Sızıntı Arşivi

Temmuz 1986 · s. 226 · 3 dakikalık okuma

Fıtratın Canlı Şaheserleri

Safvet Ay · Botanik

Safvet Ay

Etrafımızdaki canlıların gelişip büyümeleri bize Yaradan’ın muazzam kudretini gösterir. Bunun en bariz misali ağaçlardır.. Ufacık bir tohumdan çıkan filiz zamanla kayaları delerek yüzlerce metre yükselir. Sonra dalların, gökyüzüne uzatmış koca bir ağaç haline gelir.

Bitki kökleri yardımıyla toprağın derinliklerini araştırır ve yiyeceğini temin eder. Kök uçları gayet narin yapılı olup bir nevi koruyucu kılıfla kaplıdır. Toprağı bir tirbişon gibi helezoni hareketlerle deler. Küçük bir ot parçası gelişebilmek için bir mevsim esnasında toprağa tam 84.500 kök ve bir milyona yakın kök kılı salıverdiği tesbit edilmiştir. Buna göre mesela yaşlı bir meşenin kök sistemi ne şekildedir? Ağacın toprakaltı kısımları da, tıpkı toprak üstündeki gibi, gövdeye tekabül eden bir ana kökle buna bağlı muhtelif büyüklükte dallardan ibarettir. Bu dalların uçlarından binlerce filiz ve milyonlarca kök kılı fışkırmıştır. Kök kılları, kılcal borucuklardır. Ağaç su ihtiyacını bunlar vasıtasıyla temin eder. Geri kalan kısımları su geçirmeyen bir yapıdadır. Onun için ağaçları sularken gövdenin dibini su ile doldurmanın faydası yoktur. Bilakis hortumu en dıştaki dalların altına doğru çevirmelisiniz. Toprakta kök kıllarının en sık bulunduğu kısım buralara tesadüf eder.

MANEVİ ASANSÖRLER

Suyun gövde boyunca yukarılara kadar çıkması nasıl mümkün olmaktadır? Botanikçiler bazı boyalar yardımıyla suyun çizdiği yolu takip etmişlerdir. Ağacın iç kısmı ,çok ince selüloz borucuklarından ibaret bir nevi tulumba şebekesiyle örülmüştür. Bu borucuklar kö k uçlarından yaprak damarlarına kadar giderek topraktan alınan suyu bitkinin her tarafına naklederler. Suyu yukarı çeken kuvvetlerin başında yapraklardaki gözenekler vasıtasıyla vuku bulan terleme hadisesidir. Asırlık bir gürgen terleme ile günde takriben 50 litre su buharlaştırır. Bu da topraktan altı ayda 10 ton su çekebilecek bir kuvvet meydana getirmek demektir. Suyun yükselmesine tesir eden diğer iki kuvvet ise kılcal borulardaki suyun kohezyonla çekilmesi ve kökte meydana gelen basıncın suyu yukarı itmesidir.

Bitkiye lazım olan suyun köklerdeki yapraklara kesintisiz olarak nakledilmesinde üç fiziki kuvvetin birbiriyle ittifak içinde aciz bitkilerin yardımına koşmalarının sebebi ne olabilir?

UZUN ÖMÜR

Ağaçların ömrü insanlarınkinden çok daha uzundur. İnsan, hayatı boyunca durmadan kendini yıpratır, halbuki ağaçlar topladıkları kuvvetle seneden seneye büsbütün sağlamlaşırlar. Bir ağacın büyüklüğü ve yaşı için muayyen bir hudut yoktur. Meksika’da Ouaxaca şehri yakınında dev bir selvi bulunmaktadır. Ağacı kuşatabilmek için etrafında 24 kişinin halka olup kollarını açması lazımdır. Bir ormancılık uzmanının tahminine göre ağaç 10.000 seneliktir.

AĞAÇLARIN KUCAKLAYIŞI

Ağaçların büyümelerine engel teşkil eden cisimlere karşı hareket tarzları da dikkate değer.. New York’ta Watertoo civarında bir çiftlikte yeni yetişmekte olan bir kayak ağacı vardı. 1861 yılında çiftlik sahibi harbe giderken, orağını ağacın bir dalına asmış ve kendisi dönünceye kadar kimsenin buna dokunmamasını söylemişti. Adam harpte öldü ve ağaç zamanla büyüyerek çeliğin etrafını kapladı. Şimdi her yıl “milli anma günü” nde bu ağaç altında bir tören yapılıyor. Çok defa bir ağacın gövdesi içine gömülmüş mermi, sapan demiri veya geyik boynuzu gibi cisimlere tesadüf edilir. Fakat Kaliforniya’da Manposa eyaletinde bir çiftlikteki çam ağacının içinden çıkarılan bir kitap epey hayreti mucip olmuştur. 1924’te bir Üniversite talebesi ağacın gövdesinde gördüğü kabarıklığı çakısıyla delince kitabın küçük bir nüshasıyla karşılaşmıştır.

BÜYÜME BELGESİ

Ağacın büyüme kuvvetini veren “kambiyum” denilen bir hücre tabakasıdır. İnce bir dal parçasını tırnağınızla kazıyınız; kabuğun altında yeşil renkli bir kısım göreceksiniz, işte “kambiyum” budur. Gayet ince ve narin yapılı olan bu tabakanın başlıca vazifesi hücreleri ikiye bölmektir. Bölünen hücrenin yarısı gövdenin ortasındaki odun kısmına ilave olunur; diğer yarısı ise yeni kabuk tabakalarının teşkiline yarar.

1906’da büyük Kaliforniya Zelzelesi’nde muazzam taş ve çelik binalar bir an içinde harabe haline gelmişti. Bu arada bazı ağaçların da kökünden sökülmüş olduğu görüldü. Fakat botanikçilerin yaptığı incelemeler, sağlam yapılı ağaçlardan hiç birinin zarara uğramadığını gösterdi. Bunda, hayret verici elastikiyetinin tesiri büyüktür. Körpe fidanlar rüzgar önünde kırılmadan bükülebildiği gibi koskoca meşe ve kayın ağaçları da aynı şekilde dayanıklı bir bünyeye sahiptir. Bitki hücreleri selülozdan yapılmış olup çift cidarlıdır. Selüloz’un elastikiyeti sayesinde ağaç bükülebilen bir hal alır ve sağlamlaşır.

UÇAN BİTKİLER

Güney Amerika da selaginella convoluta adını taşıyan acayip bir bitki vardır. Bu bitkinin bulunduğu yer fazla kuruyup da bitki susuzluktan ölme tehlikesiyle karşılaşınca, köklerini topraktan çekmekte ve top olup rüzgar vasıtasıyla daha müsait bir yere sürüklenmeyi beklemektedir. Burada köklerini gene toprağa sokmaktadır. Fakat bu yeni yer de kurak çıkarsa, bünyesine müsait yeri buluncaya kadar seyahata devam etmektedir.

Bitkilerde rastladığımız bu düşündürücü hadiseler, tesadüflere havalesi mümkün olmayan bir gerçekle bizleri karşı karşıya getirmektedir.