Sızıntı Arşivi

Ağustos 1985 · s. 7 · 3 dakikalık okuma

Böcek Gözlerindeki Baş Döndürücülük

Atila Serdar · Zooloji

ag85-5.jpg

ag85-6.jpg

Acaba çevremizde uçuşup duran böceklerin nasıl gördüğünü hiç düşündük mü? Her canlıya, yaşadığı çevreye uygun, biyolojik yapısı ve organizasyonu için en mükemmel uzuvların ihsan edilmesine güzel bir misal de böcek gözleridir. İlim lisanında omurgalılardaki göz tipine kamera göz, böceklerinkine ise petek göz denir. Petek gözün yapısında kornea, kristal koni, retinalar, mercek ile sinir ve pigment hücreleri ihtiva eden yüzlerce ommatidium (petek gözü meydana getiren, iş gören en küçük birim) bulunur. Kamera gözde ise, farklı uzaklıklara ayarlanabilen mercek, gözbebeği, ışık miktarını ayarlayan diyafram (iris), ışığa hassas retina tabakası ve dahili yansımayı önleyici siyah tabaka (Koroid tabaka) bunur. Petek gözleri teşkil eden ommatidiumlar (birim gözcükler) her böceğin hayatına uygun olarak çeşitli kombinasyonlarda en mükemmel tarzda tanzim edilmişlerdir. Ommatidiumların her birindeki kornea mercekleri ve kristal koni, gelen ışığı gözün iç kısmına gidecek şekilde sevk eder. Işığa hassas pigmentleri ihtiva eden hücre gurublarına rhobdomer denir. Bazı böceklerde rhobdomerler birleşik olduğu halde sineklerde rhobdomerler ayrı ayrıdırlar. Optik cihazlara ilham kaynağı olan gözler optiğin temel prensiblerine göre çalışırlar. Yapısı itibariyle basit olan mercekler, ışığı tek bir noktaya odaklayamadıklarından net bir görüntü meydana getiremezler. Hele hele petek gözlerde olduğu gibi birden fazla mercek olursa net bir görüntü elde edilmesi oldukça zordur. Bu yüzden petek gözde oluşan görüntüler mozaik yapıdadır. Merkezden kenara, kenardan merkeze göç etme kabiliyetine sahip pigment hücreleri gece ve alaca karanlıkta dolaşan böcekler için çok elzemdir. Bu böceklerin ommatidiumları görüş sahasının küçük bir kesiminde ışıkları toplayarak bunları bir ışık noktası halinde retinal bölgeye aksettirip mozaik görüntü hasıl ederler. Resmin belirginliği ve netliği birim alandaki nokta sayısına bağlı olduğundan, nokta sayısı arttıkça resim netleşecektir. Petek gözlerin zayıf görüntüsü, çevresindeki canlıların yüksek frekansdaki titreşimlerini izleme kabiliyetiyle telâfi edilmiştir. İnsan saniyede 45 - 53 titreşimi hissedebilirken sinekler 265 titreşimi hissedebilirler. Sineklere verilen bu kabiliyet, onların düşmanının en küçük bir kımıldanışını farketmesini sağlar. Onun için sinekler, insan daha yaklaşırken havalanırlar. Ayrıca petek gözler, kırmızıdan ultraviyoleye kadar değişik dalga boylarındaki ışıklara hassas olduklarından, bu gözlere sahip canlılar ultraviyole ışıkda daha iyi görebilirler. Bu sebepden böceklerin renk dünyası ile bizim dünyamız çok değişik olacakdır. Mesela; bize beyaz görünen çiçekler böceklere daha değişik renklerde görünecekdir.

ag85-7.jpg

Petek gözler kendi aralarında dört farklı yapı modeli gösterirler. Farklı yapı modelleri birbirine komşu olan ommatidiumların optik bakımdan birbirinden bağımsız olma derecelerine göre sınıflandırılmıştır.

ag85-8.jpg

Apposition tip, hem suda hem karada yaşayan böcekler için ideal olduğundan su kayakçısı olarak bilinen Notonecta glauca'ya ve yengeç'in de dahil olduğu Erus-taceae familyasına bu tip göz ihsan edilmiştir. Avusturalya mayıs sineğinin (Atolophlebia) erkeği, dişilerinde olmayan son derece büyük bir çift sırt gözüne sahipdir. Gündüz, böceğin görmesi için uzun dalga boylu ışıklar gereklidir. Bu gözler ultraviyole gibi kısa dalga boylu ışınları emerek böceğin daha iyi görmesine yardımcı olur. Böceğin uzun dalga boylu ışınlarla görmesinin hikmeti, onun pigment hücrelerinin ancak böyle bir ışıkla tekrar iş görür hale gelmesidir. Omurgalıların gözlerinde bu yenilenme kimyevî maddeler aracılığıyla olur. Diğer iki tipten biri ise güve benzeri böceklere en uygun bir göz yapısı olup sadece bu tür canlılarda görülür. Diğer tip ise, karides ve İstakozda bulunup tam sırları çözülememiştir. Nöral süperposition tip gözün çalışması optik prensiblerden ziyade biyokimyevî prensiblerle, bilhassa sinir hücreleriyle olmaktadır. Sineklerin bilhassa karasineklerin gözleri bu tip mekanizmayla çalışır. Ancak sineklerin bu tipteki bir göz yapısıyla çevresini görebileceğini bildiren araştırmacılar, onun cisimler üzerine iniş ve kalkışlarını incelediler. Sinekler iniş ve kalkışlarında optik akış alanı prensibini kullanırlar.

ag85-9.jpg

Optik akış alan: Hareket halindeki bir müşahidin gözünde değişen taklid desenlerine verilen ad olup davranışı zamanlamada kullanılan sıhhatli bilgiler ihtiva eder. Eğer müşahid sabit bir hızda hedefe doğru gidiyorsa, hedefle temas kuruncaya kadar geçecek olan zaman, hız ve mesafe bilgisine ihtiyaç duymadan, gözleyicinin retinası üzerine düşen hedefin görüntüsünün pozisyonu ve hızıyla belirlenir. Moturlu araba sürücüleri buna benzer tarzda fren yaparlar. Yüksek mesafe atlayıcıları çıkışlarını bu tarzda tanzim ederler. Şüphesiz suya dalış yapan sümsük kuşu gibi canlılarda, çıkış alanından gelen bilginin yardımı ile akış çizgisi boyunca suya dalış zamanını ayarlarlar. Aynı metodu ev sinekleri de cisimler üzerine iniş yaparlarken kullanırlar. İniş yerine yakınlaştıkça hızını azaltırlar. İniş yerinin retinadaki görüntüsünün büyüklüğü ile cismin büyüklüğü arasındaki nisbet sinek iniş yerine yaklaştıkça artacaktır. Bu nisbet belirli bir değeri aştığında sinek fren yaparak durur. İşte bu mükemmellik karşısında bir sineği öldüren insanın ne derece sanatlı bir yapıyı ortadan kaldırdığını düşünmesi gerekir.

ag85-10.jpg

New Scientist'den derleyen

Atila Serdar