Sızıntı Arşivi

Ağustos 1985 · s. 6 · 2 dakikalık okuma

Her An Af Yürülüktedir

M. Garib · Edebiyat

ag85-3.jpg

Bir haber dolaşır mahkumlar evinin koridorlarını, koğuşlarını: Af yaklaşıyor, af çıkıyor...

Aklın, kalbin, gönlün bütün umut kapılan ardına kadar açılıyor. Hayal elçilerinin taşıdığı deliller affı kesinleştiriyor. Umut kandiller yakıyor, en karanlık köşelere bile. Dış âlem içeriye, içerilere doğru taşınıyor, yataklar denk ediliyor, mektuplar gönderiliyor ve daha nice nice —sonradan aklın kınadığı, zihnin alay ettiği— davranış türleri sergileniyor. Ah zayıf beşer, fakir insan, âciz yaratık, sefil mahluk. Ah biçâre gönlüm.

Dünya mahkumlar evinde âsâyiş yok. Giriş ve çıkışlar kontrol edilmiyor. Dışarı ve içeri farkı kalmamış. Dışarı içeri taşınıyor. Zulalar uyuşturucularla ve daha nice yasak şeylerle dolu. Davranışlarda, tımarhânelerden, hayvanat bahçelerinden izler, örnekler görülüyor. Ah zavallı dünyam. Akıl çarpık, kalb hasta, gönül mefluç, ruh nice marazlarla kucak kucağa. Nefs ve zekâ herşeyde ustalaşırken, akıl ve ruh alabildiğine bön ve alabildiğine başaşağı.

İnsan yanım, hayvan yanımın uşağı. Çobanımız şeytan. Sopası bilim ve teknik, kavalı ideoloji. Ne usta çalgıcıdır o. Ne korkunç nağmeler çıkarır kavalından. İspiritizma tekniklerinin binbir çeşidini bilir ve uygular. Sarar insanı şeytâni uykular. Nice hezeyanlar, nice sanrılar üretir bu yalancı uykular. Bizi binbir yalana mahkum etti, şeytana esir, nefse köle duygular.

Mahkumlar evimin koridorları, odaları, avluları genişliyor, birer birer. Denizlere, göllere, ırmaklara kadar büyüyor.

Güneşe, Aya, yıldızlara, samanyollarınadır hasretim. Uzayan, büyüyen hasretim. Bütün ruhu bürüyen hasretim. Kalbim kanat çırpar durur. Ruhum kafesinde ayrılık türküleri söyler. Hasret gözyaşlarıdır, içimde çağıl çağıl akan. Ayrılıklardan şikâyettir hep, dilimden âyet âyet dökülüp duran.

Anarahmidir artık, dünya mahpushânesi. Nice düşükler yapan anarahmi. Şeytandır, o düşükler ustası. Nice ruhlar doğmadan ölür. Nice ruhlar daha doğmadan kundak yerine kefene sarılır. Şeytanın ne kadar da ruh mumyalan vardır. Dünya piramidinin karanlık mahzenlerinde şeytanın mumyaları, firavun ruhlardır.

Gülen ruhladır, ruhuma sızan ışık. Onun rüyasıyladır uyandığım, yeni yepyeni bir dünyaya. Ruhum mumyasından kurtuluyor. Yusuf gömleğidir giyindiğim. Zindandan sarayadır yöneldiğim. Ruhuma rüyalar sızıyor, ısıtan, ısıtan aydınlık rüyalar. Mumyalar içten içe çözülüyor. Hücreler çözülüyor mahpushânemde. Yeni bir hayata doğmak için.

Başaklan hasad edip koruyan Yusuf tur, yeryüzü harmanında. Dünya tarlasında yeniden ekim var. Topraktır diriliş yatağı. Hızırdır işçimiz. Gökten inmektedir ruhun saltanat otağı. Yeryüzü mahkumluğu değişiyor, yeraltı zındanlarıyla. Filizler boy atıyor, başağa duran. Gözyaşlarıdır, sulayan toprağımı, dağımı. Af dileyen gönüllerin gözyaşları, zemzem ve kevserdir süsleyen bardağımı.

Mahpushâneler gömlek değiştiriyor. Mahkumlar uyanıyor. Af beklenmiyor artık. Af, yaşanıyor. Çünkü, affın her zaman yürürlükte olduğu ilânı bulundu. "AF HER ZAMAN YÜRÜRLÜKTEDİR". Tövbe, dönülmez tövbe şartına bağlı olarak, her zaman yürürlüktedir. Bütün ruhlar, gönüller günahla değil, sevabla evliliktedir. Ruhlar, yeni bir nesle doğrudur artık. Doğumevlerine dönüşüyor hapishâneler, ruhun doğumevlerine...

Şeytanın kavalına çamur tıkandı. Sopasının yerini Asa-yı Musa aldı. İspritizma dönemi kapanıyor artık. Yeni bir uyanış ve diriliş seherindedir insan. Mucize devri, kerâmet devridir gelen. Ve duyulan, nefsin Roma zulmüne son, kızıl inadına son, diyen sesidir Mesih'in. Zaman korkunç dâire: dönüyor,dönüyor ha bire. Tarih dönüyor, toplum dönüyor, ruh dönüyor, inanç dönüyor kalbe. Tövbelerle dönüyor insan. Kaybettiğine yeniden dönüyor. Mahkumluk dönüyor, mahpushâneler dönüyor. Nefs zindanından, ruh sarayına çağırılıyor kalb. Nefs zindanından kalb ülkesine Sultan gidiyor Ruh Yusuf u.

Ah sevinsin Yakub. Sevinsin Yâkuboğulları.

M. Garib