Sızıntı Arşivi

Mayıs 1987 · s. 2 · 2 dakikalık okuma

Hayret Kuşağı

M. Fethullah Gülen · BAŞYAZI

may87-2.jpg

Gözlerimde buğu buğu hayret, gönlümde ümit ve burkuntu dörtbir yanda olup bitenleri seyrediyorum. Fırtınalarla sarsılan çamı-çınarı, devrilip kendi enkazı altında kalanı, herşeye rağmen başaklar gibi salınışlarıyla etrâfa tohumlar saçanı ve darbelene darbelene ruhuyla bütünleşip ölümsüzlük kuşağına ulaşanı...

Tûfanları tûfanların kovaladığını, dalgalan ifritden dalgaların takip etdiğini ve ardarda sarsıntıların arkasından bir yeni vâroluşa doğru yol alındığını.. elma sın kömürden, altının taştan topraktan ve sağlamın çürükten ayrılmaya başladığını hayret ve hayranlıkla seyrediyorum.

Bir yanda, millî mefkûrenin bağrına damla damla kan damladığını, tarih şuurunun horlanıp geçmişe lânet yağdırıldığını; bir uğursuz düşüncenin her köşe-başını tutup ruhu ve ruh insanını hırpaladığını, yarasalara şehrayinler tertib edip baykuşları harâbelerle sevindirdiğini, akla-hayâle gelmedik yalan, tezvir ve tertiplerle toplum içinde sun'î sıkıntılar meydana getirip, onun düşünce istikâmetini ve çalışma gücünü felce uğrattığını; dünyanın dörtbir yanında Neron'lara rahmet okutturan, tiranların zulûm ve istibdatlarını unutturan bunca facia varken, milletin özüyle bütünleşme gayretlerini "İrticâ" yaygaralarıyla engellemeye çalışıldığını.. diğer yanda, bu kızıl kıyamet karşısında olsun, bir türlü ayılıp kendine gelmeyenleri, sefahat ve eğlencelerde ömür tüketenleri, olanca güçleriyle hayattan kâm alma peşinde koşanları, başını derde sokmamak için bukalemun gibi yaşayanları, bir kısım hasîs menfaatler uğruna birbiriyle didişip duranları; vatan ve milletin yaralarını sarma mevkiinde bulundukları zaman bile, emmek için onun kurumuş damarlarında kan arayanları, olup biten bu kadar şey karşısında iradelerine kement ve ağızlarına kilit vurulanları sinemde inilti, gözlerimde kan seyrediyorum.

Özü, ihlâs, samimiyet ve ciddiyet olan dînî hayatın, bir kısım soğuk merasimlerle folklor haline getirilişini ve bu işin figürleri sayılan gırtlak ağalarını, cenâze ilâhicilerini, çeşit çeşit ses sanatkârlarını, Rabbime karşı utanç içinde ve iki büklüm seyrediyorum.

Neron'ların gayz ve tuğyânını, rûhânîlerin sessiz infiâlini, [1] ezenlerin "hay huy" unu, ezilenlerin "âh-u efgân"ını mutlak bir kısım sırlara gebe, kaderî bir cilve deyip hayret ve teslimiyetle seyrediyorum.

Düşlere sığmayan bir yüce davayı, o uğurda herşeyini fedâya azmetmiş talihlileri, geleceğin kutlu rüyalarıyla gerilip gerilip kendinden geçenleri; sonra da "Uhud"a varmadan ters yüz-olup geriye dönenleri, daha deneme imtihanında elenip gidenleri ve yıldız avlamak için yelken açtığı göklerin derinliklerinden zıpkınının ucunda bir ateş böceği ile geriye dönenleri üzüntü ve şaşkınlıkla seyrediyorum.

İnsan ruhunun yüceliğini, ondaki "ebediyet" fikri ve ebedî güzellikler arzusunu; sonra da bu yüce ruhun bir kısım bedeni istekler karşısında "pes" edişini, üç adım ötede kendine tebessüm eden sonsuzun güzelliklerini göremeyerek cismaniyetin altında kalıp ezilişini ızdırabla seyrediyorum.

Rahmeti Sonsuz'un, câhile-görgüsüze, zâlime-gaddara, mülhide-mütecâvize mehil üstüne mehil verişindeki sabır ve hilmini hadiselerin çehresinde; zulüm ve tecavüzleriyle "gayretullah" sınırlarını zorlayanların derdest edilip aman verilmeyeceğini de, O'nun değişmeyen âdetinin simasında inanç ve ürpertilerle seyrediyorum.

Gözlerimde buğu buğu hayret, gönlümde ümit ve burkun-tu olup bitenleri tablo tablo seyrediyorum.

SIZINTI

(1) Hareketsiz iç reaksiyon.