Sızıntı Arşivi

Aralık 1987 · s. 10 · 4 dakikalık okuma

Fillerin Gizli Telefonu

Şerafeddin Alan · Dr. · Zooloji

ar87-13.jpg

Uzun zamandan beri, büyük fil sürülerinin müşterek hayatları zoologların inceleme ve araştırma konusunu teşkil etmiştir. Zira bu müşterek sosyal yapı, son derece kompleks, organize ve grup üyelerinin bazen birbirlerine çok uzak mesafelerde olmalarına rağmen, gizli bir uyum ve mükemmel bir birlik içinde hareket eden bir bütün olarak karşımıza çıkar. Filin çıkardığı ses, gök gürültüsü şeklinde kulaklarımıza gelir. Gerçekten, tabiatta bu ses yeteri kadar yayılmaz ve tesirleri bu hayvanların sosyal hayatını belirleyici özellikte değildir. Fillerde koku duyusu oldukça gelişmiştir.

Son zamanlarda, yukarıdaki nisbeten eski tesbit ve fikirlere yeni keşifler ilave edilmiştir. Bizim algımız dışında olan, filin aslında bu çok zengin konuşma tarzı, düşük frekanslı ses titreşimlerinden oluşan ve "infrason" denen seslerden meydana gelir. 20 Hz.'in altında bulunan bu frekans, bizim işitme sınırımızın altındadır. Normal bir insan kulağı 20-20.000 Hz. arasındaki sesleri duyar. Filde bu sesi çıkaran organ burun boşluklarının kafatasına bağlandığı alın bölgesinde titreşen bir noktadır.

Kara hayvanlarının bu kadar düşük frekansta ses çıkardığı bilinmiyordu. Yarasa ve bir sıçan türü gibi bazı memelilerin 20.000 Hz. üstünde bir ses (ultrason) çıkardıkları bilinmekteydi.

Bu keşfin sahibi, balinaların dilleri üzerine yap tığı çalışmalarıyla meşhur olan ABD Cornell Üniversitesinden K. Payne'dir. Fillerin yanında bulunduğu bir sırada K. Payne, havada düşük frekanslı org sesine benzer bir ses duyar. Bu ses, sanki çok uzaklardan gelen bir gök gürültüsüdür. Gerçekle hayal arasında bir sezidir bu. Zoolog, bu garip hissin fillerle alâkalı olup olmadığını anlamak için, filler üzerine dikkatini teksif eder. Bir fil veya diğerlerinde, alındaki küçük bir noktanın hafif titremesi, grup içinde bazı hareketlere sebeb olur. Bu noktada sanki filin bir anteni vardır, bu anten sayesinde, sadece kendilerinin anladığı mesajlar alınır, verilir ve ona göre hareket edilir.

Kafatasındaki bu noktanın titreşimleri, fillerin devamlı konuşmalarında ve daha yüksek şiddette ses çıkardıklarında da görülür. Herkesin duyduğu gürültüler, aynı türün fertlerinden ziyade daha çok yabancılara hitap eder. Her halükârda bu konuşma tarzının bir kısmı, gizli ve kodlu olarak sadece kendi üyelerine yöneliktir.

K. Payne, Üniversitedeki laboratuvarına döner ve çok hassas akustik dedektörlerini alarak diğer çalışma arkadaşları ile tekrar fillerin yanına gelir. Alet, hakikaten, fillerin alınlarındaki noktayı her oynatışlarında bir ses çıktığını kaydeder. Bu sesler, insan kulağı tarafından duyulabilen bir harmoniktir ve bunların uzun zaman filin karın gürültüsü olduğu zannedilmiştir. Bu hata mantıki idi. Zira filin midesine doldurduğu bu kadar fazla gıdanın hazmı esnasında tabii ki böyle bir gürültü olacaktı. Fakat bunun böyle olmadığı ve hayvanın karın hareketlerini kontrol altına alabildiği tesbit edildi. Bu sesin de anlaşmada kullanılan bir şeş olduğu anlaşıldı.

Bu ses neyi ifade etmektedir ve fillerin kollektif hayatındaki fonksiyonu nedir?

K. Payne, bu amaçla Afrika ve Asya'nın değişik yerlerindeki fillerin içinde bulundukları tabii çevrelerde çalışmalar yaptı. Ses kayıt cihazı enteresan şeyler ortaya çıkardı. Yavru fil bağırmaya başlayınca, grubun yetişkin dişi filleri, onun etrafına toplanıyorlar ve düşük frekanstaki bu sesle ona ninni söylüyorlardı. Ekibin yaslı filleri yoldan ayrılmış küçük bir fili annelerine doğru götürürken de yine bu sırlı dili kullanıyorlardı. Bu düşük frekanslı ses aracılığı ile birbirinden çok uzakta olan filler de birbirlerini çabucak buluyorlar. Çünkü, ormanın ağaçları tarafından çabuk absorbe edilerek yok edilen yüksek frekanstaki sesler yerine filler, absorbe edilemeyen ve uzaklara kadar gidebilen düşük frekanslı sesleri kullanıyorlar. Fillerin bu fizik kurallarını bilip ona göre düşük frekanslı ses çıkardıklarını söyleyemeyeceğimize göre, onların böyle bir vasat içinde hayatlarını idame ettirebilmeleri için bu ve buna benzer daha kimbilir ne kadar mükemmel sistem ve fonksiyonlarla donatılmış olmaları bize, bu işlerin gelişigüzel olmadığını, bilakis bunları düzenleyen bir Kudretin mevcudiyetini düşündürmektedir.

Bu canlı telekominikasyon sistemi, coğrafi olarak, oldukça değişik bölgelere dağılmış organize bir hayvan topluluğu için çok önemlidir. Böylece gerek Asya, gerek Afrika'da birbirinden çok uzaklarda bulunan bu büyük sürüler, sanki emir tek bir yerden çıkıyormuş gibi aynı zamanlarda, benzer ve koordineli hareketlerde bulunurlar. Kendisini her an bize hissettiren ve daima hadiselerin arkasında kendisini gördüğümüz Kudreti Sonsuz, bunların müşterek hareket etmesini de düzenlemektedir.

İnfrasonik telefonları aracılığı ile bir konserdeki uyum içindedir bu hareketler. Grup halindeki yer değiştirme zamanlarında, kilometrekarelere yayılmış filler, küçüklerin öğle uykusu ihtiyacından dolayı aynı anda durur ve onların uyanmasını beklerler. Bu istirahatın başlangıç ve bitişi yine bu infrasonik telefonla bütün üyelere bildirilir. Ordunun bir yerden bir yere intikali esnasındaki gerek haberleşme gerekse diğer işlemler aynen, belki de daha mükemmel olarak burada da yapılmaktadır.

Fil terdeki sosyal yapı, sadece yavruları ve eslerini içine alacak şekilde değil, fakat büyük küçük bütün fertleri içine alacak şekilde organize bir tablo gösterir. Bu sırlı ve harika tabloları fiil olarak değerlendirip gerçeğin dürbünüyle failini tesbit etmeye çalışmak, inceleme ve araştırmaların odak noktasını teşkil etmektedir. Böylece çıkan neticeler, bize uzun ve karışık bir yolda aydınlığa götüren yol çizgileri ve işaretleri olacaktır. Bu da insan olma sorumluluğunu ve bu kanunu koyanın hangi hikmetle neyi murat ettiğini anlamanın turnikesine girme demektir.

Dr. Şerafettin Alan