Ocak 1988 · s. 16 · 1 dakikalık okuma
Düşünce Üzerine

Düşünce, insanın eşya ve hadiselerden hareketle, eşya ve hadiseleri asıp mutlak hakikati idrak noktasına ulaşma eylemidir.
Düşünce, Hakk'ı temsil ettiği, objektif ve gerçekçi olduğu nisbette değer kazanır. Aksi takdirde bos hayaller ve sefil ihtirasların ötesine geçemez.
Tarih sahnesi sürekli olarak, ifade ettiğimiz mânâda düşünen insanla ona karşı olanın mücadelesini sergilemiştir.
Düşünen insan, daima büyük oluşların, yeni dirilişlerin hazırlayıcısı olarak gelmiştir. Nerede top yekün insanlığın mâkûs kaderini düzeltici bir değişim görülmüş ise orada halka halka, beyni zonk zonk sızlayan derin mütefekkirlere raslanmıştır. Onların varlığı ilmin, adaletin, sevginin; yoklukları ise cehlin, zulmün ve karanlığın habercisi olmuştur.
Buna rağmen düşünürler toplumların en çok çile çekenleri, istenmeyenleri, mahkûm edilip zulme uğrayanları olmuştur. Çünkü; Asırların şartlandırdığı insan toplulukları yeni düşünceleri hazmedememişler, düşünürleri daima atalarının mirasını yokeden bir afet gibi görmüşlerdir.
Batıda Sokrat bunun için zehir içmeye zorlanmış, Galile, Kopernik ve daha niceleri engizisyon mahkemelerinde bunun için idama mahkûm edilmişlerdir.
Bizde ilk insan Adem Nebi ile başlayan Gaye insan — Ufuk Peygamber'e kadar süregelen ve Mutlak Hakikati temsil noktasında düşünürlerin çok üstünde bir mevkide yeralan Resüller halkası, onların ardısıra yeralan Hak dostları hayatlarının bir rüknü olarak bu çileyi omuzlamışlardır.
Ne var ki, insanımızın düşünmeyi unuttuğu birkaç asırdan beri, aydın ve mütefekkir geçinenlerimiz maddi-manevi her türlü çileden yoksun batı yaşantısının kötü birer taklitçisi olmaktan ileriye geçememişlerdir. Bu kişiler hayranı oldukları batı alem ininin bir düşünürünün "Düşünüyorum öyleyse varım " sözünü hecelerken dahi kendi varlıklarından habersiz bir yaşayış içerisinde bulunmuşlardır.
Diğer yanda Mutfak Hakikati temsil ettikleri zannını verenler, güneşi çeketinin astarı içinde kaybetmiş şekilciler kafilesi olarak "Bazan bir saat tefekkür bir gün ibadetten hayırlıdır " düstürundan bihaber yaşamışlardır.
Bütün bunların neticesinde topyekün bir millet cehalet, sefalet ve mahkumiyet içerisine düşmüştür.
İnsanımızın yeniden kendini buluşu ve yepyeni bir diriliş hamlesine girişebilmesi ve birkaç asırlık eracifinden temizlenişi ancak hakiki düşüncenin berrak ırmağında yıkanışıyla gerçekleşecektir.
M. Ali Uğurtan