Sızıntı Arşivi

Nisan 1992 · s. 42 · 8 dakikalık okuma

His ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

nis92

nis92

HARMAN

Ne bakarsız bana hayran

İçimde dertler nümayan

Sancı içindedir bu can

Gözyaşlarını bir çağlayan.

Mal ve menal çiçek çiçek,

Zevk ü sefa ireme denk

Ne arıyım ne de petek

Bir nefsin var sade tüğyan.

Ey İlahi halim yaman,

Beni ezer geçer zaman

Azabından aman aman,

Koru beni Yüce Sübhan.

İçimde dertler düğümdür,

Sanki kurtuluş ölümdür,

Tek tesellim aşk gülümdür,

Artık gelse senden ferman.

Ektik deriz çürür gider,

Biçtik deriz erir gider,

Zaman durmaz yürür gider,

Dünya tarla, ebed harman.

Günahlarım gani gani,

Nerde sevap, hayır hani

Şan u şöhret bütün fani

Koru beni Yüce Rahman.

Tahir ÇİÇEK/UŞAK

Şiiriniz gayet güzel. Tatlı akıcı bir üslubunuz var. Şiir diliniz öz düşüncenizle ahenk ve uyum içinde. Kâfiye örgünüz de semantik örgü kadar orijinal. Tema alışılmış olmasına rağmen sizin şiir ikliminizde yoğrulduğunda sanki şimdiye kadar hiç ele alınmamış da daha yeni ortaya atılmış bir orijinallik imajı uyandırıyor insanda. Yeni güzide şiirlerinizi bekliyoruz.

Selam ve sevgiler.

KIRÇİÇEĞİM

Hani ben kırçiçeğiydim, neler oluyor bana? Dağların, bayırların serin esintileri içinde büyüyen ben, İstanbul'un pis ve gürültülü havasına düşünce sersemledim. Ve vazoya doğru bir akışa geçtim. Yapma çiçekler süsledi hayallerimi; oysa ben kırçiçegiydim. Saf ve temiz, bir o kadar güzel Rabbimin yapısı el değmeden buydum ben: Kırçiçeğiydim beyaz, sarı... Bir demet olabilirdim körpecik yavrunun anasına verdiği ya da genç delikanlının elleri kınalı sevgilisine sunduğu. Temiz ve içtendir çiçeği verenler ve bir o kadar alanlar.

Ama niye, neden kırçiçeğim? Vazolara özenmen niye? Nedendir ojeli tırnaklara dokunma isteğin ya da kadehin yanında süs olmak arzusu. Sen sen kırçiçeğim elleri nasırlı anaların olmalı veyahutta "Bismillâhirrahmânirrahim" ile başlayan sofraları süslemelisin. Ancak oralarda vardır değerin, Çünkü sen kırçiçeğisin.

Kırçiçeğim çıtkırıldımlığa özenmekte ne? Yakışmaz sana sahte tebessüm; içlen gütmelisin kahkahayla veya savurduğun kahkahalarda çıkmayan sesinle. Ah canım, köylüm. Kır ve dağların çiçeği; sen sen ol ve sen olduğunu unutma. Kulağına ismin ezanlarla okundu ve salalarla ayrılacaksın bu dünyadan. Ama kırçiçeği olarak ayrıl emi? Ezanla sela arasında bir yığın çirkinlik bırakmamalısın; bir demet mavilik veya sarılı pembeli güzellikler...

Seninle sohbet öyle tatlı ve hoş ki. Çünkü beraber dolaştık mis gibi iğde kokan kırlarda, aynı anda işittik kuzuların melemesini. Ve buz gibi pınarlarından abdest aldık: kulaklarımızda ilahî mûsiki...

Anlıyorsun değil mi kırçiçeğim? Hissettiklerimi hissediyorsun değil mi? Nefsine bırakma kendini. Bu seninle ilk hasbihal ve gönlümde hep sen. İçten bakışların siyah siyah ve pembe gülümsemenle. Unutmayacağım seni. Vefasızlık bizim mayamızda yok değil mi? Mert ve içten alabilmek olabildiğine. Bağların ve uçsuz bucaksız yeşilliğin verdiği özgürlük havası içinde.

Fatma CAN / İSTANBUL

Nice gençliğin içinde bulunduğu durumu tablolaştırmışsınız yazınızda. Ne mutlu size ki bu muhasebe ikliminde, bu acı ve ızdırabın kritiğini yapma gücü bulabiliyorsunuz. Ya hâla çamuru misk ü anber diye yüzüne, gözüne sürenler. Onlara duadan başka elimizden ne gelir ki?

Yazınız akıcı, üslubunuz içten ve samimi duygu telleriyle nakış nakış örülmüş. Giriş gelişme ve sonuç bölümlerine dikkat etmişsiniz. Yalnız örnek vermemişsiniz. Konunuza açıklık kazandıracak müşahhas misal ortaya koymamışsınız. Bilirsiniz ki bir makalede verilen örnekler kapalı havzada bir gölü besleyen akarsular gibidir. Sizden, daha değişik konularda, daha orijinal tespitlerle kaleme alınmış güzide yazılar bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

MUŞTU

Ufkumuzu sarınca buhran çağının sisi

Kimliğimiz bir kaos batağına saplandı.

Meydanda görünmezken kurtuluş belirtisi

Ahimizin alevi göklere kanatlandı.

Birden bir muştu sesi çınladı vadimizde

Çırpınan gönüllere ışık geldi, cân geldi.

Bir ümit hâlesi ki yer etti rûhumuzda

Gökten, Rahmet sağnağı beldemize yöneldi.

Y. Emre HASOCAK/SİVAS

Şiiriniz diğer şiirleriniz gibi güzel. Olgun bir meyva gibi ruhta unutulmaz bir tad bırakıyor. Duygu ve düşünceniz de oldukça yüklü. Fakat biz yine size Kırık Mızrap diyoruz, Sızıntı orta sayfadaki şiirler diyoruz. Onları iyice incelediğinizde bir bitmez, tükenmez madeni, şiirin altın kaynağını keşfedeceğinize ve şiirlerinizin ritmi, sesi, muhtevası daha bir başka olacağına inanıyoruz. Sevgi ve selâmlar.

BEN VARIM

Ahdim var Allah im,

Adını sonsuza kadar haykıracağım.

Çileyle, ızdırapla geçse yıllarım.

Tek tek, ayrılsa arkadaşlarım,

Bu dava uğrunda kalsa bir tek benim canım,

Allah'ım,

Hiç yılmadan şöyle haykıracağım

Ben varım...

Ezilsem de değirmen taşları arasında,

Dikenler batsada ayaklarıma,

Vücûdum bir yana ayrılsa başım bir yana,

Hiç yıkılmadan yere,

Sağ elimi kaldıracağım göklere,

Ve şöyle haykıracağım

Allah'ım,

Bu dâvâ uğrunda ölmeye

Ben varım.

Abdullah NUR

Şiiriniz teknik yönden tam istenen seviyede değil. Fakat metafizik gerilimin ifadesi yönüyle onu ölçmeye de bizim gücümüz yetmez. İmanın, inancın, ihlas ve samimiyetin mücessem bir örgüsü şeklindeki şiirinizin, semantik yönü için bir şey demiyoruz. Fakat (kâfiye, ölçü, ritim) gibi teknik yönden kendinizi yetiştirmeniz için sizin de şiir karakterinize uygun bir şâiri size tavsiye edeceğiz. M. Akif Ersoy ve Safahat'ı. Sizden gelecekte daha güzide şiirler alacağımıza inanıyoruz. Selamlar ve sevgiler.

BOYNU BÜKÜKLER

Kalbimde hüzün, gözlerimde yaş,

Ayaklar altında iffet, yerlerde sürünür baş.

Sizler, boynu bükük iki kardeşsiniz,

Kendi öz vatanlarında gariblersiniz.

Murat ALTAY / MANİSA

Boynu bükük garibler diyorsunuz kutlu nesil için. Doğru, boynu bükük garibiz biz. Fakat içimizde sevgi ve ümidin ışığı öz çiçeklerimizi hergün okşayarak büyütür bizim. Bizim kalb çiçeğimizin toprağı, taşı, demiri, her türlü baskı ve terörü, riyâyı, yalanı delip geçip parçalayarak, doğruların, nâmuslu ve şereflilerin oluşturduğu ümit ve inanç iklimine kavuşması pek yakın. Onun için pek üzülmeyin ve ümitsizliğe düşmeyin. Sizden hasret yüklü nice şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler...

MİHMANDAR

Sığmaz içimize ümit

Yokuşlar yelken,

Kalbimiz kuşlara karışınca

Sonsuzluğu aşarken.

Susuzluğa çağlayanız biz,

Kafeslere anahtar,

Dertlere ağlayanız biz,

Gönüllere Mihmandar,..

M. Taha SOYLU/MANİSA

Şiirinizin ilk dörtlüğünde birkaç değişiklik yaptık, son dörtlük ise semantik yapı yönüyle gayet güzel. Biz keşke diyoruz, diğer bölümler de bunun kadar çarpıcı olsaydı. Fakat keşke demeye ne hâcet. Şairimize: "ümitle, azimle kaleme sarıl, bol bol şiir denemeleri yap. Bizlere üzerinde iğne oyası hassâsiyetiyle çalışılmış, gönül gergefinde işlediğin güzide Şiir'lerinden gönder" diyor, sevgi ve selamlar sunuyoruz.

YETİMİM

Gülüşünü çaldım yetimin dudaklarından,

Ağlamaklı bıraktım bir hüzün akşamında,

Birkaç damla mutluluk sızdı yanaklarından,

Göründü yalnızlığım yaslı bakışlarında.

Anne dedi, içimi yaraladı yetimim,

Anne dedi, yürüdü yalnızlar ülkesine.

Anne dedi, boşluğu parçaladı yetimim,

Anne dedi, güt sesi döndü hasret sesine.

SarıIsa gözlerine gözlerim tesellisiz,

Uzattım ellerimi çok geçti tutamadım.

Bir ah kaldı yalnızca o da belli belirsiz,

İşte ben o yetimi içimden atamadım.

M. Nimet YEŞİLBAŞ/İSTANBUL

Şiiriniz belki teknik açıdan zayf. Fakat semantik örgü yönüyle içli bir ses, tılsımlı bir nefes gibi. Bir yetim ki o bütün insanların hor gördüğü, inandığı, davası için ona cephe alındığı ve her türlü azâbın revâ görüldüğü bir yetim. Bu yetimin tesellisi kurtuluş günü. Zaferi Hakk'a ulaştığı andır. Sizden, duygu telimize dokundukça iniltiler yükselten ve içimizden gözlerimize billûr damlalar yürüten, güçlü mısraların mızrabıyla şu gökkubbeye Davûdî nağmeler bırakan şiirler bekliyoruz.

Selamlar ve sevgiler.

VUSLAT ARZUSU

Akşam kızıllığıyla güneş gurup ederken,

Mazide kalan yıllar tüllenirdi gözümde.

Ve hicran yüreğime her dem dolup taşarken,

Vuslat arzusuydu bu, kavrulan yüreğimde.

Selim SELÇUKLU

Şiiriniz semantik yönden güzel örülmüş. Fakat kâfiye şeması yönüyle zayıf kalmış. Meselâ birinci ve üçüncü mısralarda kâfiye yok sadece redif var. Bunun yanında his ve düşünceniz ve tasvir yönüyle çizdiğiniz imaj sağlam. Eğer biraz daha dikkatli bir çalışmayla şiir üzerine eğilirseniz ve bu hususta pırlanta eser Kırık Mızrap'ı düşünce ve his mekiğiyle şiir gergefinize nakış nakış örerseniz ve darda kaldığınızda onun tılsımlı panoramasından işaret ve rotalar yakalarsanız, sizin başarılı bir şâir olacağınıza inanıyoruz. Zîra gür soluklar, mesihî nefesler bahar fidelerini daha çabuk yeşertirler. Sizden nakış nakış bahar dokusu şiirler bekliyoruz.

Selamlar ve sevgiler.

AYIN ŞAVKINDA

An kadar ömrü yok sonbaharın,

Okunur ayın şavkında.

Kitaplar yeni bir sayfa açın,

Güneşli günler yakında.

İlk ışıklar düştü sahile,

Düşman uyudu, su uyanıyor.

Yarasaların ki nafile,

Işığın ordusu uyanıyor.

Kulağıma top sesleri geliyor,

Bu hangi Barbaros, hangi sefer,

Avucunu açmış bekliyor,

"Sabır, savaş, zafer."

Süleyman PEKİN/İZMİT

Şiiriniz gâyet güzel. ''Ayın şavkında okunan güneşli" günler rûhumuzun tek dileği. İkinci dörtlüğün 3. mısraı biraz zayıf kalmış. Daha doğrusu "nâfile" kelimesiyle neyin anlatılmaya çalışıldığı belirtilmemiş. Ay yakamozlarının ışık küresi aya işaret ettiği gibi şiirin diğer bölümleri de sizin ilham gücünüzün bir göstergesi olmuş. Sizden bir heykeltraş sabrı ile ilham mermerinden mânâ çizgileri mükemmel şiirler oluşturmanızı tavsiye ediyoruz.

Selamlar ve sevgiler.

NERDESİN

Asırlardan beri gözler yollarda,

Çağırır şarkılar seni nerdesin?

Gözler vuslatını her an kollarda,

Kalpler her an ağlar nerdesin?

Sen gittin gideli yazlar kış oldu,

Çiçekler sarardı, yapraklar soldu.

Yurduna, yuvana baykuşlar doldu,

Bülbül, ötmez oldu. Sordu nerdesin?

Sensiz sinelerde artık tâkat yok

Nerdesin yiğidim, söyle nerdesin?

Ağlarım, ağlarız bekleyenin çok,

Burdayım demez mi o kudsî sesin.

Serhat ŞÂHİN/ANKARA

Şiiriniz semantik yönden gayet güzel. Duygularınız ince ipek tellerle örülmüş gibi revnektar, okşayıcı, yumuşak. Derinden gelen bir ses ile örmüşsünüz şiirinizi.

Yalnız kâfiye şemanız üçüncü dörtlükte değişmiş, (abab, cccb, dddb) koşma türü kâfiye şeması ile şiir yazacaksınız izlenimi verirken, bu değişiklik şiirin havasını biraz bozmuş. Belki günümüzde kâfiye, redif-kâfiye şeması gibi şiir öğeleri kullanılmıyor diyebiliriz. Fakat bu bizim için geçerli bir sebep olamaz. Hem bu şemalar ma'şerî vicdanda makes bulup beğenilen ve yıllar yılı kullanılagelen şiirde ses, ritim ve mânâ üçlüsünü en iyi birleştiren şekillerdir. Biz eğer serbest tarz şiir yazacaksak, onu deneyelim. Eğer heceye göre şiir yazacaksak, oyunu kuralına göre oynamak deyiminde olduğu gibi bazı halkın benimsediği kuralları da göz önünde bulunduralım. Şiiriniz hakkında belki detaylı bir tenkide girdik. Belki sözü uzattık. Fakat bu sizde ümit vâr olduğu kanaitimizden dolayıdır. Bilmiş olasınız. Sizden bol bol halk edebiyatı şâirlerinin şiirlerini okuyup incelemenizi ve şiirlerinizi o usta kalemlerin gösterdiği rotada kaleme almanızı tavsiye ediyor, selam ve sevgiler sunuyoruz.

BİLİYORUM

Nağmeler sunacak, baldan tatlı,

Cihanı fethe gidecek O cesur atlı,

Işık ordusuyla üveyk gibi kanatlı,

Biliyorum dönecek,

İçimdeki heyecan arttı.

Murat ALTAY - MANİSA

Heyecanınız normal, duygularınız gerçeği hissettiği için coşkun. O kıratlı yakında ufuktan görünecek. Fakat silueti şafak rengi saçlarına düşmüş bu yiğit şimdi mânevî ordusunu, şahs-ı mânevîsini bir oya hassasiyetiyle örmekte. Nakış bitince, örgü tamamlanınca Cihan yine asr-ı saadetteki bahar gömleğini giyecek. Yine huzurun tütsü kokusu bir gül-i Muhammedi gibi Kürre-i arzı saracak. Sizden teknik ve semantik yapı olgunluğu taşıyan şiirler bekliyoruz. Selamlar sevgiler