Mart 1991 · s. 90 · 9 dakikalık okuma
His ve Düşünce Ufku

DEGIRMENCIK
Hayal şehir.. Eskiden meşhur olan Üsküdar,
O kadar güzel fakat bilinmeyen bir köy var.
Cihangirden daha güzeldir orda sabahlar,
Nasıl görmemiş orayı bilmem ki seyyahlar.
Orda güneş biraz geç doğar Üsküdar gibi,
Sabaha hırs gösteren bir yolcusu var gibi.
Üçlü yamaçlardır doğu doğu, batı ve kuzeyi
Düz geniş ve bahçeli bir vadidir güneyi.
Durgun ve geniş akar tam kenarından ırmak,
Akşam değil bir yamaca otur da gündüz bak.
Bakıp da dahver duygu ve düşüncelere,
Duvarları ak üstleri kırmızı evlere.
Sığır ve davarlar yayılırken bayırlarda,
Pehlivanlar güreş tutar yeşil çayırlarda.
Kazlar öte ördekler yüzer hala o sularda,
Lakin bilmem ki neden emeller uykularda.
Rengi nasıl farklıysa tarlada gelinciğin,
Güzelliği öyle farklıdır Değirmenciğin.
Muzaffer Yeşiltaş / İSTANBUL
Şiirinizi pek beğendik. Yahya Kemal’in Hayal Şehir isimli şiirinden mülhem olarak kaleme aldığınız şiiriniz saf, berrak duyguların birer çağlayan olmuş. Bu mısra çağlayanı bizim gönül dünyamıza akarken içimizde apayrı bir iklim oluşturuyor. Sıcacık, tatlı. ışıl ışıl tıpkı bir ipek gibi yumuşacık, ruhu .saran bir iklim bu...
Fakat şiirinizde "metafizik doku" eksik. Şiir sadece bir yeri anlatmak bir tasvir yapmak için kullanılmamalı. Her mısra istinat noktasını bulmuş yani köke bağlı dallar gibi ötelere kıvrılmalı. İsterse tekrar kavis çizip meyvelerini muhtaç insanlara sunmalı. Gerekirse ruhanilere bile taktım etmeli tatlı, efsunlu mesajlarını, "mutlaka bir metafizik hedef mi olacak şiirde" diyebilirsiniz. Hayır. Fakat nasıl ruhsuz ceset çürümeye mahkumsa "metafizik odakta" kesişmeyen duygular düşünceler ebed-müddet kubbeleşen bir san’at abidesinin temel kaidesini veya İskeletini teşkil edemezler. Bizler ayağı yerde fakat gözü mukkaddes idealini örme sevdasıyla fırsat kollayan mısralara meftunuz. Yeni. ideal, hamle ve aktivite çizgileri taşıyan şiirler bekliyoruz sizden. Selâmlar, sevgiler...
HİS VE HIZ İNSANI
Musa Hop/BURSA
His, ruhu buhurdanlık gibi tüttüren ma’nâ özü. His, bitiş anlarında başlama sesi. His, bir daima bir boşalma işi. Hislerde hüzün, hüzünlerde gelecek filizi canlanır.
Hissi olma akli kaide ve kıstaslara mahal tanımama şeklinde değerlendirilmemeli. Bilakis o alabildiğine dolma ve mantiki ölçüleri de nazar-ı itibara alarak şevkle koşma demektir. Ciğerin püryan, yüreğin giryan olması... Kafdağı yüklü belin kıvrım kıvrım olması. Ve içteki dertlere hicranlı yaşların tercüman olması..
Hissiliğin can damarında muhasebe duygusunun itici ya da frenleyici gücü çağlar. Sinedeki paslar hissin lahuti ikliminden sağnak sağnak boşalan nedamet kevserleriyle yunup yıkanır. Kendi ve neslinin kurtuluşu için geç kalma nedametiyle...
Kişi his dünyasının uçsuz bucaksız incelik ve derinliklerine dalabildiği nisbette buutlaşır. Ve fizik ötesinde engin deryalara yelken açma kutbuna vasıl olur. Ama letaif ve hissiyat bir pak elin tasarrufunda terbiye edilirse terakki söz konusu olur. Aksi taktirde duygularda ifrat-tefrit ve muvazenesizliğe düşülebilir.
His ve hız insanı hislenir coşar, hızlanır koşar.. Nitekim tarihi harslarından uzaklaştırılmış beyni kursağına yedirilmiş, bütün letafetleri törpülenerek ruhu dumura uğratılmış, hakikata ıttılada kör ve kopuk nesilleri kurtuluş ülkesine sürüklemeye azmetmiş ve asrın iktiza ettirdiği akli ve ruhi güçlerle mücehhez bir kutlu lokomatif, bir öncü bir rehberdir his insanı.
Gördükleri, düzendeki çarpıklıklar onda Eyyub-misal buruk buruk yükselen bir iniltili nefha oluştururken, devrin perişaniyeti onun yumuşak gönlüne dikenleri batan zehirli bir kaktüs olur. Fakat acımasız her bir diken onda bir aktivite oluşturarak, hamle ruhunu körükler.. O gittiği yerlere metafizik bir kıvılcım çeker ta ötelerden..
Gönül semasının yıldızlarından elvan elvan ışıklar davet gamzesi çakarken her şeyini aşkına satmış bu mecnunlar küheylan gibi şaha kalkar, coştukça coşar, koştukça koşar, çatlarsa en son bu kutsi yolda çatlar giderler. Ya da hedefe ulaşırlar.
UMUT
Şafak bir haberci güneş bir hayat
Gökte gezen saadet dolu bulutlar,
Hatıralar yemyeşil zamansa hoyrat,
Ve hasretten yorgun düşmüş umutlar.
Erkam Uğurtaş
Şiirinizde son mısralara doğru ümidin yok olduğu bir iklime girmişsiniz. Kafiye şemasının mükemmelliği yanında şiirinizde tam bir muhteva bütünlüğü olmadığını da söylemeden geçemeyeceğiz. Bu sebebten bir dörtlüğü bazı kelimeleri değiştirerek köşemize aldık. Size şiiri mükemmele ulaştıran hissetmenin yanında düşünmenin de yer aldığını öğütleyip, şiirin de bir mantık çizgisi olması gerektiğini vurgulayarak selâm ve sevgiler sunuyoruz...
MERHAMET
Merhamet mı?
Ben, yıllar varki, hasretim bu sözcüğe,
Bir lahza dahi olsun, görmedim hiç ömrümde.
Kitaplardan silmişler, nedense bu sözcüğü,
Yoketmeye çalışmış, tüketmişler özünü.
Ah merhamet!
Kırılsın sana uzanan, o melun eller.
Elbet kendi aczinden, kuruyacak o diller.
Eden ettiğin birgün, bulur derierya,
Sana edenler de bulur, ettiğini zamanla.
Ama hayır...
Çıkaramazlar onu, bu yüce gönüllerden,
Vicdanlara yazılmıştır, bu kelime ezelden.
Adı olmazsa bile, kendi var yüreklerde,
Yaşıyor milletimin, sinesinde ümitle.
O merhamet ki;
Silinmemiş kalplerden, silinemez de,
Sürecek gönüllerde, ezelden ta ebede.
Doğarken adımızın, başına konmuş bu söz,
Biz ölsek de kalır, bu duygu hiç sönmez.
M. Mustafa Durmuş / MUĞLA
Şiirinizdeki konu yıllar yılı hasret duyulan bütün gönülleri ışıktan tellerle nakış nakış örmesi beklenilen bir duygudur. Necip Fazıl’ın Reis Bey isimli piyesinde üzerinde ısrarla durduğu can alıcı bir konu bu. Ağlamayı unutmuş insanlara bilmemki nasıl öğreteceğiz bu kalbi saran ipek yumuşaklığını, gözlerden seller gibi akması gereken gözyaşlarını.. Siz de bunun için inlemişsiniz şiirinizde güzel şair.. Sizde bu duygu filizini hayatın bağrında yeşertmek için dökmüşsünüz mısralar dolusu gözyaşlarınızı. Fakat şiirinizde son beyitte olduğu gibi teknik açıdan zayıflık var. Bu güzide muhtevaya daha mükemmel bir üslûp elbisesi giydirebilirsiniz. Sizden bunu gelecek şiirlerinizde bekliyoruz. Selâmlar, sevgiler...
KAR ÇİÇEKLERİ
Bahar gelmeden kar üzerinde
Muştuladı bahan kar çiçekleri
Peşisıra aydınlık bir iklimde
Takip edilecek onun izleri.
İhsan Ürer/KIRIKKALE
Birinci dörtlüğünüz çok güzel olmasına rağmen aynı başarıyı diğer dörtlüklerde göremiyoruz. Bu da ilk dörtlükteki ahengin diğer dörtlüklerde kaybolmasından sanırız. Klasik imajları bir tarafa bırakıp artık orjinal imajları aramalısınız. Şiirde gaye söylenmemişi söyleme değil söylenmişi değişik bir tarzda söylemedir. Bunun yolu da şiire değişik söyleyişler kazandırmış olan şairleri bol bol okumak ve şiirlerimizde bu tecrübelerimizden faydalanmaktır. Bu yolda yeni çalışmalarınızı bekliyoruz. Sızıntı’dan kucak dolusu selâm ve sevgiler...
IŞIK TUTAN OLMAYINCA
O henüz bir çocuk.
Nereden bilecek varolduğunu.
Işık tutan olmayınca..
Nereden bilecek kaderi,
Ahirete imanı..
Işık tutan olmayınca.
Gözleri yaşlanınca
Nereden bilecek acıyı,
Dertleri, ızdırabı
Işık tutan olmayınca.
Nereden bilecek aşkı.
Ötelere sevdayı
Işık tutan olmayınca
Hakan Şafak / İSTANBUL
Şiirinizde ışığını yitirmiş bir gençliğin kaybettiği değerleri çocuk misaliyle canlandırmışsınız. Onun bilemediği şeyler ona üçyüz senedir ısrarla öğretilmeyen şeylerdir. Karanlık bir dünyanın zavallı garibi olan bu gençliğe şimdi gelen ışıklı mesajlar görüyoruz. Ona uzanan Rahmani bir el var. hissediyoruz: avucunda altın şafaklar söken... Şiirinizin teknik yönü normal seviyededir. Işık tutan olmayınca nakaratını ya biraz az tekrar etseydiniz ya da aradaki mısraları biraz daha çoğaltsaydınız belki şiirinizin bu güzel mısraı daha da özlülük taşıyabilirdi. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz, selâmlar, sevgiler...
GURBET
Meskenidir anadan, yardan ayrının,
işi dertliyledir değil gayrının,
Yuvaya dönmeden ölen yavrunun,
Yüreğini alev alev dağlarmış gurbet.
Ümit bahçesinin gülleri solar,
Analar babalar saçların yolar,
Evlat hasretiyle gözlen dolar.
Yürekte hüzünle çağlarmış gurbet,
Bahadır Güneş / BALIKESİR
Gurbet hüzünlerinizi gönül sazına dert mızrabını vurarak dile getirmişsiniz.. Gurbette kimsesiz, aç susuz ölen gariblerin hüznünü anlatmışsınız şiirinizde. Anne ve babaların kederli yüreklerine tercüman olmuşsunuz. Şiirinizde bazı kelimeleri değiştirdik. Fakat yazdığınız o hassas ve ince his ve ilham yüklü atmosferinize dokunmamak için gayet titiz davrandık düzeltmeleri yaparken. Hece üzerinde daha başarılı denemeler yapabilirsiniz. Sızıntı His ve Düşünce Ufku köşemizi sizin güzide şiirlerinizle süslemek isteriz. Selâmlar, sevgiler.
BÜYÜMEYİN ÇOCUKLAR
Her şeyden uzaktı kalbim
Bir başka heyecanla yaşadım,
Geçmişte kalan günleri ben...
Sıralı kaldırım taşları
Tunç rengini yansıtırdı bize.
Okul yolunda çocuklar
Ellerinde çantaları
Her şeyden uzak yaşıyorlar
Hayatı onlar bu günlerde
Tozpembe görüyorlar..
Sakın çıkarmayın gözlüklerinizi!
Sakın büyümeyin çocuklar...
Bizler de çocuktuk bir zamanlar
Sıralı kaldırım taşları
Güneş rengini yansıtırdı bize.
Ne çabuk uyandım o rüyadan
Hiç bitmeseydi ne olurdu.
Sizler mi yıllar sizler mi
O güzelim yıllan şildiniz,
Görünmeyin bana artık
Yalnız bırakın yeter yaptığınız.
Hatırlayın! Çocukluğumu sizler aldınız
Girmeyin garib alemime benim,
Özlemlerimde yine yaşıyor mazim.
Yusuf Yardibi / ZONGULDAK
Şiiriniz bize Cahit Sıtkı’nın Bu Gün Hava Güzel, Çocukluğum isimli şiirlerini hatırlattı. Fakat sizdeki karamsarlık onlardaki mutluluğa tam zıt düşüyor. Hâlbuki siz yepyeni bir devre gözünüzü açtınız. Bir Altın Nesil muştusu aldınız. Kurtarıcı neslin bahar kokusunu yer yer okullarda, mescitlerde laboratuarlarda, bürolarda, caddelerde duydunuz. Onlar karamsar olsa bile siz mutlu olmalısınız dostum; bunca nimetler için... Şiirinizi eğer biraz daha muhteva yönüyle tebessüm ettirip, dış çizgileriyle yani kafiye örgüsüyle daha da zenginleştirebilirseniz sizden harika şiirler husule geleceğine inanıyoruz. Ama sakın burcu burcu bahar kokan bu şiir demetlerinden bizlere göndermeyi unutmayın. Selâmlar, sevgiler...
SELAM GÜNEŞE
Yağmur..
Gökten belli bir ölçüde indirilen ve tabiatın canlanmasına vesile olan bu yağmur... Ulu çınarların yapraklarına vurarak ahenkli bir hışırtı sesi çıkarır Yüce bestekârın emriyle.. Ve tepelerden akan yağmur suları birleşince nehirlerde, ırmaklarda bir sel olarak denizlere..
Yağmur bir teselli olur yağmura hasretlere..
Bir serinlik verir Hakka susayan gönüllere,.
Bulut kendine düşen görevi yapıp gidince nurlu bir koku ve temiz havayla birlikte her rengi bir güzellik diyarını hatırlatan gökkuşağı kalır geriye. Ve bu ışık tayfları altında bulunan nurlu insanlar şöyle haykırır. SELAM GÜNEŞE
ÇARESİZLİK
Bir derdim var, çaresizlik
Eller yol vermedi.
Fidanlar boy vermedi.
Bilenler bilgi,
Sevenler sevgi,
Ağaçlar meyve.
Arılar bal vermedi.
Emin Karagöz / AFYON
Şiirinizin ilk bölümü ümitsizlik taşımasına rağmen güzel. Diğer bölümlerinin de bu ahenk ve muhtevaya uygun yazılmasını isterdik. Herhalde bu isteğimiz bize göndereceğiniz daha olgun muhtevalı ve dış çizgileriyle bir gergef örgüsü taşıyan güzide şiirlerinize kalıyor. Selâmlar, sevgiler...
MÜJDELER BENİ
Eğer ben ölürsem görev gereği,
Mevlam cennetiyle müjdeler beni.
Beş vakit namazdır dinin direği.
Ahirette kurtarır secdeler beni.
Halil İbrahim Çokluk / TRABZON
Şiirinizin ilk dörtlüğü pek güzel. Tatlı bir ritim ve muhtevaya sahip. Fakat sonraki dörtlüklerde aynı olgunluk yok. İlk dörtlüğünüzü örnek olarak His ve Düşünce köşemize aldık. Şiirinize yeni yeni konular arayın. Daha değişik kafiye şemaları deneyin. Bir de şiirinize yaşayan Türkçenin asıl kelimelerini misafir edin. Kökü eki belli olmayan kelimelerle bulandırmayın güzide şiirlerinizi. Bizlere itina ile yazılmış, üzerinde bir kuyumcu hassasiyeti ile çalışılmış şiirler göndermenizi arzu ediyoruz. Selâmlar, sevgiler...
UMARMIYDIK
Umar mıydık gözlerde yaşlar dinsin,
Kalbler kararsın karanlığa sinsin.
Salih Çalışkan/İZMİR
Şiirinizde daha çok kendiniz olmanızı yani kendi düşünce ve duygularınızı yansıtmanızı tavsiye ediyoruz size. Başka şairleri taklit etmek belki yeni körpe şairler için sakıncalı olmayabilir. Fakat yenilik ve orjinalite insanın kendi his ve düşüncelerinde gizlidir. Sizden başka şairlerin şiirlerini sık sık okumanızı tavsiye ederiz. Fakat asla yazarken onların söylediklerinin aynısını tekrar etmeyi öğütlemeyiz. Tekrar edelim orjinalite sizin yüreğinizden kaynayan duyguların billur sesinde gizli. Bunu unutmayın. Selâmlar, sevgiler...
HAZAN YAPRAĞI
Bir hazan yaprağının düşüşünü seyredin
O yumuşak inişte bir huzur sezilir.
Sonra ya bir rüzgâra kapılıp gider,
Ya da habersizce bir ayak altında ezilir.
Fatih Çilekeş
Şiirinizin ilk dörtlüğü hayal, his, düşünce gergefinde işlenmiş bir dörtlük incisi.. Fakat sonraki dörtlükler aynı ritim ve muhtevayı içermiyor. Biz sadece bu dörtlüğü yayınlayarak size kendi şiirinizden ışık tutmak istedik. Arzu ederseniz Ahmet Haşim’in şiirlerini tetkik ediniz. Orada kendi şiir tekniğinize uygun daha çaplı örnekler bulacaksınız. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Selâmlar, sevgiler..