Sızıntı Arşivi

Aralık 1979 · s. 4 · 6 dakikalık okuma

Hayvanlarda Rejenerasyon

Arif Yılmaz · Zooloji

Kelime olarak yenilenme ,(teceddüt) manasına gelen bu tabir ilmi lisan ile beraber batıdan girmiştir. Biyolojideki muhtevası ise kısaca organizmanın herhangi bir sebeple kaybolan veya zarar gören parçasının tamamlanması’ şeklinde hulasa edilebilir.

Bazı yassı kurtlar (Turbellaria) ve kurdele kurtlarında (Nemertinea) her bir fen ikiye ayrılabilir ve ayrılan kısımların eksik tarafları tamamlanarak bütün azaları tam olan yeni iki fert meydana gelebilir. Böyle hayvanlar arasında bölünme ve yaralanma neticesinde kaybolan vücut parçalarının yeniden meydana gelmesi ve tamir edilmeleri hadisesi de rejenerasyon denilen vakadır.

İlmi olarak umumiyetle basit organizasyonlu olarak vasıflandırılan hayvanlarda yüksek organizasyonlu hayvanlara nazaran çok fazla rejenerasyon kabiliyeti vardır. Aynı hayvan grubu içinde ise yaşlılara nazaran gençlerde daha yüksek rejenerasyon kabiliyeti, yani kendini tamir etme iktidarı vardır. Bir Hydra (Coelenterata’dan)nın vücudundan büyükçe bir parça kesilerek yaşadığı tatlı su vasatında kum içine bırakılırsa bir müddet sonra bu parçanın eksik kısımlarını tamamlayarak tam bir Hydra haline geldiği görülür. Yassı kurtlardan olan Planaria keskin bir aletle küçük parçalara ayrılacak olsa bir müddet sonra her bir küçük parça eksiklerini tamamlayarak oldukça tam takat daha küçük Planarialar meydana gelir (Bak: Şekil 1.).

Denizyıldızı ve Yılan yıldızları gibi bazı derisi dikenliler de (Echinodermata) koparılan bir kolu rejenere eder ve tamamlar. Yengeç ve diğer kabukluların (Crustacea) kopan bacakları, Kuyruklu kurbağaların (Urodela) bacak ve kuyrukları, Kertenkelelerin (Reptilia) kopan kuyrukları da aynı yolla yenilenebilir.

Umum olarak omurgalılarda azalar bir defa teşekkül eder ve bir daha yenilenmez. Fakat saç, kıl gibi deriden meydana gelenler ile kan hücreleri bunun haricindedir. Omurgalıların memeliler sınıfı rejeneratif potansiyel bakımından en zayıf grup olmasına rağmen bunlarda bile deride bazı yaralanmaların ve hatta tahrip olan karaciğer hücrelerinin bile yenilenmesi söz konusudur. Omurgalılarda diğer aksi uç ise yani rejeneratif potansiyelin en yüksek olduğu grup, yukarıda da adı geçen kuyruklu kurbağalar (Urodela)ın bulunduğu gruptur. Bunlarda kopan kol, ayak ve kuyrukların tamamıyla yenilenmesi söz konusudur. Hatta baştan kopan göz gibi organlar bile yenilenebilir. Kuyruklu kurbağanın bacağı veya gözü düşmanı ile mücadele ederken koptu ise önce bu bacağın kopuk yeri kan hücreleri ve fibroblastlar tarafından tamir edilir, üzeri komşu epidermal hücrelerin göç etmesiyle örtülür. Kopuk yerin uç kısmında blastema denilen bir hücre kümesi teşekkül eder. Bu hücrelerin faaliyeti ile önce fibrokıkırdak, daha sonra kemik, kas ve kan damarları meydana gelir. Sinirler ise kesik sinir uçlarının rejenerasyonu ile teşekkül eder. Epidermis de ilk meydana gelen epidermal dokunun hücrelerinin bölünmesiyle yeni şeklini alır ve neticede kaybedilen bacak tekrar kazanılmış olur. Eğer gözde göz merceği kopmuşsa iris tabakası yeni bir göz merceği meydana getirir. İrisle beraber göz merceği de kaybolmuşsa retinal pigment epiteli tarafından yeni bir mercek ve iris meydana getirilebilir. Fakat gözde mercek mevcut iken yeni bir ikinci mercek meydana gelmez mevcut olan mercek ortadan kalkınca, bu tesir de ortadan kalkmakta ve yeni bir mercek meydana gelebilmektedir. Bu şekilde teşkil edilen gözde hiçbir anormallik olmadan görme işini mükemmel olarak yapabilmektedir.

Burada enteresan olan husus şudur: Ayağın veya gözün kopuk yerindeki hücreler önceden normal farklılaşmamış vücut hücreleri idi, nasıl oluyor da ayak koptuktan sonra aynı hücreler sanki gizli bir yerden emir almış gibi kıkırdak, kemik, kas ve epitel hücreleri şeklinde farklılaşarak yeni bir ayak meydana getiriyor. Acaba o hücrelerde bu ayağın bir planı var mıydı? Yoksa hücreler organizmanın bir ayağa ihtiyacı olduğunu öğrendiler mi? Neden daha önce beşinci bir ayak meydana gelmedi de, vücudun ihtiyacı olduğu zaman ona bir ayak hediye edildi. Herhalde bu akılsız ve şuursuz hücrelere bu işi yaptıran biri olması gerekir. Niçin durup dururken ikinci bir göz merceği meydana gelmiyor da göz körlükle karşı karşıya kalınca ona ikinci bir göz merceği ihsan ediliyor? Demek ki onun ihtiyacını bilen ve o ihtiyacı gidermeye muktedir olan biri var.

Denizyıldızları kollarından bazısını zora gelince bırakır. Keza kertenkele ve kuyruklu kurbağalar da düşmanlarından kaçarken zorda kalınca kuyruklarını bırakırlar. Burada gaye düşmanlarını aldatmaktır. Bu hadiseye de Autotomy (ototomi) denir. Burada esas gaye düşman kuyrukla meşgul olurken hayvanın kendi canını kurtarmasıdır. Yine aynı şekilde rejenerasyon hadisesi sayesinde hayvan kuyruk ihtiyacını giderir. Fakat yeni meydana gelen kuyruk orijinalinden biraz daha kısa ve küt olabilir.

Denizyıldızının kolları ortadaki ana vücuda birer yuvarlak diskle bağlıdır> eğer bu disk vücutta kalır da sadece kol ayrılırsa bu kol yaşamaz ve ölür. Vücutta kalan disk ise yeni bir kol meydana getirir. Eğer disk koparılan kol üzerinde ise bu kol diğer dört kolu da meydana getirerek yeni bir denizyıldızı teşekkül eder. Bu hadise bilinmeden önce İtalya’da balıklara ve balıkçılığa büyük zararlar veren denizyıldızları ağlarla toplanmış ve neslini azaltmak için hepsini kollarından parçalamışlar ve tekrar parçaları denize atmışlardır, ertesi sene ise çok daha fazla denizyıldızı denizi işgal edince hakikat anlaşılmıştır. Çünkü parçalanan denizyıldızlarının her bir kolu yeni denizyıldızları meydana getirmiş ve fevkalade bir şekilde çoğalmışlardır.

Rejenerasyon hadisesi, hayvanların vücudunda metabolik aktivitenin farklı olduğu bölgelerde farklı şekillerde ortaya çıkar. Bu sebepten, bilhassa aşağı organizasyonlu hayvanlarda metabolik aktivitenin yüksek olduğu ön taraflarında, arka tarafına nispetle daha fazla rejenerasyon kabiliyeti görülür. Bir Planaria vücudunun ön tarafından koparılan küçük bir parçanın kopartıldığı yerde ikinci bir başın oluştuğu görülür. Eğer bu parça vücudun arka tarafından koparılmış olsaydı burada da küçük bir kuyruk meydana gelecekti (Şekil 1.). Planaria’da görülür bu rejenerasyon kabiliyeti mezenşim dokusu içinde bulunan farklılaşmamış hücrelerin aktivitesi sonucu olabilmektedir. Yaralanmanın oluştuğu bölgede bu hücrelerin hızla çoğalması neticesinde eksik kısımların tamamlanması ile hayvanın ihtiyacına cevap verilmiş olur. Süngerlerde de aynı şekilde herhangi bir kısım kopsa veya yaralansa bu kısım derhal tamir edilir ve kopan yer tamamlanır. Eğer bir süngerin herhangi bir parçası taşa bağlanarak denize atılacak olsa bir müddet sonra o parça tam normal boyda bir sünger haline gelerek inkişaf edip büyüyebilir. Bununla beraber süngerlerde rejenerasyon oldukça yavaş cereyan eden bir hadisedir, bazen aylar ve yıllarca sürebilir. Rejenerasyonda, parçalanmış kısımlar amöbosit hücrelerin faaliyeti neticesi kendilerini tamamlayarak yavaş yavaş büyük ve normal bir sünger haline gelirler.

Rejenerasyonun mühim bir hususiyeti de sadece organik yapılarda meydana gelmesi ve inorganik yapılarda olmamasıdır. Yani hiçbir cansız madde (mesela: bir inorganik kristal) kırıldığı takdirde kendi kendini tamir edip yenileyemez, ancak dışarıdan bir tesir ile (ısı, basınç v.s.) inorganik maddede yenilenme olabilir. Organik yapılarda ise canlının komplekslik basamağının derecesine göre farklı şiddetlerde rejenerasyon potansiyeli bulunur. Bu farklı rejenerasyon potansiyeli ise canlının ihtiyacına göredir. Düşmanı çok, devamlı yaralanma ve organlarını kaybetmesi söz konusu olan hayvanlarda bu potansiyel çok yüksektir. Kendini başka şekilde müdafaa edebilecek olan hayvanlarda daha düşük, insan gibi akıl ve şuur sahibi yaratıkta ise çok daha azdır. İnsanın kesilen kolu veya çıkan gözü yerine gelmez, ancak kesilen sakalı tekrar çıkar veya küçük kesik ve yaralar ancak tamir olur, ama insan aklı ile kolunu ve gözünü korumanın çaresini aramalıdır. Eğer yine de kolunu veya gözünü kaybederse, ona muhakkak bunu telafi edebilmesi için çareler de yaratılmıştır. İnsan, verilen akıl ve cüzi irade ile hayvanlardan çok yüksek ve onların hâkimi durumundadır. Hayvanlara bu verilmediği için de onların eksik tarafını, onlar, yaratan ve ihtiyaçlarını bilen derecelerine göre rejenerasyon kabiliyeti vererek onları korumuştur.

Zoolog Arif YILMAZ