Kasım 1990 · s. 459 · 2 dakikalık okuma
Düşünce Prizmasından Süzülenler

Yüce hedefler edin, gözlerini vadilere değil zirvelere’ dik. Himmetini âli tut; uçurumlar şevkini kırmasın, mesafeler gözünü korkutmasın. Sebepler ve şahıslar, önünde sütre olup, seni “kaderi tenkid” gayyasına düşürüp Rabbani tevekkülünü sarsmasın. DOSTUM, sen dayan kadar büyüksün!..İşe yaramaz işlerden elini çekebilirsen büyük işler başarabilirsin.
***
Okumaz, düşünmez, yazmaz, konuşmaz... Yüksek tahsil talebesi; ne behaim, ne ot, ne de makul ve münasip her teklifi reddeden “estağfirullah” mübareğidir. Belki o, dopdolu olmayabilir, ama bomboş olması da utanılacak bir hal değil mi? Fikir ve ruh dünyamız adına, kendi meselelerimize dair; bir-iki idi hatıra, birkaç hikmetli kıssa, üç-beş hisli şiir okuyup ezberlemek ve anlatmak kadarcık olsun bir gayret için ne “vakit yokluğu” mazeret olabilir, ne de zeka ve hafıza. DOSTUM, senin bir gayen yoksa niye yaşıyorsun, varsa niye okumuyorsun?
***
Sen hiç, seni en acımasızca tenkid eden dostunun senin en iyi dostun olabileceğini düşündün mü? Acı söyleyen dostun, lakin söyleten Allah (c). DOSTUM, sen nefsine köleler edinmek için mi dost edindin, hâlbuki hizmetçi tutabilirdin!
** *
Hakikatte, insanlar isimleriyle değil yaşantılarıyla, yani hayat tarzlarıyla tanınır, Şu kadar var ki; kişinin kendisini tanıtması kişiyi küçültebilir. Kişinin başkasını tanıtması ise; hem kişiyi, hem de başkasını yüceltir. Ancak bu “takdim” işi, hususi bir kabiliyet, nezaket ve mesuliyet ister. DOSTUM, sen öyle bir hayat yaşa ki; dostlar hayran kalıp sana tabi olsunlar, düşmanlar gıpta edip seninle dostluğa iştiyak duysunlar.
* **
Kabiliyetler mevsimlik meyvelere benzerler. Ancak kendi atmosferlerinde olgunlaşır, semere verirler. Zaten hakiki anlamda murşid de, bu kabiliyetleri keşfedip onlara istikamet kazandırandır. DOSTUM, sen uhdene tevdi edilen kabiliyetleri ortaya çıkarıp tekamül ettirdiğin ölçüde vücut nimetlerine şükretmiş sayılırsın.
* * *
Yusuf’a (a), Mısır’a “Aziz” olmak mukadderse, bunu komşu dostlar da biliyorsa, sen de bil ki; taht-ı Süleyman ‘a (a) merdiven merdiven çıkılır. DOSTUM, hasım dostlar(!) seni aceleye sürüp tepe-taklak getirmek isteyedursunlar, sen kararlarını, mutedil ve salim bir hava içerisinde, ancak kendi ışık prizmandan süzülen semavi-nur mikyasına göre verdiğin müddetçe muzaffer olabilirsin.
* * *
Safları sık ve intizamlı tut, sağdan ve soldan hizaya gel, topuk-topuğa, omuz-omuza kenetlen. Dünya yüzünde nice esir milletler, senin “sağdan hizaya gel” komutunu bekliyor bugün. Gözdesin, gönüldesin. Sükûtu hayale uğratmazsan ayağa kalkabilirsin. DOSTUM, ancak gayen istikametinde, istikrar üzere "sabitkadem", mesafe kat ettiğin müddetçe menzil-i maksûdûna vâsıl olabilirsin.