Temmuz 1979 · s. 16 · 1 dakikalık okuma
Ekşi Çehre Arasındaki Emniyet

70 defa top güllesinden daha süratli hareketiyle, 25 bin sene mesafeyi bir senede gezip devreden ve her vakit dağılmaya ve parçalanmaya müsait, içi zelzeleli, çok ihtiyar, çok yaşlı küre-i arz içinde dehşetli gemi üstünde, kâinatın hadsiz boşluğunda seyahat eden biçare nev-i insanın vaziyeti, bana pek vahşetli bir karanlık içinde göründü, başım döndü. Gözüm karardı... Felsefenin gözlüğünü yere vurdum, kırdım Birden Kuran ve iman hikmeti ile ışıklanmış bir göz ile baktım. Gördüm ki, Halık-ı arz ve semavatın Kadir, Alim, Rab, Allah, Rabh-üs-Semavati velard ve Musahhur-uş-şemsı yel kamer isimleri, rahmet, azamet, rububiyyet burçlarında güneş gibi doğdular. O karanlıklı, vahşetli, dehşetli âlemi öyle ışıklandırdılar ki, o halde benim imanlı gözüme küre-i arz gayet muntazam, musahhar, mükemmel, hoş, emniyetli, herkesin erzakı içinde bir seyahat gemisi, gezinti, keyif ve ticaret için hazırlanmış ve ziruhları (ruhi sahibi canlıları) güneşin etrafında, memleketi Rabbaniye’de gezdirmek, yaz, bahar ve güzün mahsulâtını rızk isteyenlere getirmek için bir gemi, bir tayyare, bir şimendifer hükmünde gördüm.
B. N.