Sızıntı Arşivi

Eylül 1981 · s. 7 · 5 dakikalık okuma

Gençliğin Problemleri

B.Ramiz Gülen · Pedagoji

Bundan önceki bölümde çocuklara şefkat ve onlarla haşr-ü neşr olmayı incelemiştik. Şimdi, bu noktadan geri döne­rek, haneye kuşbakışı bir göz atmak ve sonra da bizzat onun talim ve terbiyesine ve bu hususta ona verilmesi gerekli olan şeylere temas etmek istiyoruz.

Aile, çocuğun içinde büyüyüp gelişe­ceği bir (hücre) ve meşcerelik ve onu toplu­ma yükselten en birinci dinamik müessese­dir. Aslında mükemmel kurulmuş bir aile, onu meydana getiren fertleriyle, dar çer­çevede bir millet ve küçük bir toplumdur. Dede, nene; anne, baba; büyük ve küçük kardeşler ve hattâ, amca ve halalardan teşekkül eden olabilirse derli toplu mev­zun ve ahenkli bir toplum..

Millî yapının en sağlam rükünleri, bu küçük hücrede serpilir gelişir. Âdâb, ahlâk ve içtimaî muaşeret orada elde edilir. Evet, yaşlılara saygı ve hürmet, küçüklere şefkat; arkadaşlara gönülden ve insanca davranma hep orada öğrenilir. Orada, de­de ve nenesine merhamet; anne ve babasına hürmet ve itaat; emsallerine insanca dav­ranma ve mürüvveti öğrenen kimse, toplum içinde de bu yüce hasletleriyle var olacak ve görünecektir. Orada, faziletlerden mahrum ve “güdük” yetişenler ise, toplumda iç­timaî gaseyanlara sebebiyet vereceklerdir.

Buna binaen, terbiye için mutlakaderli, toplu ve sıhhatli bir aileye ihtiyaç” vardır. Ailenin sıhhati nispetinde, yetişen nesiller de, dengeli ve millete yararlı olur. Aksine, o aile, toplum düşmanı yetiştiren bir fabrika gibi, yurdun da yuvanın da aleyhinde işler durur..

Ailenin, sıhhatli ve dengeli olmasıyla alakalı, şu hususların arz edilmesinde yarar görüyoruz:

1- Anne-baba, birbirlerine karşı hak ve vazifelerinde, münasebet ve davranışla­rında tam açıklık ve uyum içinde bulun­malıdırlar. Anne-babanın, birbirlerine karşı her müsbet tutum ve davranışı, çocukların irfan dağarcığına atılmış eşsiz bir elmas mahiyetindedir. Mevsimi geldi­ği zaman çocuk, dağarcığı açar; elması çı­karır ve değerlendirir. Aksine, ebeveynin her huysuzluğu da, onların masum dimağlarında simsiyah bir çizgi olarak kalır gider. Onları menfi tanıtan ve küçük göste­ren siyah bir çizgi...

2- Aile fertleri, behemehal bir reisin etrafında toplanmalı ve onu o haneye ait bütün işlerde merci kabul etmelidirler. Böyle bir davranış, yuvada itaat düşünce­sinin yerleşmesine, birlik ve düzenin tees­süsüne yardımcı olur.

3- Hanenin reisi, bütün aile fertleri­ne ve bilhassa küçüklere karşı, mülayim, lütufkâr, onların hizmetinde ve onları se­vindirecek davranışlar içinde bulunmalıdır. Reisin, kendine düşen mükellefiyetleri bi­hakkın yerine getirmesi, ona karşı aile fertlerini yumuşatacağı gibi, onun idarî iş­lerini de bir hayli kolaylaştıracaktır.

4- Aile reisi, Örf ve âdetler gereğin­ce ve imkânları nisbetinde, onlara hediye­ler almalı ve alamadığı zamanda, neden al­madığını, onların içinde herhangi bir kuş­kuya meydan bırakmayacak şekilde izah et­melidir. Yoksa onlardan bazılarının için­de, büyüme istidadını gösteren bu rahatsız­lık, onulmaz bir ailevî hastalığa dönüşebilir.

5- Reisin, eve ait bazı işlerde, hanı­mına ve çocuklarına yardımcı olması, her ne kadar, kendine ait işlerin yanında bir külfet ise de, her an aile içindeki ağırlığı­nı koruması ve istikbalin yuvalarını kura­cak olan çocuklara ders verilmesi bakımın­dan oldukça mühimdir.

6- Aile fertleri, birbirlerine karşı çok saygılı ve terbiyeli davranmalıdırlar. Böyle hareket, ister istemez çocuklara da te’sir eder ve onların dışa karşı münasebetlerini seviyeli kılar. Bundan başka, sıra onlara gel­diği zaman, onlar da teşkil ettikleri hane­lerde birbirlerine karşı kibar ve efendi ol­mağa çalışırlar. Daha çocukluk çağlarında, kalb ve ruhlarına yerleştirilen bir hususu, hayata intikal ettirirken, riya ve suniliğe girdiklerini iddia etmeye de imkân yoktur.

7- Anne-baba, kendi anne ve babala­rına karşı gösterecekleri hürmet ve tazim, çocuklar için en büyük terbiye dersi olacaktır. Modern yuva, dede ve neneye ken­di içinde barınma hakkı tanımadığı için, günümüzün çocukları bu noktada talihsiz ve nasipsiz sayılırlar.

Keşke yuvalarımızı, onları da barındı­racak şekilde ayarlayıp, dede ve neneler torunlarını sevme imkânını, kendimize de, an­ne ve babalarımıza hizmet etme zemini hazırlayabilseydik. Heyhat! Bir tarafta, bakım-görüme muhtaç ve çocuk sevgisine su­samış dedeler ve neneler; beri tarafta da bütün hayatı tek başına omuzlamaya çalı­şan toy babalar ve görüp gözetilmeden mahrum bedbaht yavrular...

Şurası bir kere daha hatırlanmalıdır ki, yuvanın emniyet ve huzur verici olması, içinde teati edilen karşılıklı his alış verişine bağlıdır. Büyükler, sevecek ve şefkat ede­cek; küçükler de hürmet ve saygıda buluna­caklar... Anne-baba, hep sever ve şefkat eder, çocuk ise, daha ziyade bir vazife ve mükellefiyet şuuru içinde, ebeveynine hür­metli ve saygılı olmağa çalışır. insanda hizmet ve vazife şuurunun gelişmesi, uzun temrinlere (egzersiz) bağlıdır. Çocuk, elli defa, baba ve anneye, nasıl itaat ve hürmet edilmesi lazım geldiğini görmelidir ki, onu kavrasın, hazmetsin ve yaşayabilsin. Yoksa pratiği olmayan mücerred telkinlerle, beklenen neticeyi almak oldukça zor; bel­ki de bazı ahvalde imkânsızdır.

Denebilir ki; herkesin kendi büyükle­rini yanında bulundurması, bulunduranla­rın da bu işin devamını temin etmeleri bir hayli müşküldür. Hususiyle günümüzdeki hayat şartları, aile fertlerinin, ayrı ayrı yer­lerde yaşamalarını mecburi kılmaktadır. Bu ise, arzu edilen stilde bir yuvanın teessüs ve devamına mâ’ni gibi görünmektedir.

Bunlar bir bakıma doğru olsa bile, ideal yuvanın kurulmasını imkânsız kıla­cak mahiyette sebepler değillerdir. Neden, sene, belli bölümlere ayrılarak, her bölüm, aile fertlerinden birine tahsis edilip onunla geçirilmesin! Her mevsimin, aile fertlerin­den birinin yanında geçirilmesi pekâla mümkündür.!

Bence, çocuğun ruhuna duyurmayı tasarladığımız şeyleri, ona duyurmak için, icabında, Cinden, Maçinden dede ve nene ithâl etmek gerekse dahi, bundan geri kalınmamalıdır. Evet, çocuğu doyurmak ve tatmin etmek için herşey, ama meşru olan her şey, mutlaka yapılmalıdır. Aksi halde o, evde bulamadığı şeyleri sokakta arayacaktır. Bu ise, aile reisinin işini bütün bütün zorlaştıracaktır. Zorlaştırması bîr tarafa, çocukların tamamen ele avuca gelmez bi­rer azgın olmasını netice verecektir. Bir kere düşünün, evin içinde çocuğunu tat­min edememiş, kendine bağlıyamamış ba­ba, ona sahip çıkmak için, sokakla da bo­ğuşma mecburiyetinde kalmıştır.

Keşke, çocuğu uslandırmak ve insankılmak için, gerekli olan herşeyi onun ya­tağının başına kadar getirebilseydik de, so­kaklarda, endişeli nazarlarla arkalarındankoşturup durma mecburiyetinde kalmasaydık!

8- Yuva içindeki bütün işler ve bil­hassa çocuğun bakım ve görümüyle alâka­lı olanları, önceden tanzim edilip, sonra bir program tahtında yürütülmelidir. Bu hususta hülasa olarak şunlar söylenebilir:

a- Yatıp kalkma ve yeme içmenin dü­zene sokulması.

b- Okuma, düşünme, çalışma ve ço­cuklarla meşgul olma saatlerinin tanzim edilmesi.

c- Çocuğun, mektep, sokak ve arka­daşlarıyla geçirdiği zamanlardaki durumu­nu tetkike sarf edilecek vaktin belirlenmesi.

Yiyip içme ve yatıp kalkma düzene konmamış bir hanede, ne bugün, ne de ya­rın verimli çalışmadan, istirahat ve sıhhatten bahsetmeye imkân yoktur. Evet, fert­leri, vakitli vakitsiz yatıp kalkan bir ailede, istirahat saatleriyle meşguliyet saatleri iç içe girdiği için, hem istirahat bozulmuş olur hem de çalışmalar neticesiz ve semere­siz kalır. Birinin yatma saatini öbürü; berikinin çalışma saatini de diğeri ihlâl edince, o hanede hiçbir şey yapmaya im­kân kalmaz..

Bu bakımdan, çocukların, kendileri­ne en uygun saatte yatırılmaları; soğuk-sıcak hisaba katılarak, münasip vakitlerde dı­şarıya çıkarılmaları ve her gün onlarla meş­gul olmaya tahsis edilen saatlerin, onların yanında ve onların terbiyesinde geçirilme­si elzemdir.

Onlara karşı muvaffak olmanın çok mühim bir yolu, sevgi, disiplin ve prensip üçlüsünden meydana gelmektedir. Bu yol, insanlara kadar uzanan, kâinat çapındaki İlahî ahlâk ve fıtrat yoludur. Bu itibarla, bu yolda yürüyen anne ve babalar rahat ve em­niyetli, toplum da mesut ve huzurludur.

Bu son hususlar yeri geldiğinde elealınacaktır.