Ağustos 1992 · s. 15 · 6 dakikalık okuma
Hayvanlar Dünyasında Göç

Kâinatta başdöndürücü bir ahenk ve belli hedefe yönelik sistemli bir faaliyetin olduğu, gözle görülebilen bir gerçektir. Her bakımdan mükemmel bir organik bütünlük arzeden kâinatta, inkârlarında direnen bir kısım sözde ilim adamları dışında tesadüflere yer olduğunu iddia eden kimse yoktur denebilir.
Kâinatta tesadüf olmadığı gibi. sistemli ve herşeyi Bilen Biri tarafından yönlendirilen muazzam faaliyeti görmek için, en basitinden en karmaşığına kadar, herbiri insanlar gibi bir 'ümmet' olan hayvanlar âlemine bakmak da yeterlidir. Evet. Allah Rasûlü'nün (s.a.v.) beyan buyurdukları gibi, hayvanlar âlemi de insanlar gibi bütün bir ümmettir: Her hayvan türü de bu ümmet içinde küçük topluluklar, yani ümmetçikler halinde yaşar. Her bir türün kendi arasında anlaşma ve haberleşme şekli ve kendine has yaşama tarzı vardır. Meselâ, göçmen kuşlar, daima bir 'rehber' kuşun ardından gider ve sürünün iki yanında da 'muhafızlar' bulunur. Arılar âleminde olsun, karıncalar âleminde olsun, nasıl bir liderliğin olduğu artık herkesin malûmudur. Bilimler, henüz hayvanlar alemindeki haberleşme sistemini ve onların nasıl hareket ettiklerini çözememiştir ama onlarda gözlenen akıllara durgunluk verici faaliyetler, kâinattaki muhteşem âhenk, başdöndürücü birlik ve organik bütünlüğe, dolayısıyla da ilmi ve kudreti herşeyi kuşatan Yaratıcı ve Yaşatıcı'ya işaret etmektedir. Buna sadece bir misal olarak, bazı hayvan türlerindeki 'göç' hadisesini verebiliriz:
Hayvanlar âleminde bugün sebepleri, hatta meydana geliş tarzı, yani nasılı ve niçiniyle hâlâ çözülemeyen sırlardan biri de göç hadisesidir. Her sene milyonlarca yaratık, şu veya bu sebeple yerlerinden taşınma ihtiyacı duyar. Çoğumuz, göç halindeki kuş sürülerinin geliş gidişlerini görmüşüzdür. Bu göç hadisesi, kuşlarla da sınırlı değildir: sürüngenler, böcekler (kelebekler, çekirgeler), balıklar (yılan ve som balıkları) ve memeliler (rengeyiği, balinalar, fok balığı, yarasalar ve arktik tarla farelerinde) de göç hadisesi görülmektedir. Bu yaratıkların pek çoğu, uzun mesafelerde yollarını bulabilmektedir. Bunu nasıl başardıkları ise hâlâ bir sırdır. Bu hususta şu İhtimaller ileri sürülmektedir:
1- Güneş, 2- Yıldızlar, 3- Yerin manyetik alanı (küçük bir mıknatıs çubuk, güvercine takıldığında, güvercin yolunu şaşırmaktadır), 4- Koku duyusu, 5- Coğrafî özellikler (Kuzey Afrika'dan Fransa'ya uçan kuşlar, sahilleri ve vadileri izliyor gibidirler), 6- Isı değişmeleri (som balığı, suyun ısısında meydana gelen 0.03 °C lik bir değişikliği bile farkedebilmektedir), 7- Ses (balina ve yarasalar, radarlarını kullanıyor intibaı vermektedir).
Araştırmalar, bu, yol bulma kabiliyetinin, yaratılıştan geldiğini göstermektedir. Pozitif bilimler, buna sevk-i tabiî, yani 'içgüdü' diyorsa da böyle bir İzah, asla Yaratıcı'yı unutturamazlar. Çünkü, insanların bile henüz keşfedemediği ve insan aklının çözemediği, hattâ sahip bile olamadığı bir kabiliyetin, aynı maddelerden müteşekkil değişik hayvan türlerinde değişik özelliklerde olmasının ardında, cansız madde ve şuursuz organizma değil, ancak ve ancak herşeyi bilen ve ona göre yaratıp idare eden, kudreti ve ilmi sonsuz bir Yaratıcı olabilir.
KUTUP DENİZ KIRLANGICI
Kuzey Kutbu civarında yaşayan deniz kırlangıcı uzun mesafede yol bulma rekorunu elinde tutmaktadır. Bu kuş, Kuzey Kanada, Grönland, Kuzey Avrupa, Sibirya ve Alaska'da ürer. Ağustos sonlarında, güneye, Avrupa'nın batı sahillerinden geçerek Güney Afrika'ya uzanan 17.500 km. lik yolculuğuna çıkar ve bu yolu 90 günde kateder. Sonra, Hint Okyanusu'nda yarım daire çizerek, Güney Kutbu'na iner ve yazı burada geçirir. Geriye dönüşlerinde çok zaman bu yarım daireyi tamamlarlar, sekiz ay süren bu dairevî yolculuk, uçuş anında günde 240 km. olmak üzere 35.000 km. yi geçer. Bu kuş, diğer yaratıklardan daha fazla gün ışığı görür, çünkü biri Kuzey Kutbu, diğeri Güney Kutbu'nda olmak üzere iki yaz geçirir. Bu yöreler, yaz mevsiminde hemen hemen hep gündüzü yaşar. Norveç'te daha civcivken ayağına halka takılan bir kutup deniz kırlangıcının 27 yıl sonra hemen hemen aynı yerde öldüğü görülmüştür. Bu durumda, bu kuş yirmi yedi defa aynı yolculuğu yapmış olmalıdır.

AVRUPA TATLISU YILAN BALIĞI
Avrupa tatlı sularında yaşayan yılan balığı, hayata Bermuda'nın güneydoğusundaki Sargasso Denizi'nde başlar ve aynı yerde ölür. Daha yumurta ve larva halindeyken, üç yıl sürecek bir yolculukla Avrupa'nın tatlı su ağızlarına sürüklenir. Hayatlarının kalan 9-19 senesini nehirlerde, çaylarda, göllerde ve su birikintilerinde geçirir. Yaşlanma çağına doğru, üremek için sevk-i İlâhi İle Sargasso'ya dönüşe geçer. Göllerde ve su birikintilerinde kalmış pek çok yılan balığı, sudan çıkar ve ıslak çimenler üzerinde seyahata başlar. Denize ulaştıklarında, üreyip ölmek üzere Sargasso'ya yönelirler. Hiçbir yılan balığı, iki defa seyahat etmez. Balığın mahallî sularda kullandığı keskin bir koku alma duyusu vardır, fakat Sargasso'ya nasıl dönebildikleri ve onları buna iten sebep konularında tatmin edici ilmî bir açıklama yapmak zordur. Yine bu hususta da söylenebilecek tek şey, varlık ve birliğine bir delil olmak üzere, Yaradan'ın onları bu dönüşe sevkettiği ve mikroorganizmalardan gezegenlere kadar her varlığa olduğu gibi, yılan balıklarına da yollarını gösterdiğidir.
KUTUP DAĞ FARESİ (Lemming)
Kahverengi lemming, Kuzey Kanada, İskandinavya ve Kuzey Rusya'nın her tarafında bulunan, 10-18 cm. uzunluğunda küçük bir memelidir. Bu hayvancık, genellikle gece seyahat edip, gündüz beslenerek ve uyuyarak her ilkbaharda kısa göçler yapar. Bununla birlikte, her üç-dört yılda bir sürüler halinde daha uzun göçler de yaparlar. Nüfusları, her dört hektarda bir taneden 400-700 taneye kadar her üç-dört senede değişir. Nüfusta bu devri değişime tesir eden sebeplerin göç ile kitle ölümleri olduğu sanılmaktadır. Bu kitle ölümlerinde binlerce lemming kayalardan denizlere atlar ve yorgunluktan ölünceye kadar yüzerler. Bu türden ölümler, çok sık görülmez ve ancak dağların denize kavuştuğu Norveç kıyılarında vuku bulur. Yine, neden böyle yaptıkları da bilinmemektedir. Görünüşteki sebep olarak, göç eden lemminglerin denizleri ve gölleri geçip, nehirle denizi ayırt edemedikleri veya daha da ilgi çekici olanı, milyonlarca yıl önce deniz seviyesinin daha düşük olduğu dönemde Kuzey Denizi'nin altındaki eski vatan-ı aslîlerine göç ettikleri teorileri ileri sürülmektedir.
BALİNALAR
Büyük bedenlerine rağmen balinalar, yeryüzü yaratıkları içinde en az anlaşılanlar arasındadır. Uçsuz bucaksız denizlerde kendi hallerinde ve çoğunlukla görünmeksizin yaşarlar. Ancak asrımızda insanoğlu, onların hayatlarını ve seyahatlannı izlemeğe başlamıştır.
Hâlihazırda balinalar, yüzgeçli, kambursırt, yağ balinası, gri balina, yaybaşlı gibi beş altı tür olarak incelenmektedir.
Balina göçleri, daha çok balina avıyla bağlantılı görünmektedir. İhtiva ettikleri yağ ve et sebebiyle balinalar, avcıları üzerlerine çekmektedir. Avlar ve seyahatlar neticesinde tüm okyanuslarda balina dağılımı olmaktadır. Zoolog Charles Tavvnsend, 1930'larda balinalar üzerinde yaptığı incelemelerde, yüzlerce balina gemisinin avlanma yer ve zamanlarını teferruatıyla göstermiştir. Daha sonraki çalışmalar, balinalar dünyasındaki göç hareketlerinin zaman ve yönü konusunda kıymetli bilgiler edinilmesine yardımcı olmuştur.
1940'lara gelindiğinde balinalar, çok ciddî nüfus kaybına uğramış durumdaydı. 1946'da Beynelmilel Balinacılık Komisyonu kurulunca, bazı balina türleri korumaya alındı, bazı türlerin avlanması da sınırlandırıldı. Avlanmalar gözetleme ve balinalar konusunda bilgi alış verisine de önderlik etme gibi daha başka faaliyetlerde de bulunan bu kuruluş, herhangi bir müeyyide gücüne sahip olmadığından, son zamanlarda eski nüfuzunu kaybetmiş bulunmaktadır. Rusya ve Japonya başta olmak üzere, İspanya, Portekiz, Peru, Şili ve Güney Kore, çok miktarda balina avcılığı yapan ülkeler arasında bulunmaktadır.
Balina türlerinden yüzgeçli balina, okyanuslarda Güney Kutbu'ndan kuzeye doğru göç etmektedir; aynı şekilde mevsimine göre, kuzeyden güneye de göç eden bu balina türünün göç yolu kısadır. Buna karşılık, kambursırt balinalar, kuzey ve güney kutupları arasında mevsimlik seyahatlere çıkarlar. İzlanda kıyılarından Ümit Bumu'na, Avustralya'nın güneyinden Alaska'ya kadar bütün sular, bu balinanın seyahat alanını teşkil etmektedir. Gri balinanın Kuzey Amerika'nın batı sahilleri boyunca seyahat ettiği gözlenirken yay başlı balina Avrupa'nın kuzey sularında mevsimlik kuzey-güney istikametinde göçler yapmaktadır. Aynı balinaya Bering Boğazı sularında da rastlanır.

Göç, insan için olduğu kadar, hayvanlar âlemi için de çok mühimdir. Tarihteki medeniyetlerin büyük kısmı, hattâ İngiliz medeniyet tarihçisi Toynbee'ye göre 30 büyük medeniyetten 27'si göçler neticesinde kurulmuştur. Göç, yenilenme, yere çakılıp kalmaktan kurtulma ve her türlü ağırlıkları atma demektir. Aynı şekilde, gerek kara, gerek hava ve gerekse deniz hayvanları arasında da devamlı göç hadiseleri olmaktadır. Akar suların yosun tutmaması misali, göç eden varlıklar da 'yosun' tutmaz; akıntısı kuvvetli denizler, kolay kolay kirlenmez... Yaradan'ın hayvanlar âleminde takdir buyurduğu ve pozitif metodlarla 'nasıl ve niçin'i açıklanamayan göç hadisesi, insan için gerçekten hem ferdî, hem de içtimaî hayatında büyük ibretlerle dolu bir vakıadır.