Temmuz 1984 · s. 23 · 6 dakikalık okuma
Gece Kuşları ve Yanıltmayan Radarlar
Şerafeddin Alan · Dr. · Zooloji

Çeşitli ilim dallarında olduğu gibi, hayvanat - âlemi üzerindeki incelemelerimizde de hep sürprizlerle karsılaşdık: kâh başlara yerleşdirilen pusulalar, kâh sinelerdeki yol gösteren sinyaller, kâh kulak çukurlarına rabtedilmis olan radarlar karsımıza çıkdı ve bizi derin derin düşündürdü..
Öyle anlaşılıyor ki, bütün bu esrarlı oyunları hazırlayıp sahneye süren O Görünmez - Bilinmez Muhteşem Kudreti, vicdanlarımızda duyup aydınlığa ereceğimiz âna kadar da, bütün bu ayrı ayrı gibi görülen hâdiseleri birliğe irca edemeyecek ve dağınıklıkdan kurtulamayacağız...
Baykuş, karanlıkta duyduğu sesler arasındaki çok küçük farkları tefrik ederek avının yerini tesbit eder. Böylece, ses kaynağını, diğer hayvanlara göre daha mükemmel bulabilmektedir. Baykuşun hayatında işitme çok mühimdir. Bu gece avcısı, kar veya çimen üzerindeki küçük kemiricilerin çıkardığı çok ince sesleri bile duyarak onları yuvalarından çıkarabilir. Herhangi bir avcı gibi baykuş da toprak üzerindeki avının pozisyonunu süratle ve tam bir isabetle tesbit edebilir. Ayrıca havadan avcılık yaptığı için, göz diktiği ava göre kendi iniş açısını da tayin etmek mecburiyetindedir. Baykuş bu iki problemi rahatlıkla hâlleder. Öyleki ufkî (yatay) ve amûdî (dikey) istikametten gelen sesleri birbirinden ayırtetmede hiç hata yapmaz. Bu mükemmel işitme hassasiyeti nasıl izah edilebilir?..
Baykuşun sağ ve sol kulaktan duyduğu sesler arasındaki küçük farkları ayırdetme kabiliyeti de çok hassastır. Her iki kulak, ses kaynağına eşit uzaklıkta olmadığı için, aynı ses sinyalinin iki kulağa gelişinde zaman farkı vardır. Baykuş yüksek işitme kabiliyeti sayesinde bunları avının yerini tayinde çok iyi değerlendirir. İki kulak arasındaki, sesin zaman ve şiddet farkı, baykuşa ses kaynağına olan iniş açısının tayinini sağlar. Böylece sağ kulak yukarıdan, sol da aşağıdan gelen seslere karşı daha hassastır. İşitilen seslerdeki bu küçük zaman ve şiddet farkları, baykuş için sesin geldiği yerin ufkî ve amûdî plâna göre olan durumu tayin için kâfidir. Bu bilgiler sinir sisteminde değerlendirilir. Orta beyindeki her sinir hücresi (nöron) baykuşu çevreleyen sahanın muayyen bir bölgesinden gelen seslerle tembih edilir. Bu tembihler, sonra, ön beyindeki işitme merkezlerine taşınır. Buradaki çok ince hesaplamalardan sonradır ki, baykuş zifiri karanlıkta avını tam isabetle yakalar. Enteresan olan durum, kulak yapılarının bilhassa bu iş için değişik şekilde yaratılmasıdır. Baykuş için hayâtı önemi haiz bir hadise; işitme:
Baykuşlar ağaç kovuklarında, kayaların arasında ve diğer kuytu yerlerde yaşarlar. Ormanlarda ve açık arazilerde avlanırlar. Avlarının % 95'ini başlıca tarla faresi olmak üzere küçük memeliler teşkil eder. Geri kalanını da kuşlar ve sürüngenler meydana getirir.
Baykuşların dokuz nev'i olup en çok rastlananı "Tyto alba"dır. Bu baykuşun mühim hususiyeti yüzünün yapısıdır. Onun bu yüz yapısı av tayininde çok mühim bir rol oynar. Kafatası küçük ve dar, yüzü geniş ve yuvarlak olup sık ve dik sıraların oluşturduğu tüylerden yapılmıştır. Bu tüyden peçe, yüksek frekanstaki sesler için yansıtıcı bir satıh teşkil eder.

Yüzünde, yüz diskleri diye iki oyuk vardır. Bunlar alından başlayıp gaga altında birleşirler. Bu diskler, 2 cm. genişliğinde ve 9 cm. uzunlukta olup insandaki kulak kepçesine tekabül eder. Yüksek frekanstaki sesleri toplayıp işitme yollarına gönderirler. Diskler, gaganın üstündeki kalın bir tüy tabakası ile birbirinden ayrılmıştır. Kulakların açıklığı, başın yanındaki zar şeklindeki küçük deri kapakçıklarına gizlenmiştir. Bu sanatlı yüz yapısı, akustik olarak şeffaf olan son derece ince bir tüy tabakasıyla örtülüdür. Sesin yerini tayin için kullanılan metodlar yüz peçesinin bu akustik hususiyetiyle çok sıkı alâkalıdır. Avları olan tarla farelerini, gündüz bile renkleri çevreye uyduğundan farketmek çok zordur. Bu kemiriciler yerlerini çimen veya kar altında yaptıkları tüneller aracılığıyla sık sık değiştirirler. Gece birşey yerken hiç görünmezler. Fareleri gece gökten avlamak, uzaklık ve iniş açısı da hesaba katıldığında oldukça güçtür. Baykuşun incelenmesinden evvel, canlılar arasında ses tayininde en kabiliyetli olarak insan zannediliyordu. İnsan ufkî istikamette ses kaynağını baykuşlar kadar kesinlikle ta'yîn edebilse bile, amûdî istikamette baykuşun bu kabiliyeti üç kat daha fazladır. Kedi ve maymunlarda da çok mükemmel İşitme kabiliyeti bulunmasına rağmen, ufkî istikamette baykuşa nazaran dört kat aşağıdır. Bu hayvanlar yerde avlandıklarında ufkî istikametdeki tayin bunlar İçin çok mühimdir. Demek ki baykuşların görme yerine işitmelerinin bu kadar gelişmesi; balözü toplayan arının binlerce metre yerinden, yuvasından uzaklaşdığı hâlde etrafı tanıyacak göz sistemine sahip olması; kilometrelerce mesafe katedip yuvalarını rahatça bulabilen güvercinlerin kafatasları içinde, yerin manyetik özelliği ile münasebet kuran manyetik kristâllerin bulunması, bunları ayarlayan gizli bir eli akla getirmektedir. Bir fare üzerine süzülmeye başlayan baykuş, pençelerini avına paralel hâle getirir ve fare kaçsa bile gelen ses sinyallerine göre onu her an yakalayabilecek şekilde onu takip edebilir.
Başın Yönlendirilmesi:
Yapılan çeşitli araştırmalarla baykuşun, bu zor tayini nasıl başardığı nisbeten açıklanmıştır. Şekil-2' de görüldüğü gibi başın yönlendirilmesi ile alâkalı olarak bir tünek üzerine yerleştirilmiş baykuşla laboratuvarda tecrübe yapılmıştır Böylece kuşun, başını ses kaynağına doğru ne kadar döndürdüğü ölçülmüştür. Nihayet, hayvanın işitme merkezlerine yerleştirilmiş küçük elektrotlar yardımıyla, değişik ses vasatlarında yapılan elektrofizyolojik incelemeler duyu enformasyonunun işitme merkezlerince hangi tarzda tahlil ve sentez edildiğini ortaya koymuştur. Tecrübeler, her türlü yansımayı önleyen, sesleri "absorbe" edici duvarlarla kaplı, tamamen karanlık bir odada yapılmıştır. Ses, önce durduğu yerin tam karşısında bulunan sabit hoparlörden verilmiştir. Bir kompüter, hareketli hoparlörün pozisyonlarını ayarlayıp, buna göre değişen kuşun başının pozisyonlarını kaydediyordu. Böylece ses kaynağını nasıl tesbit ettiği incelendi. Ses, baş hareketi başlamadan evvel kesilse bile olduğu yeri tam bir isabetle tayin edebiliyordu. Yani başını çevirmeden kaynağın ufkî ve amûdî plânlarını tesbit eder, böylece başını ne tarafa çevireceğine karar verir ve artık başını oraya çevirdiğinde işitme hassasiyeti en üst seviyededir.
Baykuşun bu kabiliyeti, ayrıca ses spektrumundaki yüksek frekanslı seslerin varlığına da bağlıdır. Her ne kadar 100-12 000 Hz arası gibi geniş bir spektrumdaki seslere hassas ise de 3000-9000 Hz arasında bu hassasiyet en fazladır. Kulaklarından biri tıkandığında, ses tıkalı taraftan geliyorsa, baykuş, tayinde hata yapabilir. Demek ki tayinde her iki kulaka da ihtiyaç var. Hem iki kulak olacak, hem de kulakların pozisyonu değişik olacak. Bu da bize bütün bunların gelişi güzel olmayıp plânlanarak yapıldığını göstermektedir.
İstikamet ayarlama hassasiyeti yüz anatomisine bağlıdır. Nasıl ki daha fazla duyabilmek için el ayası kulak arkasına tutulur, baykuşdaki yüz diskleri de sesi büyütüp (amplifikasyon) bazı yönlerden gelen seslere kulağı hassas kılarlar. Bu hâdise, ses dalgalarının fizîkî hususiyetine bağlıdır. Cisim küçük, dalga boyu büyükse cismi çevreler, tam ters durumda ise cisim mâni olur ve yansırlar. Bu da 3000 Hz altındaki frekansların niçin yüzden tam olarak yansımadıklarını izah eder. Yüksek frekanslarda ise hassasiyet çok fazladır. Sağ kulak yukarıdan, sol kulak da aşağıdan gelen seslere daha hassastır.
Bu bilgiler baykuş için gereklidir. Fakat bilgilerin sentezi çok kompleks görünmektedir. Şiddet değişikliklerinin ehemmiyeti, sesin frekansına bağlıdır. Hayvanın bir ses kaynağı yönünden edindiği malûmat, aynı zamanda alçak frekanslı seslerle ölçülebilen ufkî satıh ve yüksek frekanslı seslerle ölçülebilen amûdî satıhdan alınan sinyâlin frekansı ile değişir. Böylece, baykuşun işitme merkezi, her bir frekans için, her bir kulakta toplanan ses şiddetlerini de mukayese eder.
Sesin beyinde tefsiri: Ses, işitme organı, sinir, beyin sapı, orta beyin yollarını takip ederek beyindeki işitme merkezine gelir. Burada ses kaynağının pozisyonuna hassas, iki tip sinir hücresi vardır. Birinci grup, küme hâlinde toplanmış sinir hücreleri olup bir çok yönlerden gelen seslerle uyarılır. İkinci gruptakiler, kesin belli bir bölgeden gelen seslerle tembih edilirken. Bu sınır, ufkî satıh 7-42° arasında, amudî satıh 23-180° arasındadır. Birinci grup hücreler her tarafa yayılmış olduğu hâlde ikinci gruptakiler belli bölgelerde bulunurlar. Belli bir fonksiyon için beyindeki bu mükemmel sıralanış nasıl meydana gelmiştir? Zira bütün bu düzenleme ve neticedeki fonksiyondan sonra insanoğlu için bile çok zor, hatta anlaşılması bile uzun araştırmaları gerektiren zifiri karanlıkta yapılan avcılıktaki tam isabetin, son derece elektronik sistemlerle, laser ışınlarının kullanıldığı leopar tanklarının isabetinden daha mükemmel olması, bizi ister istemez canlılarda gördüğümüz bu mükemmel tekniğin sanatkârını araştırmaya sevketmektedir...
Dr. Şerafeddin Alan