Sızıntı Arşivi

Mayıs 1995 · s. 157 · 4 dakikalık okuma

Gizli Güzellikler

Ziya Aydın · Biyoloji

Keşfedilen modern elektron mikroskop tekniği, engin tefekkür dünyamızın kapısını aralayarak, tabii güzelliklerin sınırsız iç derinliklerine dalıp, buralarda rengin ve zengin tabloları müşahede etmemize imkân vermektedir. Bu şekilde, bir zerreyi dahi neredeyse bir bahçe kadar büyütme imkânına kavuşmuş olmaktayız.

Çıplak gözümüzle sadece zâhir cihetlerini görebildiğimiz nesnelerin sırlı perde arkasında, daha nice göz alıcı ve mükemmel âlemler gizlidir.. Bir temaşa edebilsek... Gözümüzle bu ahenkli tablolar arasında seyahat ederken, bir de kalben ve fikren buralara kanatlansak, inanın elimiz, avuçlarımız ve eteklerimiz boş dönmeyecek. Buradaki her bir san’at hârikasından bize güzel ve manâlı hediyeler sunulacaktır...

Bu manzaralarda her bir şeklin kendine has ölçüsü, yüksek derecede intizamı, insanı şaşkına çeviren ahengi ve büyüleyici güzelliği hâkimdir. Zahiren görmekte olduğumuz bu nesnenin kapalı örtüsü altında keşfedilmeyi bekleyen bu gizli güzellikler, son derece muntazam donanımlı bir yeraltı şehri sanki. Bunlar öyle sırlı perdelerdir ki pek çok hikmet ve ziynetten huzmeler saklarlar. Evet, bütün bunlar Sâni-i Hakîm’in san’atkârlığını açık ve net olarak gösteren güzel san’atlardır.

Cansız ve canlı nesnelerin mikroskobik iç dünyalarına girilip, güzel tablolar müşahede edil­diği bilinmektedir. Evet, bu ahenkli ve cezbedici renkli tablolara baktıkça bakası, daldıkça dalaşı gelen insan, bu hüsn-ü san’atlar diyarında kendinden geçip. San’atkâr’ına yönelmeden edemiyor! Buyrun, bu estetik san’at eserlerini şöyle bir temaşa edip, onların renkli ve zengin dünyalarında dolaşalım; çıplak gözle göremediğimiz bu gizli ve sırlı güzelliklerle kucaklaşıverelim...

Aynı familyadan oldukları hâlde, görünüş bakımından deniz yıldızlarından farklı olan deniz kestanelerinin (Echinoidea), ağız tarafı dibedönüktür. Bu canlı organizma, fotoğrafta da görüldüğü gibi sert ve esnek levhacıklarla (kal­ker ve kireçten yapılmıştır) örtülüdür. Sırtının orta bölgesinde sık delikli, kalp biçimindeki içine su alıp, şişmeye yarayan madrepor plağı görül­mektedir. Bu plak vasıtasıyla denizkestanelerinin karmaşık hidrolik sisteminin dış dünya ile irtibatı sağlanmaktadır. Bu da kabukta düzenli bir simet­riyi ortaya çıkarmaktadır.

B ve C vitaminleri bakımından zengin olan böğürtlenin sürgünündeki bu hücre örgüsü, ilk anda karmaşık bir şekil gibi gelmektedir. Biraz dikkatli baktığımızda, altılı gruplar halindeki büyük hücrelerin, küçük ve merkezi hücreleri hata edip, sanki korumaya aldıkları görülmektedir. İlk bakışta, bu görünüş mavi renkli bir çiçek buketini andırmaktadır.

Kara ve deniz salyangozlarının, avlanırken kullandıkları en önemli uzuvları olan dilden bir kesit görüyorsunuz. Burada dilin törpü şeklinde, keskin, sivri ve pütür pütür olduğu açıkça farkedilmektedir. Modern teknolojinin dahi bu kadar estetik ve estetik olduğu kadar mikroskobik yapısı (genetik, hormonal düzen) mükemmel, ölçülü ve hata oranı sıfır derecede hassas olacak şekilde kullanışlı yapamayacağı bu, sıralı dişleri andıran salyangoz dilinin simetrik tablosu ancak elektron mikroskobu vasıtasıyla elde edilebilmektedir. Bir gizli ve sınırsız güzellik daha, değil mi? Binlerce çeşit gıdayı tek tek kontrol ederek onlardaki lezzeti hissedebilme kabiliyetiyle donatılan, konuşmamızı ve yemek yememizi sağlayan insan dili ise, elbette bundan çok daha mükemmeldir. Böyle bir nimete karşı şükredecek yerde, bizzat o dili kullanıp inkâra sapmak, elbette bir cinayetten farksız olacaktır.

Kolay kolay gizli dünyasına girilip, güzellikleri hemen temaşa edilmeyen bir ağaç kesitinin perde arkası... Cezp ediciliği yanında, bir nizam ile tanzim edildiği anlaşılan düzenli bir örgüsü vardır. Fotoğrafta gördüğünüz ahenkli dünya, bir kibrit çöpünün onda biri çapındaki bir ağaç parçasından alınmadır. Hücrelerin birbiri ardı sıra takımlar halinde ölçülü bir şekilde dizilmeleri, düzenli bir orduyu akla getirmektedir. Bu hücrelerin düzenli dizilişiyle ağacın karakteristik senelik halkaları meydana gelirler, yani bir nevi yaşını yazarlar.

Bilindiği gibi deri ve saç, tırnak ve boynuz keratin’den meydana gelmektedir. Dişsiz balinaların ağızlarında süzgeç vazifesini gören balen çubuklarının yapılışında bu çok yönlü tabii madde kullanılmıştır. Balen çubuklarının aralarında, mikroskobik küçük zararlıları tutan, saçaklı yapılar mevcuttur. Fotoğrafta balen çubuğundan alınan bir saçak uzantısının enine kesitini görüyorsunuz. Burada dikkati çeken, malzemenin ekonomik kullanıldığı ince ve zarif yapılı borucuk sistemidir. Temeli statiğe dayanır. Özel bir ölçü ve hüner gerektiren hârikulâde bir tablo..

Bir hüsn-ü sanat eseri olan kuş tüyündeki muntazam şekil, tarz, renk, desen ve bunların fonksiyonlarını çıplak gözle rahatça görebilmek mümkün değildir. Bazen bir yağmur damlasının altında veya mikroskopla daha net temaşa edilebilen bu estetik tablo, İlâhi san’atın muhteşem bir parçasıdır. Fotoğrafta, güvercin tüyünün sadece birer çizgi boyu kadar kesiti görülmektedir. Binde birlik parçası böyle mükemmel olduğuna göre, bir de bunları bir bütün halinde düşündüğümüzde, herhalde o tablolar karşısında nefesimiz kesilecek ve kendimizden geçeceğiz.

Tatlı sularda yaşayan bu mavi-yeşil bakteriler Microcystis türüne dâhildir Birkaç yüzünün bir anda toplu iğnenin başına sığdığı bu mikro bakterilerin binlercesi bir araya gelerek, fotoğrafta da görüldüğü gibi özel ve intizamlı bir koloni teşkil edebilirler. Sanki hepsi de ayrı birer millet, fakat yine de karşılıklı dayanışma içerisinde, omuz omuza ve barış atmosferinde yaşıyorlar.

Desmidiacea veya süs algleri de denilen bu küçük, yeşil yıldızlar Micrasterias türündendirler. Bu girintili çıkıntılı alg hücreleri bir milimetre uzunluğunda olabilmektedir. Tuzlu sularda yaşarlar. Güzelliğiyle bizi büyüleyen ve hal diliyle “Beni mahir bir San’atkâr yarattı” diyen alglerin pek çok cinsi daha vardır ve pırıl pırıl parlarlar.

Evet, bu gördüğümüz bir panayır değil, abajur değil, midye kabuğu değil, bit sinek kanadı da değil. Bu, rengârenk motiflerle bezenmiş bir balık puludur. Çizgiler belli bir merkezden tatlı bir ahenk ve ölçüyle genişleyerek dağılmaktadır. Bu çizgiler balığın gelişme ve büyüme ritmini de göstermektedir. Sanki zaman harç olmuş da, renk renk ve dilim dilim ölçülü katlar halinde katlanarak yapıyı bina etmişler. Balığın sadece bir pulunda bu sınırsız ve ahenkli güzellik kimse, peki ya balığın kendisi?