Haziran 1996 · s. 231 · 2 dakikalık okuma
Fen Ve Teknoloji Dünyasından
Baki Çınar · Fen Ve Teknoloji Dünyasından

EKRANLARA ELEKTRONİK SANSÜR
V-çip, televizyon alıcılarının içine yerleştirilmek suretiyle şiddet, müstehcenlik veya gerilim... gibi bölümler içeren televizyon programlarının yayını sırasında, ekranı karartarak bu istenmeyen kısımların görünmesine engel olabilen elektronik bir devrenin adıdır. Anne ve babalar, yeni geliştirilen bu teknoloji sayesinde, çocukları üzerinde olumsuz tesirleri olabilecek programların seyredilmesini engelleyebilecekler. Bu maksatla ABD hükümeti, milli haberleşme kanununda gerekli değişiklikleri yaparak, üreticilere, yeni imal edilecek televizyonların alıcılarına V-çipin eklenmesi mecburiyetini getirdi. Yeni kanunla halen kullanılmakta olan televizyonlara da V-çipin iki yıl içinde takılması şart koşuluyor. Bu teknolojinin uygulanmasına geçildiğinde, televizyon yayıncılarının da, film yapımcılarının yaptığına benzer şekilde, yayınlanacak programları çocuklar için mahzur taşıma derecesine göre sınıflandırmaları gerekiyor. Sınıflandırma sonucu her programa bir kod verilmekte ve bu kod yayın işaretinin içerisine yerleştirildikten sonra, programın alıcılara yayını yapılmaktadır. Televizyon alıcısı içerisindeki V-çip, yayınlanan programın kodunu okuyup sınıfını belirleyebilmekte ve gerektiğinde ekranı karartmaktadır.
Şiddet,
ahlaksızlık ve sapıklık ihtiva eden programların çokluğunun da tesiriyle ABD’de
her yıl çocuk suçluların sayısının artması, muhafazakar kesimi bazı
programların sansürü için yeni teknolojiler aramaya sevketmişti. Anketler,
Amerikan halkının da televizyonlarda elektronik sansür uygulamasına destek
verdiğini gösteriyor. V-çip teknolojisine geçilmesi son zamanlarda Avrupa
Parlamentosunda da tartışılıyor ve olumlu yönde kararlar alınıyor. Almanya’da
ise özel bir televizyon kanalı ile bir televizyon üreticisi firmanın aralarında
anlaşması sonucunda, V-çip teknolojisini birkaç yıldır kullanmakta olduğu
bilinmektedir.
Elektronik sansür konusundaki bu gelişmeler geleceğin dünyasını şekillendirme yolunda büyük görev ve sorumluluklar yüklenecek olan genç nesillerin, psikologlarca da tesbit edildiği gibi ruh sağlıklarını bozabilen ve ahlaki eğitimlerini olumsuz yönde etkileyen zararlı televizyon yayınlarına karşı etkili tedbirlerin alınmasının yalnız ailelerin değil hükümetlerin de bir görevi olduğunu göstermektedir.
Ülkemizde de bu hususta önemli bir görev ifa etmekte olan RTÜK başta olmak üzere, bütün eğitimciler, program yapımcıları, Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ve bütün akl-ı selim sahibi sanat çevrelerinin bu hususta bir araya gelip, istişarelerde bulunarak, uyuşturucu ve diğer çocuk suçlarına karşı işbirliği içinde olmalıdırlar.
BAKİ ÇINAR