Sızıntı Arşivi

Mart 1990 · s. 71 · 1 dakikalık okuma

Hak Erleri

Sızıntı · Şiir

HAK ERLERİ

Gölgesine pervaneler koşar kudsîlerin

Sîneleri güneşin taç tabakasına denk

İnim inim ve güvercin kalbi gibi ürkek

Cennetler kadar şirin sonsuzluk kadar derin

Gölgesine pervaneler koşar kudsilerin.

Bir ayna gibi parıldayan çehrelerinde

Öteden esip gelen nûr hûzmeleri çağlar

Bin râyiha ile eser iklimlerinde rüzgar

Sonsuz sükûna erer insan çevrelerinde

Bir ayna gibi parıldayan çehrelerinde.

Hayat üfler geçerler geçtikleri her yere

Avuçları içinde toprak altın kesilir.

Ve şeker-şerbet olur dudaklarında zehir

Bir bir kapıları aralanmış sînelere

Hayat üfler geçerler geçtikleri her yere

Sözleri Sonsuzun çerağları gibi pâr pâr

Ufukları bitevî bulutlarla yüklüdür

Sînelerinde mağma, mağmalar köpüklüdür

Söyler, söz cevherinden çeşmeler akıtırlar

Sözleri Sonsuzun çerağları gibi pâr pâr

Büyülü soluklarıyla gebe kalan zaman

O kutlu doğum sancılarıyla kıvrım kıvrım

Ve anladık bu milletin, bu benim baharım

Işığını, rengini öbür âlemden alan

O büyülü soluklarla gebe kalan zaman.