Ağustos 1997 · s. 311 · 1 dakikalık okuma
Gurbet
GURBET
***
Beynim tıpkı bir sorular harmanı,
Hislerim ölgün, cevaplarım sisli;
Gezer dururum yorgun ve avâre..
Sarmış bir buğulu hüzün dört bir yanı,
Kalbim annemin kalbi gibi hisli;
Her halim m garibliğime emâre...
Kulaklarımda hep bir gurbet şiiri,
Her nağmemde bir poyraz serinliği..
Düşüncem “veda” diyor bu yerlere.
Ülkemden ayrıldığım günden beri,
Gömdüm sineme sevinci, neş’eyi;
Hasretim şimdi o mavi günlere...
Gurbet yağıyor ufkuma muttasıl,
Bu semâda hiçbir şimşek çakmıyor;
Aysbergler gibi sopsoğuk sokaklar..
İnsan, eşya ve varlık fasıl fasıl,
Irmaklar bize doğru akmıyor..
İhtilâç içinde kalabalıklar.
Bu yerde kalbe ilhamlar inmiyor,
Kapalı kapıları gökler-yerler..
Ve madde katılığında her biri...
Burda rûha güzellikler sinmiyor,
Tüter gözümde o bizim bahçeler;
Nerde o yemyeşil bahar günleri?.
Doğ ey ışık doğ gönlüm ün içinden!
Tasayla dolaştığım bu ellerde;
Bana rûhumun sırlarını duyur.!
Bir ses sun o eski bestelerinden,
Şu hüzünlü şafakta perde perde..
Açlıkla kıvranan rûhumu doyur. !