Sızıntı Arşivi

Ocak 1983 · s. 2 · 3 dakikalık okuma

Geleceğin Fikir İşçileri

M. Fethullah Gülen · BAŞYAZI

Geleceğin fikir işçileri, yarının kurucuları ve atîdeki nesillerin rehberleri olacaklardır. Dünya, onların harman edeceği düşüncelerle yeniden kurulacak; gelecek, onların sundukları mesajlarla aydınlığa kavuşacaktır. Onlar; kat'iyyen, zahmet ve sıkıntı bilmeyen mirasyediler gibi dayanmayacaklardır. Ve, elde edecekleri her şeyi, bin inilti ve terden bir lücce (1) içinde elde edecekleri için, har-vurup harman savurmayacaklar. Aksine, birler, onların elinde binlere ulaşacak; yokluk, onların aydın gönüllerinde varlığa döl-yatağı olacakdır.

Onlar, mevcudu evirip-çevirme, hazin değerlendirme gibi, beleşçiliğe de düşmeyeceklerdir. Yerinde onların herbiri bir Musa (s) gibi, elindeki asasını en sert kayalara çalıp su çıkarmasını, en azgın ırmaklara vurup, arkasındakilere değişik yol ve erkân öğretmesini bilecektir

Onlar, beklenmesi gerektiği yerde beklemesini; kükreyip etrafı velveleye vermeleri icab ettiği yerde de kükremesini çok iyi bileceklerdir. Yerinde, cansiperâne ve yıldırımlar gibi inecekler dünyaların bağrına; yerinde de, tipiye-borana tutulmadan fevkalâde sakınıp, meltemlerin eseceği mevsimi bekleyeceklerdir. Seri ve atılgandırlar; ama hiç mi hiç karambola hareketleri yoktur. Düşünceleri aydın, kararları isabetli, davranışları da ölçülüdür.

Onlar her çeşit düşünce ve sistemle münasebete geçmede beis görmezler.

Ne var ki, gönülleri, kıblenüma gibi hep, kendi mihrablarını gösterir. Evet, sonunda, kendi iklimlerine varıp dayanmayan, en parlak fikir akımlarıyla dahi meşgul olmayı, bir bakıma abes sayarlar. Tıpkı, arazilerine su vermeyen ve gidip onların göllerine boşalmayan ırmaklarla uğraşmadıkları gibi..

Onlar, kuvveti hakda bilir ve hep hakkın ihyâsına çalışırlar. Ancak, kuvvetin de bir yeri olduğunu ve bir hikmet-i vücudu (2) bulunduğunu kat'iyyen hatırdan çıkarmaz ve kuvvetler muvazenesinde, hasımlarının gücüne denk iktidara sahip değillerse, teknik olmayı da ihmal etmezler. Zeki, idrâkli; fakat sığ-görünümlüdürler!..

Kendi çizgilerinde olan herkesle fevkalâde içli-dışlı ve gönülden; düşmanlarına karşı da bir hayli insanca ve onları idare edecek kadar basiretlidirler. Gönül ve mantığın el-ele olduğu onların atmosferinde, ne dostlar ihmale uğrar ne de düşmanlar tama'a kapılabilirler.

Öfkelendikleri zaman zûlmetmeyecek kadar yumuşak, yumuşak oldukları zaman da, adâletden ayrılmayacak kadar irâdelidirler. Onların bu kutlu iklimlerinde, ne zâlimlerin hay huyu, ne de mazlumların iniltisi duyulmaz.

Azimli ve kararlıdırlar. Bayrama erecekleri güne kadar, ne dünyaya karşı oruçlarını bozar, ne de Cennetlere girme arzusuna kapılırlar. Bir buhurdan gibi devamlı tüter durur ve çevrelerine mâverâ (3) dan gelmiş güzel kokular saçarlar.

Onlar, içinde yaşadıkları toplumla, gökler ötesi yüce hakikatlar arasında spiral bir kordon gibidirler. Uğursuz ellerde ellibin defa, sağa-sola bükülüp hırpalansalar dahi, kat'iyyen kopmazlar. Defalarca Cehennemlere dalıp ateşleri göğüsledikleri, defalarca örsden çekiçden geçtikleri için, ne ateşlere atılmadan çekinir, ne de "zulmün güllesi, bombası,, karşısında paniğe kapılıp ric'at ederler.

Onların nazarlarında, gerçek hürriyet, hakka esâretdedir. Bu itibarla, Hâk uğrunda, nefislerine çektirecekleri her şeyi bir ibadet neşvesi içinde yapar ve bundan da sonsuz bir zevk duyarlar. Hele, beşerî istek ve arzularını da, bütün bütün aşmış ve gönülde varlığa ermişlerse...

Onlar, hüsn-ü zannın verdiği makamlara bel bağlamayacak kadar, nefisleri ile hesaplaşma içinde ve kendilerini müdrikdirler. Ne başardıkları işlerin azameti, ne de çevrenin onlarda görüp saygı duyduğu yüce mertebeler, asla onları şımartmaz. O kudsî vazifeyi üzerlerine aldıkları ilk günlerinde, nasıl bir tevazu ve mahviyet içinde idiyseler, her bucakda dalgalanan birer bayrak haline geldikleri gün de, aynı asalet ve soyluluğu gösterirler.

Onlar, elde ettikleri muvaffakiyetlerin karşılığını, kendi milletlerinde bekleme gibi bir dilencilik ve garâbete de düşmezler. İhtiyaç içinde dahi olsalar, en sevmedikleri şey, böyle bir dilencilikdir. Halka verdikleri şeylerin, kat katını onlardan geriye alma dilenciliği..

Emâreleri çokdan ufkumuzda belirmiş bu kudsîler kadrosunu, bir kere daha imdada çağırırken, Rahmeti Sonsuzun bizi hayâl kırıklığına uğratmamasını dileriz.

SIZINTI

(1) Lücce: Su birikintisi.

(2) Hikmet-i vûcud: Varolma hikmeti

(3) Mâverâ: Gökler ötesi âlem.