Sızıntı Arşivi

Temmuz 1991 · s. 274 · 2 dakikalık okuma

Fezanın Tehlikeleri

Burhan Gören · Astronomi

Uzay, insanoğlunu eski devirlerden beri alâkadar etmiş bir büyük meçhul. Günümüzde astronomi ve fiziğin ulaştığı seviye sayesinde, uzay ve kâinat hakkında pek çok gizli kalmış nokta gün ışığına çıkarılmıştır. Fakat yapılan her keşif, öğrenilen her hakikat, akıllardaki soru işaretlerini daha da artırmakta ve insanoğlunun kâinatın derinliklerine yelken açma şevkini kamçılamaktadır.

Bugün artık, Mars gibi uzak mesafelere insanların gönderileceği seyahatler planlanmaktadır. Fakat bu noktada İlim adamları, uzayda insanları, düşünüldüğünden çok daha büyük tehlikelerin beklediğini belirtmektedirler.

Dünya, atmosfer vasıtasıyla insanları ve yeryüzündeki tüm canlıları aşırı sıcaklık değişimi ve radyasyon gibi dış tehlikelerden muhafaza etmektedir. Başka bir deyişle, dünyamız, "Semayı mahfuz (korunmuş, muhafazalı) bir tavan yaptık." (Enbiya/33) beyanında ifade edildiği gibi, uzayda insan sağlığına tehdit teşkil eden pek çok tehlikeden tecrit edilmiş bulunmaktadır. Uzun mesafelerde yapılacak seyahatlerin gerçekleşebilmesi için astronotların, bu tip tehlikelerden iyi bir şekilde korunması gerekmektedir.

Bilim adamları, aşılması gereken en büyük engelin uzaydaki kozmik radyasyon olduğu noktasında birleşmektedir. Eğer yeterli muhafaza sağlanamazsa kozmik ışınlar, kanser ve benzeri ciddî hastalıklara sebebiyet verecektir. Oysa henüz, astronotların aşırı radyasyon almasına sebep olan güneşteki patlamalar gibi tehlikelere karşı güçlü kalkanlar geliştirilememiştir. Dünya yörüngesi dışındaki bir astronot böyle bir patlama neticesinde 10 remden fazla radyasyon alabilmektedir. Normalde bir nükleer santralda çalışan işçinin alacağı radyasyon limiti bir yılda 5 rem olarak tesbit edilmiştir. Yapılan araştırmalar, bir astronot için kalkan vazifesi görebilecek en etkili maddenin su olduğunu gösteriyor. Bu durumda Mars'a gidecek bir uzay gemisinin mürettebat bölmelerinin 10 cm. kalınlığında su tabakasıyla kaplanması gerekiyor. Fakat bu dahi kanser riskini % 2'nin altına indirememektedir.

Uzun mesafeli uzay yolculuklarının gerçekleştirilebilmesi için ilim adamlarının atmosferin koruyucu fonksiyonunu icra edecek tedbirleri geliştirmeleri gerekmektedir.

Uzayda yerçekiminin sıfıra yaklaşması, insan sağlığını menfî yönde etkilemektedir. İnsanın denge sistemindeki rahatsızlıklar, alyuvar miktarının azalması, kemiklerde mineral kaybı, kalbin çalışma tarzının değişmesi, kaslara yeterli gıda gitmemesi henüz tespit edilebilmiş bu zararlı tesirlerden ancak birkaçı. Astronotlar baş dönmesi ve göz kararmasının zamanla üstesinden gelebilmektedir. Fakat diğer rahatsızlıklara henüz çare bulunamamıştır.

Uzayda bakteriler üzerinde yapılan çalışmalarda, bunların daha hızlı üredikleri antibiyotiklere karşı mukavemet kazandıkları, özelleşme sahalarının daraldığı ve bazı genetik değişiklikler geçirdikleri tesbit edilmiştir. Yüksek yapılı organizmalarda ise hücre bölünme hızı düşmekte, hücrelerin özelleşme tarzı değişmekte ve akyuvarların verimliliği % 90 oranında düşmektedir.

İnsanoğlu muazzam harcamalar ve yorucu çalışmalar neticesi çıktığı uzay yolculuğunda birbiri ardına tehlikelerle karşılaşmaktadır. Bunlar, dünyayı onun için güvenli ve rahat bir mekân kılan Yaratıcısına karşı şükran hissini bir kat daha artırmaktadır. Kâinat Kitabı'nı okuma gayretleri sayesinde önüne çıkan birçok engeli aşmaya muvaffak olan insanoğlunun. Uzaydaki hayati problemler için de bulacağı yeni çözümler şüphesiz model olarak yine kâinatın mükemmel derinliklerinde bulunacaktır.