Sızıntı Arşivi

Ağustos 1992 · s. 16 · 7 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

agu92

agu92

ANALAR

Bosna 'dan geliriz Türk itlerine,

Bizi bağrınıza basın analar.

Gözyaşımız döndü hicran seline,

Ortasına düştük yasın analar.

Babamızı kâfir düşmanlar kesti.

Anamızı acımadan doğradı.

Bu âdeta zehirli bir nefesti,

Bu illere sam rüzgarı uğradı.

Şimdi biz yetimiz bir harabede,

Boynu bükük ağlayan garip öksüz.

Muhacire benzeriz sahabede,

Ensâra gelmişiz malsız ve mülksüz.

Derdimiz büyüktür dertli analar.

Her şeyimiz talan edildi bizim.

Çocukluğu süsleyen tatlı hülyalar,

Ruhumuza zindân edildi bizim.

Bir sıcak yuvaya hasretiz bizler.

Bir sıcak çorbaya, şefkatli söze,

Tek tesellimiz sizlersiniz sizler.

Döndü yüreğimiz acıdan köze.

Hatice misali anamız otun,

Sarın bizleri de nûr bağrınıza.

Ufkumuzda gül-ü rânâmız olun

Sevginiz ilaç olsun ağrımıza.

Hersek'ten geliriz Türk illerine,

Bizi bağrınıza basın analar.

Gözyaşımız döndü hicran seline

Ortasına düştük yasın analar.

Selim YİĞİT/Trabzon

Şiirinizde son günlerde içimizi burkan, yüreğimizi ağlatan içtimaî derdimiz olan Bosna Hersek'li küçük çocukların feryadını dile getirmişsiniz. Bu yakıcı feryadı bütün Anadolu dolusu anaların duyması için birinci şiir olarak köşemize aldık. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

YÜCELERE YÜKSELEN DUA

Dert gönülde olur düğüm düğüm. Bazen çözülecek gibi olur, bazen olur kördüğüm. "Hiçbir insan dertsiz değildir." derler. Bilmem ki doğru mudur? Bazı insanlar var ki dertsiz görünürler. Kahkaha atıp şarkı söylerler. Acaba gönüllerinde hiç dertleri elemleri yok mudur onların. Bir gün bir arkadaşımdan işitmiştim. "Sen benim güldüğüme bakma, içimdeki derileri bir görsen için burkulur, dilin tutulur, ebkem kesilirsin" demişti.

İşte o andan itibaren "Demek ki gülerken ağlayanlar, kahkaha atarken gönülleri figane fevvare-sini göklere yükseltenler de varmış" deyip, bu günün neslinin kurtuluşunu düşünür oldum.

Halbuki o ana kadar hep gülenlerin içleri de gülüyor zannederdim...

İşte böyle dertler, bazen gülen bazen ağlayan çehrelerin içini örüyor motif motif...

Fakat bazen rengarenk şeyler dokuyor iç dünyaya, bazen de çıkmaza saplanmış insanların ümitsiz, bedbin, karamsar duygularından simsiyah renkler ve lekeler içinde bir ruh dünyası bahşediyor insana...

Milletin derdi ve ızdırabı ile kör kuyulara düşmüş gibi kederli olanlar ise Yusuf gibi gelecekte oturacağı bir Melik tahtının talihlisi olarak azap çekiyor.

Bu öyle bir derttir ki insanın iç dünyasını nûra garkedip onu aydınlık ufuklara yükseltir ve ondan yayılan nurlar ile cihanı pürnûr ederek ışığa ve aydınlığa garkeder...

Belki Yakuboğulları da aynı nurun aydınlığında huzur ve sükûna kavuşurlar. Fakat Kenan illeri daima lekeli ve onlar nûr kâmete ettiklerinden dolayı vicdanî bir azap çekeceklerdir ömür boyu...

Cihan durdukça tarih altın nesli hayırla yâd edecek. Fakat onlara çile ve ızdırabı, yersiz kederler vermeyi hoş gören değersiz madenlere benzeyen zavallıları hiç mi hiç affetmeyecektir...

Ve mahşer gününde nûra ve ışığa karşı duranlarla onu cihana, gönüllere sinelere ulaştırmak isteyenler karşılaştığında hesap çetin ama çok çetin olacaktır.

Fakat hâlâ kederli gönüller, dertli sineler onların da kurtuluşu için bir ömür boyu ah u efgan etmiş, daha da ağlamakta, onlar için dua ve dileklerini Yücelere buğu buğu iletmektiler.

Selman ŞAFAK

AZERÎLERE

Mutlu olduk sizinle

Hüzünlendik görünce

Alıştınız sizler de

Bu hüzünlü gurbete.

Dua ettik size çok

Edin sizler de bize

Tutuşalım el ele

Bekleyecek zaman yok.

Hasan CANLI/İzmir

Şiirinizde Azerî kardeşlerimizle hemdem olmuş, sonucunda da duygu ve histerinizi dile getirmişsiniz. Türkiye'deki o garip yavrulara en iyi imkânlar, en güzel duygular ve en şefkatli sineler yaraşır. Sizden daha güzide şiirler bekliyoruz. Sevgiler, selamlar.

YAĞMUR

Çisil çisil damlıyordu yanaklarına yağmur.

O gece.

Mehtabın derinliğinden gelecek

Birini bekliyordun sanki.

Çiseliyordu yağmur yanaklarına,

Ve sen ağlıyordun.

Hüzünlü hüzünlü bakıyordun karanlığa,

Yürüyordun önündeki sonsuz deryaya.

Birşeyleri arıyordun sanki kaybolan.

Yağmur çiseliyor dudaklarına,

Sırılsıklamsın.

Bir yanda yıldızlar, bir yanda kara bulutlar.

Birgün olur gözlerindeki yağmur diner.

Ve sen de kavuşursun.

Ebedi mutluluğa.

Aydın ERGÜZEN/Karabük

Şiiriniz teknik yönden zayıf ama his yüklü, ümit yüklü... Serbest tarzda yazılmış böyle güzel şiirler köşemizi cidden süslüyor. Fakat şiirinizin son kısmı biraz zayıf bir imajla sona ermiş. Belki de şiirin İlk bölümüyle tam bütünlük arzetmiyor. Sizden daha güzide şiirler bekliyoruz. Selamlar ve sevgiler.

VUSLAT ÜMİDİ

Sorma hüzün dolu hatıraları

Geri gelmez heder olan yıllara

Alır gülen neslin gözyaşları.

Götürür beni de o diyarlara...

Karanlık geceme indir yıldızları

Seriver özlem dolu yollarıma

Bırakın sitem yüklü bulutları,

Doğar güneş müjdelenen yarınlara...

Nur SARAÇ/Konya

Şiiriniz içten bir ses, özlem dolu bir nefes gibi. İlk dörtlükteki mısralar birbirini tamamlıyor. Fakat son dörtlükteki son iki mısra birbiriyle- alakalı değil. Yahut şöyle diyeyim: Sitem yüklü bulutları bırakmak biraz mânâ yönüyle zayıf kalmış. Bu sebebten son mısraya mukaddime olamamış. Sizden şiir üzerinde çok titiz çalışmanızı tavsiye ediyoruz. Zira şiir kelimeleri ses, ritim ve semantik yapı itibariyle yanyana getirme san'atıdır. En küçük bir kulak tırmalayıcı sesi dahi kaldıramayan hassas bir terazi gibi bu güzide san'al dengesini pek hassas ruhlar, hassas bir çalışmayla ancak başarabilirler. Sizde bu çizgiye ulaşan güzel şiirler bekliyoruz. Sevgi ve selamlar.

BAHARI BEKLERKEN

Bahara kavuşur, durulur özler,

Muştular dağıtır o tatlı sözler,

Gönüller onun iklimini özler,

Yanıp tutuşur ruhum, yaşlı gözler

Bahara kavuşur, durulur özler.

Baharı bekleyen kuşlar misali,

Bütün duygularım şu anda hâli.

Gözümde tüllenir onun hayali...

Bekliyorum o ehedi visali...

Baharı bekleyen kuşlar misali.

Mustafa DİLEK/Erzurum

Şiirinizin son iki dörtlüğü gayet güzel. Diğer bölümlerde güzel mısralarınız olmasına rağmen çoğunluk ses ve ritim ve mana üçgenini tamamlayamadığı için onları almadık köşemize. N. Fazıl'ın Çile isimli kitabında, M. Abdülfettah Şahin'in Kırık Mızrap isimli şiir kitabında bu tarz beşliklerle yazılmış örnekler mevcut. İlk ve son mısraı nakarat olan bu beşliklerdea oluşmuş, bir bakıma serpantin ismi verilen böyle şiirde uyum sağlamak kolay gibi görülse bile zordur. Size bu uyumu eksiksiz uygulamak için şiir üzerinde çok titiz çalışmanızı tavsiye ediyoruz. Sevgi ve selamlar.

RUHUM

Ruhumun koşusu, bitmez maraton.

Görünmez yollardadır bilinmez son.

Dünü öldüren, bugüne sevdası,

Ruhum, düne. bugüne de sevdalı.

İşte ruhum: Süt üstünde kanlı iz.

Ruhuma dar gelir, yüzdüğüm deniz.

Körün gördüğü, dilsizin şarkısı,

O, sadece sırların meraklısı.

Gündüzden bastı geceyi karanlık.

Ruhuma yalnızca ölüm aydınlık.

Tabut yataklık, toprak yorganlık.

Aczime tek ilaç o sonsuz varlık..

M. Köksal ÖZER/İstanbul

Şiiriniz güzel bir deneme olmuş. Kesin söyleyişinizi olgunluk izleri taşıyan duyguların mısralara aksetmesi olarak düşünüyoruz. Zıt kavramları birarada kullanmak ise ona ayrı bir hava vermiş. Yunus'un "Çıktım erik dalına, anda yedim üzümü" şiirinde olduğu gibi. Fakat sizde bu söyleyişler tam oturmamış. Bu hususta size N. Fazıl Kısakürek'in şiirlerini incelemenizi tavsiye ediyoruz. Çünkü Çile kitabında bu san'atın çokça kullanıldığını göreceksiniz. Sizden daha güzide ve orijinal şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

OKUL GÜNLERİ

Her sayfa arasında saçlar,

Kimbilir ne duygular saklar

Hatırlanır inci ağaçlar

Ne de yakınlaşır uzaklar.

Her insan bir dumanlı dağdır

Tir tir titrer, titrek kalbi

Üstüne yıkılan kaç asırdır?

Bak! Sanki kaldıracak gibi...!

Gözyaşı orda billur billûr,

Her biri birer elmas sanki

Alınlar parlar, görünür nûr

Ânı cihana bedel belki.

Hedefler bir sâikler başka

Acaba hangi ritim makbûl?

Gönülleri sevkeden aşka

Kul olmak ama Allah'a Kul...

Her saç bir idealdir orda

Her biri bir başka ufuk

İnsan nasıl yanarmış karda?

Nasıl derinleşirmiş soluk?

Ne farkeder ki leyl ü nehâr,

İkisi de aynı bezmdeyken,

Değmedikçe bir yed-i ağyâr

İsterse güneş batsın erken.

Beğenmediğim günler geçti

Şimdi baştacı oldu. Niye?

Bana o günleri kim seçti

Ah! O "Özlenen Günler" diye.

Selâhaddin SAMİ/Ankara

Şiiriniz pek güzel. Bazı mısralar sanki usta bir kalemden çıkmış' gibi. Hele şiirdeki imaj, ses, ritim ve semantik yapı bütünlüğü insana "işte gelecekte büyük şair olmaya namzet" dedirtiyor. İkinci ve üçüncü dörtlüğünüz diğer dörtlüklerden daha yoğun bir güzellik taşıyor. Sizden ağaç dallarında sabırla dokunan güzide çiçekler gibi ses, ritim, mana ögeleri çevreye güzel kokular yayan şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

HASRET

Bir dünya istiyorum, o dünyada

İnsanlar toprağa bile şefkatle bassın.

Bir dünya istiyorum ki onda

Her akıl sonsuz nurdan nasibini alsın.

Yemesin artık kurt kuzuyu

Asr-ı Saadette olduğu gibi salsın.

Öyle bir dünya ki.

Aşkla uyusun şevkle uyansın.

Bir dünya yakındır görür gibiyim

Bilmem kî biraz iyimser miyim?

Fakat, Hak vaad etmiş, mutlak olacak

Gök yüzünde süzülüp nurlar yağacak.

Tohumlar ağaç oldu, artık meyva verecek

Asırlardır ağlayan dertli gözler gülecek.

Zalimler yola çıktı, artık gitti gidecek

Sevin yiğidim sevin, rahmet indi inecek.

Barbaros ERGİ/Avustralya

Şiirinizin bazı bölümlerinde değişiklik yaptık. Kırık mısra tarzını biz mısra bütünlüğü şeklinde değiştirdik. Türk Edebiyatında Tevfık Fikret'le ortaya çıkan anlamın diğer bölümlere kayması pek tutulan bir şiir tarzı olmamıştır. Bu fikri yadırgayacak bir çok şairimizi olsa da biz mısra ve anlam bütünlüğü atbaşı giden şiirlere "evet" diyelim, zira şiir şekil, muhteva, ahenk armonisidir. Göze, gönle, kulağa hitap eden bir ritim cümbüşüdür. Sizden daha nice güzide şiirler bekliyoruz. Selam ve Sevgiler.

YENİDEN DİRİLİŞ

Bu vakit dinde aydınlık vaktidir,

Bu mübarek gündür dinde fecr;

Bu saatte iman edenler daha takatlidir,

Bugün sabredenler alacaklardır ecr.

Ömer Salih MERTERİZ/İzmir

Şiirinizin ilk dörtlüğü gayet güzel. Diğer bölümler dolgu mısralarla dolu. Size hiç zorlamaya düşmeden İçinizden nasıl geliyorsa öyle yazmayı, fakat yazarken san'atın hakkını da unutmamayı tavsiye ediyoruz. Selam ve sevgiler.

ÜMİT

Aşkuşevk yok hiç gönlümde,

Birgün olur tüllenir mi?

Tenha çorak halde özüm,

Renk renk olur güllenir mi?

Gitti yağmur bulutları

Kaldı hazan sükûtları,

Damla dala akan havzım,

Coşar coşar sellenir mi.?

Enes Fındık / İZMİR

Şiiriniz Y.Emre'nin şiirlerinden mülhem bir iklim taşıyor. Mısra ve kafiye hakimiyetiniz gayet sağlam. Sizden daha güzide üzerinde hassasiyetle çalışılmış şiirler bekliyoruz. Selâm ve sevgiler.