Sızıntı Arşivi

Haziran 1982 · s. 4 · 4 dakikalık okuma

Herşey Onun İçin

M. Reşid Soylu · Din Ve Ahlâk

Cenin'in ana rahminde gelişmesi esnasında anne vücudunda bir takım morfolojik ve fonksiyonel değişmeler husule gelir. Bütün bu değişikliklerin gayesi ceninin normal gelişimini ve doğumunu emniyet altına almaktır.

Gebeliğin başlaması ile birlikte ana rahmi kas tabakasındaki herbir kas lifinin uzunluğu ve kalınlığı artmaktadır. Kas liflerinin uzunluğu 7-11 misline, kalınlığı ise 3-8 misline ulaşmaktadır. Böylece rahmin cidarı daha da kuvvetlenmektedir.

Cenin'in gelişmesiyle eklenen damar sistemini doldurmak için annenin kan hacminde artış tesbit edilir. Bu artış gebeliğin 36. haftasında annenin dolaşan kan hacminin % 30-40 fazlasına ulaşabilir. Doğumdan bir hafta kadar sonra ise normal miktarına tekrar avdet eder. Anne ve ceninin kanlarında dolaşım hızı üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, ceninin dolaşım hızı daha fazla bulunmuştur. Bu sebepten, uterusu terkeden ve ekseriyeti plasentadan (son) gelen kanın oksijen doymuşluğu yüzdesi gebeliğin son safhalarında gittikçe azalır. Muayyen bir oksijen basıncı altında cenin kanı daha fazla oksijen almaktadır. Buna başlıca sebep fetus (cenin) hemoglobinin oksijen tutma kâbiliyetinin daha yüksek olmasıdır.

Hamilelikle birlikte annenin kalb atış sayısının da artmaya başladığı tesbit edilir. Bu sayı ceninin gelişmesi ile birlikte dakikada 10-3P artış şeklindedir. Doğumu takiben yine kalb dakika atış sayısı normala döner. Bu arada cenin kalbi hamileliğin birinci ayından itibaren faaliyete başlar ve hamileliğin ikinci yarısında anne karnı cidarından kalb sesleri işitilir hale gelir.

Kalb dakika atış sayısı da anne kalbi atış sayısının iki misli kadardır. Genişleyen damar yatağı, artan kan hacmi ve fetus dolaşımının zuhuru anne kalbi üzerine olan yükü arttırır ve anne kalbi bir miktar büyür.

Göğüs kafesi çevresi 5-10 cm. genişler. Diyafragma kubbesi (karın ve göğüs boşluklarını birbirinden ayıran yapı) 4 cm. yükselir. Kaburgalar daha "yatay" bir durum alır, eklem ve bağları gevşer. Doğuma yaklaştıkça solunum frekansı ve derinliği artar. Nefes alış-verişteki hava hacmi artmıştır. Nefes verildikten sonra akciğerlerde kalan hava hacmi azalır. Netice olarak akciğerlerde gaz alış-verişi daha canlı ve kolay duruma gelir. Dakikadaki solunum hacmi 7 litreden 10 litreye çıkar ve taşınan oksijen miktarı ise % 20-30 artar.

Böbreküstü bezi, tiroid ve hipofiz ön lob hormonları plasenta yolu ile cenine geçebilir, fakat insütin geçemez. İnsülin tersine olarak fetustan anneye geçer. Yine mikropların çoğu için plasenta bir bekçi olarak vazife görür ve cenine mikropların geçmesine manî olur.

Hamilelik esnasında ortaya çıkan yukardaki durumlar ve daha saymadığımız pekçok değişiklikler sırasında anne çeşitli sıkıntılara düçar olmaktadır. Hatta hayatî tehlikelerle karşı karşıya gelebilir. Kendi kişiliğinde değişiklikler ve rûhî buhranlar görülebilir. Bu risk faktörlerinin birkaçını anlatırsak, cenin hayatının korunması için, annenin nelere katlandığını daha iyi anlamak mümkündür.

Vücudun alt kısımlarından gelen kanı toplayan toplardamarlar üzerine büyüyen rahimin yaptığı basınç İle alt taraf toplar damarlarında basınç artması ortaya çıkar ve annede varisler ve basur teşekkülüne meyil artar. Yine büyüyen rahimin böbrekleri idrar kesesine bağlayan idrar yolları üzerine baskısı ile idrar akımı zorlaşır, böbrek iltihabı ve böbrek kifayetsizliği görülebilir.

Büyüyen rahim mide ve barsakları yukarı ve arkaya iterken, progesteron hormonu tesiriyle mide ve barsak hareketleri azalır. Kabızlık ve karında şişkinlik sık olarak görülür. Ceninin giderek büyümesi ile annede karın içi basıncı artar, yemek borusu ile mide arasındaki geçidin kas tabakasında gevşeme olur ve mide suyu yemek borusuna kaçabilir ve annede yutma güçlüğü ve göğüs kemiği gerisinde yanmalar olabilir.

Hamilelikle birlikte vücut ön kısmında ağırlık artışı olur, vücut ekseni değişir. Bunu dengelemek İçin baş ve omuzlar geriye doğru gider, bel bölgesinde omurga öne doğru bir kavis yapar. Buna bağlı olarak da bel ağrıları görülebilir.

Gelişmekte olan yavru hamileliğin son üç ayında anneden 25 gr. kalsiyum alır. Bunu temin İçin annenin günlük kalsiyum ihtiyacı artar. Anne bu fazla miktarı dışardan alamazsa çocuk için lüzumlu kalsiyum anne kemiklerinden temin edilir. Annenin kemiklerindeki kireç miktarlarında değişmeler ve hatta kemik kırıkları ve kemikte yumuşama olabilir. Yine cenin alyuvarları için lüzumlu olan demir de anneden temin edilir. Demir, anne kanından aktif olarak alındığı için fetusun demir muhtevası anneden fazladır.

Beyin tabanında yer alan hipofiz bezi hamilelikte iki misli kadar büyüme gösterir. Bu büyüme ile hipofiz bezi görme siniri yollarına tazyik yapabilir ve annenin görme alanını daraltabilir. Yine doğumu takiben bu bez kansız kalabilir ve annede . hastalığa sebep olabilir.

Hamileliğin son üç ayında nefes darlığı şikayeti vardır. Bulantı, kusma, hazımsızlık, mide yanması, dişeti iltihabı sık görülen durumlardır. Diş çürüklerine de fazlaca rastlanır. Annede anî olarak ortaya çıkan şahsiyet değişiklikleri bu arada kaydedilmeye değer bir durum olarak dikkati çeker.

Bütün bu değişiklikler ve annenin katlandığı bir sürü tehlikeler, çekilen bunca ızdıraplar hep dünyaya gelecek yeni bir insan için.. İnsanın aklına hemen şöyle bir soru geliyor: Her şey insan için.. Pekiyi, o halde kendisinin dünyaya gelmesi için bunca zahmetlere katlanılan, ortalama 70 yıllık ömür verilen ve pekçok hassas cihazlarla techiz edilen insan ne için?...

M. Reşid Soylu