Sızıntı Arşivi

Mayıs 1996 · s. 167 · 1 dakikalık okuma

Füsunlu Işık

Sızıntı · Şiir

FÜSUNLU IŞIK

Söyler Seni yüzbin dil ile dağlar, dereler,

Her yanda tül tül esma ve sıfatın görünür..

Duyunca adını her gönül ürperir-inler,

Çehreler büyülü bir mehabete bürünür.

Vücudun aynasıdır halayık şüphe yok;

Her bir varlıkta Cemalinden bir eda gizli.

Münkirlere olmasa da mü’mine şahit çok:

Gördüğümüz her şey adeta lahut benizli.

Füsunlu ışığın gerçi her simada ayan,

Ancak güzelliğine aşina olan görür.

Renkler, şekiller, suretler Seni anar her an;

Anar ve çağıltılarla ummanına yürür.

Tesbih etmeyen var mı Zatını bu cihanda?

Herşey Senin şem’ine pervane döner;

Vuslat duygusu her sinede bir kara sevda,

Kara sevdalı olmak bile payeymiş meğer..

Bırakma hicranlara açık tahtımla beni!

Lutfedip vuslatınla ruhumu eyle!

Yakma ikbal bilmeyen kara bahtımla beni!

Bir nim u nigahınla gönlümü eyle!

Gönder ışığından ruhuma sönmeyen bir nur!

Zühul etmeyeyim gayrı varlığından asla;

Ne olur insin artık mahzun gönlüme huzur,

Kalmasın va’dinin is’afı bir başka fasla.!