Sızıntı Arşivi

Haziran 1990 · s. 215 · 1 dakikalık okuma

El Değmemiş Bahar

Sızıntı · Şiir

EL DEĞMEMİŞ BAHAR

Göründü ufku şuh tepelerin, mor dağların,

Yüzerken uyuyanlar en derin uykularda..

Mor pembe şafaklar tülleniyordu ardarda...

Ve yıldızların sürüklendiği gün sularda

Duyduk ürperten soluklarını nevbaharın.

Bir mavi sükun sarmıştı hülyâlarımızı

Gökyüzü ümidle göz kırpıyordu uzakdan.

Tam yapayalnız kaldığımız an dayanâkdan,

İnayetin azimle bütünleştiği kuşakdan,

Morartıyordu mesajlar rüyalarımızı.

Suyu gürül gürül çeşme coşmuştu yeniden,

Esiyordu her yörede ikbâl meltemleri.. ,

Bir nurlu neş'e sarıyordu hemen heryeri

Ve ömrün gönlümce geçen en mutlu günleri

Yaşanıyordu bir kere daha en derinden.

Bir zümrüt içinde el değmemiş taze bahar

Tıpkı mazinin deseni ve mazinin rengi;

Örülüyor dantela gibi nizam hevengi,

Hasretli sinelerimizin hasretinin dengi,

Firdevsî tepeler üstünde mor erguvanlar…

Şimdi rüzgâr esiyor, çemenler ürperiyor.

Hazana uğrayan yerlerde dipdiri güller..

Sûr sesi duymuş gibi diriliyor ölüler:

Bu hülyâlı mavilikte onlarla beraber,

Hicranla yanan sîneler vuslata eriyor..

***