Şubat 1998 · s. 36 · 4 dakikalık okuma
Göz Kamaştıran Ses Üstadları

Halk hikayelerinde ve hayvanlann konuşturulduğu “fabl” dediğimiz insanlara ibret verici masallarda hayvanlar değişik özellikleriyle öne çıkarılarak belli insan tipleri karakterize edilir. Mesela; arslan, ormanların asil hali; tilki, kurnazlık ustası, baykuş ve kaplumbağa filozof ve bilge, kurt, hain ve kötülük kaynağı olarak bilinir
Bu hikayeler, Eski Dünya dediğimiz Avrupa ve Asya’da yazılmış olduğundan başta Güney Amerika olmak üzere tropik ormanlarda yaşayan papağanlara herhangi bir sıfat izafe edilmemiştir.
Şayet papağanlara bir sıfat vereceksek “Kuşların Dahileri’ dememiz gerekecektir. Kargalar ise bu hususta ancak ikinci sırayı alabilirler. Papağanların (Psil taciformes takımını Psittacidae familyası) 32 türü, 816 alt türü vardır. Onları diğer kuşlardan ayıran en önemli özellikleri çok çeşitli canlı renklere ve enteresan kabiliyetlere sahip oluşlarıdır.
Genelde tropik rengarenk bitkiler içinde yaşadıklanndan düşmanlarının
gözüne çarpmamak için göz alıcı canlı renklere sahip olarak yaratıldıkları
düşünülür. Tropik ormanlarda yeşil renk ağırlıkta olduğundan, papağanlarm
renklerinin başında da yeşil, daha sonra da yağmur ormanlarının meyve ve
çiçeklerinin rengi olan kırmızı gelir. Bu meyvelerin de büyük çoğunluğu
papağanların gıda ihtiyacının % 80’ini karşılayan incir türleridir. Kırmızıdan
sonra gelen renk ise mavi ve sarıdır. Hakim renkler olan kırmızı ve yeşil,
birbirine çok uyum sağladığı için başka hayvanlar tarafından seçilmesi oldukça
zordur. Kırmızı ve yeşilin ayırt edilmemesi demek olan renk körlüğünde olduğu
gibi, çoğu hayvan bu renkleri birbirinden ayıramaz.
Canlı ve çarpıcı renkler, dost ve düşmanlara karşı tepki göstermede yardımcı olur. Mesela; küçük yelpaze papağanı düşmanlarını ani bir renk şoku ile korkutur. Tehlikenin yaklaştığını hissettiğinde kafa ve ense kısmındaki, kırmızı-mavi renkteki tüylerini açar ve bu sayede gövdesi kabararak büyümüş olur. Korkutmanın yanında göz alıcı renklerini eşleşmede de kullanırlar. Eş seçiminde, büyüklüğün yanında tüylerdeki renklcrin detaylan da rol oynar. Asil papağan gibi bazı türlerde renklerle cinsiyet tayin edilebilir. Bu türlerde erkekler yeşil, dişiler ise kırmızı renkte olur. Papağanların renklenmesindeki hikmetler ve renklerin sırlarının henüz çözüldüğü söylenemez. Mesela; kuzey ve güneyden Ekvatora doğru yaklaştıkça sarı rengin artmasının sebebi halen çözülememiş sırlardandır.
Papağanların hayatlarında asıl rol oynayan organları, gaga ve ayaklarıdır. Kalın ve kuvvetli gagaları beslenmenin yanında tırmanmaya da yardımcı olduğu için üçüncü ayak olarak da kabul edilebilir. Çok fonksiyonlu bir alet olarak yaratılmış olan gagaların dizaynı ve yapılan işlere uyumu sadece mükemmel kelimesi ile ifade edilebilir. Bir insanın sert kabuklu fındıkları parçalaması, ancak bir çekiç veya fındık kırma aleti ile mümkünken, papağanlar bu görevi alt gagaları sayesinde yaparlar. Kaygan fındıkların kaymaması için üst gaganın iç tarafında çentikler bulunur. Bu çentiklerin özelliği, sert kabuklara basınç yaparak kayıp ağzından düşmemesini sağlamaktır. İkisi öne, ikisi arkaya dönük parmaklarla donatılmış olan ayaklarıyla, bu kuşların hemen hemen el kadar maharetli olan benzersiz bir tutunma organına sahip oldukları söylenebilir.
Papağanları
dünyaca meşhur kılan en önemli özellikleri ise, öğrendikleri yüzlerce kelimeyi
tekrar etmeleri ve
birçok
melodiyi taklit edebilmeleridir. Bazı araştırmacılar papağanlara verilmiş ses ve
taklit kabiliyetini, eş bulmak için kullandıklannı söylüyorlar. Düzenli bir
şekilde müzik dinlediklerinde ise tonajlı ve ritimli bir şekilde bu müziğe tempo
tutma kabiliyetine sahiptirler. Çok iyi bir ses hafızasına ve işitme duyusuna
sahip olmaları yavru papağanlar için çok hayati bir role sahiptir. Genç kuşlar
bir sürü papağan çifti arasında kendi ailesini seslerinden tanıyarak bulahilir.
Genç papağanlar da sürüye katıldtkdan sonra artık günlük hayata başlamışlar
demektir. Kuş bilimcilerinin çalışmalarını yoğunlaştırdıkları alanların başında
papağanlan diğer kuşlardan ayıran, ses taklit mekanizmalarına ait beyin, dil,
syrinx (ses çıkarma organı) ve iç kulak yapıları arasındaki iletişim ağlarının
yapısı ve koordinasyonu gelmektedir.
Yıkanmayı çok seven papağanlar yıkanmak istediklerinde nehirlerin sakin ve sarp yerlerine giderler. Buralarda toplandıklarında hem yıkanır hem de su kenarındaki ince kum tanelerini ve küçük taşları yerler. Bunun sebebi, bütün kuşlar gibi papağanların da dişleri olmadığı için, yedikleri meyve ve hububatı, midelerinin katı denilen bölgelerinde değirmen taşları gibi öğütüp daha kolay sindirilmesini sağlamaktır. Ara cinsi papağanlar sürüler halinde toprak ve balçık yemeğe gelirler ve aynı zamanda hayatları için önem arzeden mineral ihtiyaçlarını karşılarlar. Şayet bu küçük taşları bulup yutamazlarsa, sindirim bozukluğu ile karşı karşıya kalırlar. Balçık içinde erimiş halde bulunan ve hayati önemi olan tuz ve mineraller, kemiklerin gelişmesi, tüylerin yenilenmesi ve yumurta yapma gibi durumlarda gerekli olan ihtiyacı karşılar.
Papağanlann meyve ile beslendiklerini söylemiştik. Bu
meyvelerin birçoğu tatlı olduğu halde bazı meyvelerin çekirdekleri zehirlidir.
Mesela; hepimizin yediği şeftalinin çekirdeğinde siyanür zehiri vardır. Hangi
mevyenin çekirdeğinde ne gibi zehirler olduğunu da birçoğumuz bilemeyiz.
Papağanların da çekirdeğini çıkarmadan yedikleri bazı meyvelerden
zehirlenmemeleri için panzehirlere ihtiyacı vardır. Özellikle tropik meyvelerin
çekirdeklerinde bulunan zehirlere karşı en iyi panzehirin, bu kuşların yediği
balçığın içinde bulunduğu son araştırmalarla anlaşılmıştır. Bizim ihtiyacımızı
bilen Rabbimiz, kışın hastalıklara karşı C vitamini yüklü narenciyeleri, yazın
da karpuzu nasıl uygun mevsimde yaratıyorsa, papağanları da zehirlere karşı
korumak için gerekli panzehirleri toprak içine uygun miktarlarda
yerleştirmiştir.
Ayrıca her ne kadar dahi desek de, neticede aciz birer kuş olan papağanlara, panzehir olacak balçığın ve sindirime yardımcı taşların yenilmesinin ilham edilmesini de şuursuz ve akılsız tabiata veremeyeceğimize göre, bütün kainatı yaratan ve her şeye sözü geçen kudreti sonsuz Rabbimizin icraatlarını bir kere daha hayranlık ve hayretle seyretmenin zevkine varmalı değil miyiz?