Mart 1988 · s. 67 · 1 dakikalık okuma
Hasret Ve İnkisar
HASRET VE İNKİSAR
HÜSRAN
Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,
İslam’ı uyandırmak için haykıracaktım.
Gür hisli gür imanlı beyinler coşar ancak,
Ben zaten uzun boylu Düşünmekten uzaktım!
Haykır! Kime lakin? Hani sahipleri yurdun?
Ellerdi yatanlar, sağa baktım sola baktım;
Feryadımı artık boğarak, naşını tuttum,
Bin parça edip şiirime gömdüm de bıraktım,
Seller gibi vadiyi eminim soracakken,
Hiç ağlamadan, gizli inen yaş gibi aktım,
Yoktur eleminden şu sağır kubbede bir iz;
İnler “safahat”ımdaki hüsran bile sessiz!
M. Akif
O ZEYBEK
Zeybeğimi, birkaç kızan, vurdular;
Çukurda üstüne taş doldurdular.
Bir de ya kalkarsa diye kurdular.
Zeybeğim, zeybeğim, ne oldu sana?
Allah deyip şöyle bir doğrulsana!
Zeybeğim, kalkamaz, dirilemez mi?
Odası mühürlü, girilemez mi?
Şu ters akan sular çevrilemez mi?
Ne güne dek böyle gider bu devran?
Zeybeğim, bir sel ol, bir çığ ol, davran!
…………………………………………..
Zeybek kaybolduysa bunca kayıp ne?
Tespihi dökülmüş, aranır nine,
Balonu yok, ağlar çocuk haline…
Zeybeğim dünyayı aldın götürdün!
Bir öldün de, beni binbir öldürdün!
N. Fazıl