Mart 1994 · s. 28 · 4 dakikalık okuma
Bilinmeyen Yönleriyle İncir
C. Kemal Sümbül · Doç. Dr. · Botanik

Dr.C.Kemal Sünbül
Günümüzde insanların beslenme şuuru geliştiği için bir gıdanın mükemmel olduğunu söylemek yetmiyor. Veyahut o gıdayı başkalarının bir miktar para vererek satın almalarını sağlamıyor. Tüketiciler artık, gıdanın besin değerini, yani ne kadar protein ihtiva ettiğini, hangi vitaminleri ne kadar bulundurduğunu, sağlığa zararlı maddeler bulundurup bulundurmadığını vs. soruyorlar. Ülkemizde bu düşüncelerin yeteri kadar geliştiğini söylemek zordur. Belki bunun birçok sebepleri vardır ama en başta geleni herhalde bilgisizliktir. Birçok ürünü yetiştirdiğimiz halde bunlardan yeteri kadar faydalandığımızı söyleyemeyiz. Ürettiğini satıp para kazanmak, hatta başka ülkelere ihraç ederek ülkeye döviz kazandırmak güzel şey. Fakat bu ülkelerin neden bazı şeyleri Önemli miktarda paralar Ödeyerek aldıkları üzerinde de durulmalıdır. İşte memleketimizde üretilip yeterince tüketilmeyen değerli gıda maddelerinden birisi de "incir" dir.
İncir, genellikle sıcak ve ılık bölgelerde yetişen ve meyvesi çok faydalı olan bir ağaçtır. Anavatanı hakkında değişik görüşler bulunmaktadır. Bu meyvenin Güneybatı Asya'dan geldiğini söyleyenlerin yanında Anavatanının Türkiye olduğunu yazanlar da bulunmaktadır1. Türkiye incir üreticisi ülkeler içerisinde ilk sırayı almakta ve dünya incir üretiminin yaklaşık %50'sini karşılamaktadır.
İncirin tarihi çok eskilere dayanır. Kur'an'da "Andolsun incire ve zeytine" buyurulmaktadır2. Peygamberimize bir tabak incir ikram edilmiş, O bunu yedikten sonra ashabına demiş ki: "Yiyin, şayet cennetten inme bir meyve bulunduğunu söyleseydim 'işte budur' derdim. Çünkü cennetin meyveleri çekirdeksizdir. Onu yiyin. Çünkü basuru keser, ayağın oynak yerlerindeki ağrıları yok eder." 2 Çekirdeksiz denmesinden hurma ve zeytin çekirdeği gibi yenilmeden atılan çekirdekler kastedilmektedir.
İncirin hem meyve hem de ilaç olduğu hakkında görüşler bulunmaktadır. İncirin latîf bir yiyecek olduğu, çabuk hazmedildiği ve midede fazla kalmadığı, balgamı azalttığı, ciğerleri temizlediği, mesane kumlarını önlediği, ciğer ve dalağın içindeki kan sinüslerini ve damarları açtığı, meyvelerin en güzeli ve en çok sevileni olduğu söylenmektedir. İmam Musa'nın oğlu İmam Ali Rıza'dan nakledilir ki: "İncir ağız kokusunu giderir, saçı uzatır, felci önler, ilaç olarak da bedendeki fazlalıkların dışarı atılması konusunda ondan yararlanılır."2

İncirin terkibinde % 60-70 civarında şeker bulunur. Bunun büyük bir kısmı glikoz ve fruktozdur. İncir % 2.5-4.5 arasında protein ihtiva eder. Diğer meyvelere göre kalsiyum, bakır, mağnezyum, potasyum ve kükürt açısından birinci sırada yer alır. Kalsiyum bakımından sütten daha zengindir. 100 gram yenilebilir kısmında 126-280 mg arasında kalsiyum bulunur (Sütün 100 ml'sinde 120 mg kalsiyum vardır). İncir vitaminler bakımından da değerli bir gıda maddesidir. A vitamini, B1 (tiyamin), B2 (riboflavin), niasin, pridoksin ve C vitaminleri bulunur3.
İnsan beyni enerji için sadece glikozu kullanabilmektedir. İncirin ihtiva ettiği şekerin çok büyük bir oranını glikoz ve fruktoz oluşturmaktadır. Glikoz doğrudan kana karışır ve kullanılır hale geçer. Fruktoz da, pasif difüzyonla hücre dışından hücre içine taşınır. Yani bu iş için hiçbir enerji gerekmemektedir. Kullanım şekli kolay olan bu iki şekerin incirde bulunması onun önemini artırmaktadır. İncirde önemli miktarda demir minerali bulunur. Demir eksikliğini gidermede de önemli bir kaynaktır. Burada bir noktayı belirtmede fayda vardır. Demir eksikliği anemisinde demir preparatları verilerek tedaviye çalışıldığında sindirim zorluğu ve kabızlık gibi problemler meydana gelmektedir. Demir muhteviyatı yüksek meyveler alındığında ise bazen demir emilimi tam olmamaktadır. Halbuki incir ile alınan demirin emilimi kolayca olmaktadır. Bunda incirin ihtiva ettiği bakır elementinin (0.3 mg/100 g) rolü olduğu belirtilmiştir. İncir posasının bağırsaklardaki toksik maddelerin atılması, kan kolesterol düzeyinin düşürülmesi, şeker hastalarında kan şekerinin âni yükselmesinin önlenmesi gibi faydaları vardır.
Son zamanlarda incirin antikanserojen tesiri üzerinde de çalışmalar bulunmaktadır. Anti kanserojen etki yapan maddenin incirdeki "benzaldehit"den ileri geldiği belirlenmiştir. Benzaldehit 57 kanserli hasta üzerinde denenmiş, 19'unda tamamen, 10'unda kısmen iyileşme görülmüştür. 19 hastanın durumunun ise daha iyiye gittiği tespit edilmiştir. Önemli bir nokta da incirdeki benzaldehitin kanser hücrelerinin büyümesini önlerken normal hücrelere zarar vermemiş olmasıdır. Ayrıca benzaldehitin etkinliği için glikoza ihtiyaç duyulmasıdır. İncirde bu iki madde de beraber bulunmaktadır ,4, 5

Bu kadar değerli ve önemli bir besin maddesi olan incirden gıda olarak gerekli ölçüde faydalanabiliyor muyuz? Ürettiğimizin % 80-90'ını ihraç ettiğimize göre gıda olarak istifade edemediğimiz ortadadır. Bu konu ile İlgili olarak bir araştırmacının anlattıklarını nakletmek istiyorum. Fiyat araştırmaları yapmak üzere Paris'e giden bir Türk araştırmacı hergün Inno mağazalarına uğrar. Bu mağazalarda gıda ve ev gereçleri satılmaktadır. Araştırmacı hergün fiyat tespiti için bu mağazaların bir şubesine uğrar. Buralarda Türk ürünlerinin satıldığını görünce sevinir. Ancak bu mağazaların bir şubesinin önünden geçerken bir yığının önünde hergün sabahları en gençlerinin yaşları 40 veya 50 olan insanların kuyruğa girdiğini görür. Bu kuyruğun önünde 50 kg civarında bir çuval ve üzerinde 'La Türkei' yazılıdır. Bu çuvalın içindekiler hergün biter ve ertesi gün başka bir çuval ve aynı kuyruk oluşur. Bu çuvalın içindekilerinin ne olduğunu merak eden araştırmacımız bunun Türk inciri olduğunu görünce şaşırır. Çünkü içindeki incirler sanki hurda inciri andırmaktadır. Üstelik bu olay Le Monde gazetesinin ilk sayfalarında Türk incirlerinde Aflatoksin (bir çeşit mantar zehiri) bulunduğunun yazıldığı günlere rastlamaktadır. Devamlı sunî gıdalar yiyerek sindirim ve hazım sistemi durmuş bu insanlar hergün buraya gelip naylon poşetler içerisinde üçer-dörder adet bu incirlerden almak için âdetâ yarışmaktadırlar ve ilaç olarak kullanmaktalar.
Kur'ân'da ismi zikredilen ve yine Peygamberimiz (sav) tarafından cennet meyvelerine benzetilen bu değerli ürünümüzü kendi insanımıza tanıtıp istifade etmelerini sağlamak yine bizlere düşmektedir.
KAYNAKLAR
1 . Kavas, A., Sağlıklı Beslenmede Kuru İncir ve Çekirdeksiz Kuru Üzümün Önemi semineri. Tarişbank Genel Müdürlüğü Yayın No: 1990/2.
2. İbn Kesir, Hadislerle Kur'an-ı Kerim Tefsiri, 30:95. 8511-8518.
3. Considine, D. M.; G. D. Considine. 1982. Foods and food production Encyclopedia. Van Nostrand Reinhold Co. Inc. New York.
4. Take uchi ve ark 1978. Benzaldehyde as a carciogenic principle in figs. Agric. Riol Chem. 42 (7), 1449- 51
5. Kochi. M. ve ark. 1985. Antitumor activity of a benzaldehyde derivative. Cancer Trcatment Reports. 69 (5): 533-537