Sızıntı Arşivi

Haziran 1998 · s. 198 · 3 dakikalık okuma

Hayvanlarda Sağlık

Ziya Aydın · Zooloji

ZİYA AYDIN

Harward Üniversitesi’nden antropolog Richard Wrangham, Tanzanya ormanlarında, hayvanlardaki zoofarmakolojik davranışları incelemek üzere kamp kurmuştu. İlk zamanlarda şempanzelerin, sabahları, ayçiçekgillerden bir bitki olan Aspilia yapraklarını yedikleri dikkatini çekti. Tadının acı olduğunu bildiği bu yapraklarda, şempanzelerin ne bulduğunu merakla araştıran Wrangham, bunlardan topladığı bazı örnekleri tahlil için California Üniversitesi’ne gönderdi. Gelen rapor gerçekten hayret vericiydi. Raporda, Aspilia yaprağının ana bileşimini tiarublin adlı bir antiseptik maddenin oluşturduğu ve bunun şempanzelerin bağırsaklarına yerleşen parazitleri ve mantarları yok edebilecek güçte olduğu belirtiliyordu.

Tanzanya’da araştırma yapan Kyoto Üniversitesi antropologları, ölümle pençeleşen bir dişi şempanzenin, bir ara bütün gücünü toplayarak doğrulduğunu ve Vernonia amygdalina adlı bir bitkinin dallarını, kemirdikten sonra yere uzandığını müşahede ettiler. Şempanzenin sağlığının ertesi gün biraz daha, aynı işleme birkaç gün devam ettikten sonra ise tamamıyla iyi olduğu görülmüştür. Tanzanya yerlileri de aynı bitkinin dallarını bağırsak ve mide rahatsızlıkları için kullanmaktadırlar ve muhtemelen bunu şempanzelerden öğrenmişlerdir. Kenya’da yaşayan şempanzelerin, günlerce devam eden yağmurlu havalarda zatürreeye yakalanmamak ve soğuktan korunmak için, bazı bitkileri tükettikleri de bilinmektedir.

Wisconsin Üniversitesi antropologlarından Karen Stier. Brezilya’daki dişi maymunlar üzerinde yıllarca yaptığı gözlemlerde, bu maymunların bir defa doğum yaptıktan sonra, çeşitli bitkilerin izoflavonoid zengini olan yapraklarını yediklerini keşfetti. Stier’e göre bazı dişi maymunlar bu yaprakları yiyerek bir nevi tabii doğum kontrolü gerçekleştirmektedirler. Bir başka gözlemde ise; dişi maymunların yumurta salgılama dönemlerinde, hamile kalmayı kolaylaştırıcı stigmasterol maddesince zengin “maymun kulağı” denilen bir bitkiyi yedikleri tespit edilmiştin

California Üniversitesi biyokimya bölümü başkanı Prof. Eloy Rodriguez, hayvanların, çeşitli rahatsızlıklarını tedavi etmek maksadıyla kullandıkları bitki ve metotların, insan sağlığı için de dikkate değer bir işaret, bir ışık olabileceği noktasından hareketle, gerekli bazı moleküllerin belirlenmesine de büyük hizmet edeceği düşünce sini savunmaktadır. Günümüzde ABD’deki bazı hastanelerde, maymunların, bağırsak parazitlerinin yok edilmesi için yedikleri Aspilia bitkisinin yaprakları, AİDS’in ve mikroskobik mantarların meydana getirdiği hastalığın (mikoz) tedavisinde kullanılıyor. Aspilia bitkisinin kullanıldığı kalın bağırsak ve akciğer kanserinin tedavisinde de müspet sonuçlar elde edildiği ileri sürülmektedir. Japon bilim adamları, şempanzelerin mide ve gastrit ağrılarında tükettikleri Vernonia amygdalina adlı bitkiyi yakın takibe aldılar. Bu bitki- nin sağladığı tesir ve faydadan hareketle, insanın bağışıklık sistemini kuvvetlendirici bir ilaç üretme yolundalar.

Hayvanlar dünyasında “homeopati”yi (faydalı otlarla tedavi) uygulayan sadece maymunlar değildir. Birer etobur olan köpek ve kedinin de, bazı zamanlar ot yediğine şahit olanımız çoktur. Böylece, her iki hayvan alyuvar üretimi için gerekli folik asidi (bir tür B vitamini) elde etmektedirler. Evlerinde kedi besleyenler bu hadiseyi daha yakından gözlemleme fırsatını bulacaklardır: Kediler, belli günlerde, nanegillerden bir bitki olan Nepeta cataria’yı yemek için sanki aşerirler. Bu bitkiyi yedikten sonra da yerde yuvarlanmaya ve akrobatik hareketler yapmaya başlarlar. Wisconsin Üniversitesi’ndeki laboratuar araştırmalarına göre, bu bitki aynen “kedi otu” adlı bitki gibi, sinir sistemine tesir eden bir madde ihtiva ettiğinden, kediler bazı günlerde birikmiş fazla enerjilerini atmak için, bu bitkiye ihtiyaç duymaktadırlar.

Homeopati,zoofarmakolojinin tek unsuruı değil. Nasıl ki biz insanlar bazı rahatsızlıklarımızı tedavi etmek üzere şifalı kaplıcaları tercih ediyorsak, hayvanlar da bilhassa su, toprak ve çamur banyolarına başvuruyorlar. Geyikler ve yaban domuzları, yükselen ateşlerini düşürmek ve acılarını dindirmek için kendilerini hemen bataklıklara bırakırlar. Yeryüzünün en iri hayvanlarından olan fil, yaralandığı vakit, özellikle antiseptik ve kabuk bağlamayı kolaylaştırıcı hususiyetleri olan killi toprağı seçerek, bunu hortumu yardımıyla büyük bir ihtimamla yarasının üzerine serper.

Çamur banyosu da hayvanlar arasında oldukça yaygın bir tedavi metodudur. Gergedanlar ve mandalar, üzerlerine musallat olan parazit hegemonyasından ve romatizma ağrılarından kurtulmak üzere çamur banyosunu tercih ederler.

Hayvanların genlerine işlemiş bir sevk-i ilahi ile tedavi olabilecekleri ilaçları bulmaları onların şuur ve akıldan yoksun oluşlarına bağlı acizlikleriyle doğru orantılıdır. Bunu fark eden davranış bilimcileri belli hastalıkların tedavisi için, hayvanların takip edilmesiyle önemli ilaç kaynaklarına ulaşılabileceğini düşünmektedirler. Mesela; kanser tümörü olan bir memeli hayvanın normal davranışları dışında, o zamana kadar yemediği bazı şeyleri yediği görülürse bunun üzerinde durup araştırmak bizleri hiç tahmin edemeyeceğimiz bir neticeye ulaştırabilir. Yeter ki, tabiattaki yaratılış hikmetlerine ve hayvanlardaki davranışlara biraz daha dikkat edelim. .

Kaynaklar;

-David Attenborough;Nahrungssuche, Leben and Überleben,Das Beste verlag, Stuttgart 1994.

-Maurice Burton; Die systematische Leben der Tiere, das grosse farbige Tierlexikon, Olde Hansen verlag, Hamburg.