Haziran 1981 · s. 21 · 1 dakikalık okuma
Gurbetten Sılaya
GURBETTEN SILAYA
Ağarmış saçların dola eline
O dertti başını döv anacığım.
Yollar götürüyor gurbet itine
Ağla gözyaşım dök anacığım.
Ağla da tesellin göz yası olsun
Kuru mendiline bu yaşlar dolsun
Küçük acılara dayanmıyorsun
Kara haberimi al anacığım.
Şart mı kofuldu iterken gülmek
Kuytu bir köşede gönül eğlemek
Bağrını veresen bahar yeline
Uzat ki elimi verem eline
Kara hülyalarla yine derine
Boynunu bükerek dal anacığım
Ayırmak mümkün mü dağ ile taşı
Can ile ağlar canan yoldaşı
Bulursan İsimsiz bir mezar taşı
“Yavrum yavrum” diye al anacığım.
Görürsen dikenli taşlı bir tümsek
Yavrum buradadır de anacığım.