Mart 1994 · s. 30 · 8 dakikalık okuma
Her Tarafı Karartan Kara Duman

Ziya Aydın
SADECE İNSAN DEĞİL ORMANLAR DA YOK EDİLİYOR
Yeni yapılan araştırmalar bize gösteriyor ki, sigara sadece hastalık yaparak ölüme sürüklemekle kalmaz, çevreye ve ekonomiye de menfî yönde tesir eder, hatta "dumanaltı" yapar. Milattan yüzyıllarca önce bazı bitkilerin yakılmasıyla meydana gelen dumanın koklanıp solunmasından zevk ve keyif alındığı ve bu gayeyle bazı maddelerin yakıldığı bilinmektedir. Tütün dumanının insanların hayat serüvenine katılışı ve onların sağlıklarında meydana çıkardığı bu menfî yankı, günümüze kadar artarak gelmiştir. Kısacası, tıbbî, ekonomik ve sosyo-kültürel zararlarına rağmen bu zehirli duman ve diğer zararlı maddeler (alkol, uyuşturucular) her gün artan bir yoğunlukla yeryüzünü sarmakta, bu salgın giderek yeni boyutlar kazanmakta ve içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Bilhassa sigaranın fabrikasyon halinde üretimiyle beraber tütün tüketimi, dolayısıyla üretimi hızla artarak, II. Dünya Savaşı'ndan sonra kadınların ve çocukların da sigaraya alışması neticesinde içtimâî bir "kara salgın" durumuna gelmiştir.
Bu konuyla alâkalı olarak 1993 yılı sağlık raporu, üstü örtülü kalan pek çok karanlık noktaları aydınlatmaktadır. Bu kara duman sadece tiryakiyi, aynı yerde bulunan evlad u iyali ve ev hayvanlarını ölümün kucağına atmakla kalmaz, bununla beraber pek çok balta girmemiş ormanları, verimli bağ, bahçe ve tarlaları, hasılı bize hayat soluyan güzelim tabiatı diri diri gömer. Bu şekilde biz insanların, gıda menbalarını da ellerinden alır. Bu demektir ki, günümüzde sigaranın sağlığa olan zararlarının yanında, ekolojik ve sosyokültürel menfî tesirleri üzerinde de kafa yormanın zamanı geldi, hatta geçmek üzeredir.
"Temeli menfaat ve çıkara dayalı birçok konuda olduğu gibi, sigara sanayiinde de yine sanayileşmemiş ülkeler hedef seçilmiştir. Çünkü, batılılar için buraları daha ekonomik ve daha ucuzdur. Dolayısıyla sağlığının kıymetini bilmeyen buraların yerli insanları, geçimlerini neredeyse tamamen tütün üretimi ile sürdürmektedirler. Verimli orman sahaları tütün ekebilmek için yok edilmekte, yılda iki hatta üç ürün alabilmek için ağaçlar köklenmektedir."diyor Tanzanya Sokoine Üniversitesi orman mühendisi Aaron Mgeni. Bugüne kadar olduğu gibi, belli bir gelecekte de daha uzun bir müddet tütün, pek çok ziraat mahsulünün üretimine engel olmaya devam edecektir. Bu durum toprağın inbat kuvvetini, verimliliğini hızlı bir şekilde düşürecektir. Ağaç kesimi sadece tütün için ekim sahası açma gayesiyle kalmamakta, sigara mamül hale gelinceye kadarki üretim safhaları için de temel teşkil etmektedir. Nasıl mı? İşte kara dumanın isli yüzü:
Yeşil tütün yapraklarının kahverengiye dönüşebilmesi ve aromatik (güzel kokulu) hale gelebilmesi için 70 derecede fermente edilmeleri gerekmektedir. Sanayi ülkeleri fermentasyonda petrol ve gazdan faydalanmaktadırlar. Sanayileşmemiş ülkelere ise bu iş için yalnızca ormanları tüketmek kalmaktadır. Sadece Pakistan'da sigara için yılda 1,5 milyon m3 ağaç yakılıp yok edilmektedir. Sırayla Tayland, Hindistan, Brezilya ve Filipinler'de de ağaçlar bu kara duman uğruna kurban edilmektedir. Neymiş, ancak bir haftada kuruyabilen bu taze tütün yaprakları için bol bol oduna ihtiyaç varmış, insaf..! Hatta güneş altında kurutma işlemi için gerekli açık alanlar uğruna kesilen ağaçlar ise ayrı bir problem.
WHO (Dünya Sağlık Teşkilatı) raporuna göre 300 adet sigara için 1 ağaç feda edilmektedir. Bu demektir ki, sigara uğruna dünyada yılda 82,5 milyon m3 odun yakılmaktadır. Tütün yapraklarının kurutulma işlemi için de en az bir hektarlık odun kullanılmaktadır. Bir defaya mahsus değil, devamlı olarak.. Bu şekilde yılda sadece ve sadece 6,4 milyon m3 odun, sırf sigaranın kurutulma ve fermente işlemi uğruna kurban edilmektedir. Sigara ve paketleme kağıdı ise bu hesabın dışındadır. Kısacası, tütün sanayii için yılda yaklaşık olarak toplam 9,25 milyon m3 oduna ihtiyaç vardır. Bu da tabii ki, her zaman olduğu gibi kolay ve ucuza sömürülen sanayileşmemiş fakir ülkelerin sahip olduğu zengin(!) tropik ormanlardan karşılanacaktır. Orman mühendisi Mgeni'nin de dediği gibi, usulsüz ve insafsızca kesilen ağaçlardan arta kalan toprak değer kaybına uğramakta, iyice yıpranmakta ve hızlı adımlarla çölleşmeye doğru gitmektedir. Çevrecilerin kulakları çınlasın..!
Bir diğer enteresan nokta ise Türkiye, en büyük tütün üretim merkezleri olan Brezilya, Tayland gibi ülkelerin ardından dördüncü sırada yer almaktadır. Sadece tütün için 327 bin hektarlık saha kullanılmaktadır. Ne acıdır ki, memleketimizde her yıl onbinlerce ton tütünün stoklarda çürütüldüğü ifade edilmektedir.

SÖMÜRÜ ARACI OLARAK SİGARA
Geliştikçe gelişen, büyüdükçe büyüyen problemler.. Sanayileşmekte olan ülkeler gelişebilmek için çabalayadursunlar, hayatî problemleri son hızla artmaktadır. Bu ülkelerdeki güzelim ormanlar sistematik bir şekilde kesilip yok edilmektedir. Tabii, bu tütün ticaretiyle birçok ülke döviz rezervlerini doldurmaktadır. Belki de aynı yollarla eroin ve kokain pazarı da işletilmektedir. Bu ülkelere az da olsa döviz akıtan sanayii ülkeleri ise, kendi ülkelerinde sigara içme nispetinin istedikleri seviyede olmaması hasebiyle, diğer ülkelere yönelik sinsice ve şeytanca plân ve tuzaklar kurmaktalar. Bu plânlar da, Marlboro, Camel, Kent gibi sigara mamüllerini sanayileşmemiş fakir ülkelerde yaygınlaştırabilmek. Hedef ülkelerde özelikle büyük bir potansiyele sahip olan genç kuşağı bu sigaralara bağımlı kılmak gayesi güdülmektedir. Böylece sanayileşmemiş ülkeler buraya akıttıkları dövizleri iki-üç kat fazlasıyla geri almış olacak, hem de temiz ve sağlıklı yöre halkını pislik ve hastalıklarla süründürdükçe süründüreceklerdir.
Ne yazık ki bu plân tutar. Özellikle ve öncelikle Tayvan'a bu uygulanır. 1985'e kadar buraya ne bir yabancı sigara ne de bunların reklamları sokulmuştu. Dolayısıyla gençler arasında sigara içen pek azdı, hatta içmeyi bilen bile yoktu. Ne zaman ki Amerikan yönetimi bazı müeyyidelerle orada pazar elde edebildi, o vakit tiryakiler ve ABD lehine döviz kaynağı da arttı. Kısa bir süre sonra bu ülkeyi Japonya, Kore, Tayland ve Türkiye gibi ülkeler takip ettiler. Özellikle Marlboro, sanayileşmemiş ülkelerin bir sembolü haline geliverdi. İnsan hakları savunuculuğu ve insan sağlığının mutlak koruyuculuğunun tellallığını yapan batı dünyası, para için, sanayileşme yolundaki fakir ülke insanlarının hayatlarını karartmaktadır. Kendi ülkelerinde kapalı mekânlarda, duraklarda, telefon kabinlerinde, kalabalık yerlerde sigara içimini yasaklayan sanayileşmiş ülkeler, fakir devletlerde yoğun reklam furyalarıyla büyük çapta yatırımlarda bulunuyorlar. İngiltere'de bile bugün otobüslerde sigara içenler 200 pound'luk para cezası ile cezalandırılmaktadır. Ya bizde?! Sanki bir nevi "Sigara Savaşı" veya bir başka açıdan bakıldığında "Sigara Terörü" ve bunlara alet olup yolda kalan nice zavallı insanlar...
"Marlboro-kovboy" reklamlarında, elinde sigarayla, keyifli pozlarıyla tanınan Wayne Mc Laren, bu görüntüsüyle gençlere tesir etti. Fakat 1990 yazında 51 yaşında, akciğer kanserinden öldü. Ölüm döşeğinde hakikati gören Mc Laren şöyle der:

"Sigara öldürücü bir illet. Ben bunun canlı bir ispatıyım. Hayatımı işte bu oksijen çadırında noktalıyorum. Size sesleniyorum, sigara katiyyen bir değer kazandırmıyor, kaybettiriyor." David Goerlitz de Camel ve Winston firmalarının reklam artisti idi. Kendisi de bizzat sigara tiryakisiydi ve pek çok defa mide ve ciğerlerinden rahatsız olmuştu. Yıllar sonra dikkatini bir şey çekti David'in. Şirketin idarî kadrosunun hemen hepsi kesinlikle sigara içmiyordu. Merak edip sorduğunda, şaşkına çevirecek şu cevapla karşılaştı: "Biz bu zehirli mereti içmeyiz, sadece tatlı olan parası için satarız da satarız.!"' Bu sözün, sigara tiryakisi zayıf iradelilerin uyanmasına vesile olmasını dileriz...
HAYATI SİNSİ SİNSİ KEMİREN KARA CANAVAR
WH0 hesaplamalarına göre, dünya üzerinde 1 milyar 370 milyon insan sigara tiryakisi ve dünya genelinde sigaradan hasıl olan yıllık ölüm rakamı 11-12 milyondur. Ülkemizde ise yaklaşık 20-21 milyon insan fiilen sigara içmektedir. Buna göre, günde takriben 450-500 milyon adet sigara tüketilmektedir. Asla bir ihtiyaç maddesi olmadığı gibi, bilakis insan ve toplum sağlığına sayısız zararlar veren tütün ürünlerine halkımız yılda yaklaşık 70 trilyon TL. dolayında para sarfetmektedir. Bu şekilde ise vatandaşımız yılda havaya takriben 5555 ton hidro-karbür (hidrokarbonlu zehirli bileşik) solumaktadır. Bu arada tütün dumanında 4 binden fazla zehirli madde bulunduğu da unutulmamalıdır. Solunum yolu hastalıklarında, sigaranın zararlı tesiri ancak hava kirliliği ile mukayese edilebilir.
Bir başka enteresan husus, uzmanlar tütün sanayiini dünyanın en büyük uyuşturucu merkezi olarak görüyorlar. Çünkü, gayr-i resmî kimyevî ilaçlar, alkol, AİDS, yangın, cinayet, intihar ve trafik kazalarının yol açtığı ölüm vakaları sigaranınkine yetişemiyor. Üstelik sigara hâlâ kanunî serbestliğiyle piyasada; yani resmen cinayet...
WHO raporuna göre, yılda ABD'de 470 bin, Almanya'da 260 bin, İngiltere'de 180 bin, Türkiye'de 160 bin ölüm vakası tespit edilmiştir. Umumiyetle % 94'ü akciğer kanserinden, % 801 damar tıkanıklığı ve kalp yetmezliğinden ve % 12-14'ü de kronik bronşitten hayatlarını kaybetmektedirler. Alman Kanser Araştırma Merkezi'nden Prof. Harald zur Hausen, sigaranın, çevre ve insan sağlığını tehdit eden asbest, formaldehit, radon, araba ve sanayii gazları gibi zehirli maddelerle aynı nisbette risk faktörü olduğunu, içindeki radyoaktif kurşun ve polonium'un hücreleri tahrip ettiğini açıklar.
"Medical Tribüne" adlı tıp dergisi son sayısında, kapağına şu önemli ifadeyi koymuştur: "Sigara bir numaralı katildir!" Aynı dergide Oxford Üniversitesinden epidemiyolog (salgın hastalıkları uzmanı) Richard Peto'nun şu tespiti mevcuttur: ''1993'de AT sınırları dahilindeki ülkelerde yaşayan toplam 6 milyon insanı sigaradan kaybettik. Dünyada yaklaşık 2 milyar çocuk yaşıyor Bunların da pek çoğu sigarayla haşir neşirdir."
Unutulmamalıdır ki, sigara içen bazı annelerin çocukları, cenine yeterli oksijen ulaşamaması sebebiyle geri zekalı oluyor.
SİGARA İÇMEDEN ZARAR GÖRENLER
Sigara içmediği halde çevresinde sigara içildiği için zarar gören insanlara ''pasif içiciler''adı verilir. Bunların çektiği zarar ve sıkıntı, sigara içenlere nisbeten maddî ve mânevî olarak daha fazladır. Pasif içicilerin içlerine çektikleri dumanın, toksik kimyevî madde bakımından daha yoğun olduğunu son araştırmalar ortaya koymuştur. Spektrum dergisine göre, pasif içicinin aldığı dumandaki Benzoapiren, aktif içicinin aldığından 3 kat daha fazla; Toluen, 6 kat daha fazla; Dimetinitrosamin 50 kattan da fazladır. Bununla birlikte sigara içen kişinin hem aktif, hem de pasif sigara içicisi olduğu unutulmamalıdır.
Morth Carolina Üniversitesi'nden bir grup araştırmacının tespitine göre, günde yirmi sigara içen bir babanın çocukları, diğerlerine nazaran iki kat daha fazla kusurlu doğuma maruz kalmaktadır. Meselâ kalp arızaları, tavşan dudağı gibi şekil bozuklukları, lösemi ve lenf düğümleri kanseri.. Hatta solunum yollan hastalıkları, alerji ve ileriki hayat safhalarında da ciddi kanser vakaları...
Çok süslü ve çekici ambalajlar içinde ve aldatıcı reklamlarla insanlara sunulan ve kesinlikle içenlerin ve hatta içmeyenlerin felaketine sebep olan bu "Kara Duman" için yapacağımız en doğru tavsiye, öncelikle kendimizi ve yakınlarımızın sağlık ve hürriyetini düşünmek suretiyle, irademize hakim olmak ve sigaraya yanaşmamaktır. İçmeyenlerin içenlere hoşgörülü olması beklendiği kadar içenler de, aynı hoşgörüyü içmeyenlere göstermelidir.
"Atın ölümü arpadandır" diyerek, irade zayıflığına düşmemeli, bize bahşedilen sağlık nimetini itinalı bir şekilde muhafaza etmeli, kendimiz için hoşlanmadığımızı, bir başkası için de istememeli. Her an iyilik ve güzellik soluklamalıyız ki, istifade ettiğimiz bu atmosferde iyilik ve güzellikler bizi çepeçevre sarsın...
KAYNAKLAR
- Natur 6-1993, s. 23-24
- Tölle, R. -G. Buchkremer, Zigarettenrauchert. Springer Verl., Heidelberg 1989.
- Regenwald-Report. Herausg. Iniative Rettet den Regenwald. Hamburg 1993.