

Kırıktı kalbim, başa çalındı

Kıyıya, köşeye çekilemem,

Unutmuşum gülmeyi, gülemem,

Ahimin gözyaşını sikmem,

O, benim çilem, asla veremem.

İnançsız yaşamak büyük hata,

Bağlanamam böylesi hayata,

Feryadım çıktı tâ semâvâta,

Ve hasretim çileye adeta.

Esman DİLLİ / Ankara

Şiire yeni başladığınız belli. Fakat samimi, duru bir söyleyişiniz var. "Boynu bükük derdimin, Bahardan davacı kokmayan gül, Ahimin gözyaşı, Hasretim derdime, Çaremize hep hançer salındı" gibi söyleyişler orijinal. Sizde hayal gücünün oldukça kuvvetli olduğunu kabul ediyoruz. Eğer kendinizi biraz zorlasanız çok güzel şiirler yazabileceğinize inanıyoruz. Sevgi ve selamlar.

DİRİLİŞ

Göründü ışık ordusu kalblerde bir heyecan

Nurlara gark oldu, özlemle yanan binlerce can.

Söndü senelerdir süren, kalbin hasret ateşi

Uyandı nuruyla, milyonlarca islâm kardeşi

Artık bir sel oldu, coştu yürekler hep beraber

Dillerde bir çağıltı büyük söz Allahu Ekber.

Yürekler tek bir yumruk dağları köklü deviren

Dev bir güç ki okyanusları evirip çeviren.

Bir akış, bir gidiş enginlere sığmayıp taşan

Alemleri aşıp öteler yoluna ulaşan.

Yönelmiş Allah'a bütün canlar, kavuşmuş aşka

Destanları parçalayan bu diriliş bambaşka

Aydın ÖNDER / Konya

Şiirinizin son kısmı coşkun bir sel, hızla akan bir çağlayan gibi. Heİe şiiri bitiriş tarzınız vurgulu olduğu kadar ses yüklü mânâ yüklü. Sizden daha güzide şiirler bekliyoruz.