Temmuz 1998 · s. 253 · 4 dakikalık okuma
Göremediklerimiz de Var

İnsan vücudu, içinde, çıplak gözle göremeyeceğimiz harika bir dünyayı, mikropların dünyasını barındırmaktadır. Vücudumuzda istemediğimiz kötü kokuların birçoğuna bu mikroplar sebep olmaktadır. Yapılan araştırmalar ortaya çıkarmıştır ki insan vücudu, kendi hücre sayısından daha çok bakteri hücresi taşımaktadır. Tannock “Normal Flora” adlı kitabında, insan vücudunda kendi hücre sayısına nazaran 10 kat daha fazla bakteri hücresi bulunduğunu ve insan ağırlığının % 10’unu bakterilerin teşkil ettiğini belirtmektedir. Moore ve meslektaşları, insanın bağırsağındaki bakteri sayısı ve türlerini tespit etmek için yaptıkları çalışmalarda, değişik kazalarda ölen insanların bağırsaklarından aldıkları örnekleri incelemişler ve oldukça ilginç neticelerle karşılaşmışlardır. Elde edilen deney sonuçları, her insanın kendine ait bir parmak izi olduğu gibi kendine has bir mikrop dünyasının da var olduğunu ortaya çıkarmıştır. Buna göre, bazı insanlar bacterioides bazıları eubacterium, bazıları da bifidobacterium türü bakterileri daha fazla taşımaktadırlar. Özellikle dikkat çekicidir ki deneyler mutlu insanların bağırsaklarında Ruminococcus bromii adı verilen bir bakteri türünün daha fazla miktarda bulunduğunu göstermektedir.
Yapılan çalışmalar neticesinde bilim adamları sadece insan ince bağırsağından 300’den fazla bakteri türünü ayırıp tanımayı başarmışlardır. Her ne kadar elde edilen neticeler yüzde yüz güvenilir değilse de, bize üzerimizde taşıdığımız mikro dünya hakkında bir fikir sağladığı için düşünmeye değerdirler.
Bugün
bilinmeyen bir şey vardır ki o da, acaba bu bakteri nüfusunun vücudumuza nasıl
yerleştiği ve ne şekilde kendine uygun bir çevre bulduğudur. İlk spekülasyonlar
bize hep çevre tesirinin bakteri nüfusunun meydana gelişinde tek faktör
olduğunu söylemişse de, sonraları tek ve çift yumurta ikizleri ile yapılan
deneyler, genetik bazı faktörlerin bu oluşumda tesirli olduğunu göstermiştir.
Tek yumurta ikizlerinin benzer bakteri nüfusunu vücutlarında taşıdığı, çift
yumurta ikizlerinde ise bunun görülmediği fark edilmiştir. Hatta değişik ırklar
üzerinde yapılan çalışmalar da genetik kontrolün insan bakteri nüfusunun
meydana gelişinde büyük tesiri olduğunu destekler yöndedir. Ancak şu gerçeği de
belirtmek gerekir ki aldığımız ilaç tedavisi, yediklerimiz, stresli bir hayat
yaşayıp yaşamadığımız ve hatta günde kaç defa sinirlendiğimiz dahi insandaki
mikro dünyanın yapısına tesir etmektedir. Şekilden de görüleceği üzere doğumdan
hemen 24 saat sonra oluşmaya başlayan bakteri kompozisyonu, hayatın ilk
yıllarında değişikliklere uğramakta ve sonra değişmez bir hale gelip yaşlılığa
kadar sabit kalmaktadır. Ancak yaşlılıkta bu kararlı halden hafif sapmalar
göstermektedir.
Peki, nedir
bu varlıkların bizlere faydaları? 
Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki bağırsaklarımızdaki mikroplar bizi zararlı maddelere karşı korumaktadırlar. Onlar sayesinde birçok zararlı madde vücut tarafından emilmeden dışarı atılabilmektedir. Ayrıca zararlı mikroplar, taşıdığımız zararsız mikroplar sebebiyle vücudumuza yerleşme fırsatı bulamamakta ve bu sayede hayatımız sağlıklı devam etmektedir.
Deneylerde bilim adamları önce vücutlarında hiç mikroorganizma taşımayan (gnotobiotic) fareler üretmişler ve daha sonra bu hayvanlara hastalığa sebep olan (pathogenic) bakteri hücrelerini aşılamışlardır. Sonuçlar göstermiştir ki vücutlarında hiç mikroorganizma taşımayan fareler 1 ile 10 gün arasında ölürken, normal fareler yani vücutlarında mikroorganizma bulunduranlar hayatlarını devam ettirebilmişlerdir.
Bazı vitaminler vücudumuzda kalın bağırsakta, mikroorganizmalarca sentezlenmektedir. Bu yönüyle bizler vücudumuzda taşıdığımız bu varlıklara minnettarız. Bilim adamlarınca yapılan deneylerde vücutlarında mikroorganizma taşımayan fareler vitamin yönüyle eksik besinlerle beslendiğinde vitamin eksikliğinden dolayı ortaya çıkan hastalıklar görülmüş ve bazı fareler özellikle vitamin K eksikliği sebebiyle ölmüşlerdir. Aynı diyet normal farelerde hiçbir hastalık ortaya çıkarmamıştır.
Bağırsaklarımızdaki
mikroorganizmalar birçok kimyevi maddenin çeviriminde de görev almakta, büyük
yapılı molekülleri küçük moleküller haline çevirerek bağırsaktaki emilimlerini
kolaylaştırmaktadır. Mesela, atlar üzerinde yapılan araştırmalar selüloz ve
hemiselüloz gibi makromoleküllerin bakterilerce fermente edilip, atlar için
enerji maddesi olan kısa-zincir yağ asitlerine çevrildiğini göstermiştir.
Bazı
ilaçların tesirini gösterebilmesi dahi vücudumuzda taşıdığımız
mikroorganizmalarca sağlanmaktadır. Enterohepatic
dolaşım sebebiyle bu ilaçların vücut içerisinde kalma süresi artmakta ve bu
sebeple ilaçlar daha tesirli olabilmektedir. Mesela, morfin ve kloramfenikol
etkisi bu yolla sağlanılan iki ilaçtır. Bundan dolayı antibiyotik tedavisi alan
insanlarda birçok ilaç etkisini gösterememektedir. Çünkü antibiyotik tedavisi
insanın bakteri nüfusunu azaltmaktadır. Bunu telafi etmek için ilave olarak B
kompleks vitaminleri veya içinde faydalı bakterilerin bol bulunduğu yoğurt gibi
yiyeceklerin yenilmesi tavsiye edilmektedir.
Derimizin üzerinde de her bölgenin kendine ait bir mikrobiyolojik coğrafyası vardır. Bu sebepten dışarıdan zararlı bakteri ve mantarlar derimize kolayca yerleşemezler. Fakat çok sıcak veya soğuk bir banyo, aşırı kuru ve sıcak bir hava veya traş olurken yüzümüzü fazla tahriş etmemiz neticesinde derimizin normal florasını bozarsak, zararlı bakteri ve mantarların buraya yerleşmesi kolaylaşır ve cildimizdeki bozukluklarla bunu hemen fark ederiz.
Sağlıklı yaşamak için sadece gözümüzün gördükleriyle değil, hikmetlerle dolu ve göremediğimiz milyonlarca canlıyla da iyi geçinmek zorundayız.
Kaynakça
-Tannock. G. W. 1995. Normal flora-an introduction to microbes inhabiting the human body. Chapman&Hall.London
- Marsh. P. 1980, Oral microbiology. American Society for Microbiology
-Moore, W. E. C. and V. H. Moore. 1994. The bacteria of periodontal diseases. Periodontology 2000 5: 66-77
-Drasar, B. S. and Barrow, P A, 1995. Intestinal Microbiology, American Society for Microbiology, Washington, D. C.
-Drasar. B. S. and Hill, M.J. 1974. Human intestinal flora, Academic press. London