Şubat 1994 · s. 9 · 3 dakikalık okuma
Dünyamızın İlk Sakinleri
Arif Sarsılmaz · Doç.Dr. · Tabiat

Doç.Dr.Arif Sarsılmaz - Mustafa Yiğit
Dünyamızın yaratılışı hakkında ileri sürülen teorilerin hiçbirine kesin nazarıyla bakabilmemiz mümkün olmamakla beraber, geçmişten günümüze kalan bazı izler, ilim adamları için ip ucu olabilecek kıymette bilgiler verebilmektedir. Dünyamızın ilk günlerine ait kırık dökük ele geçen bilgilerin kaynağı bazen bir taş veya bir kemik parçasının taşlaşmış kalıntısı olabildiği gibi, bazen de şekli hiç bozulmamış her haliyle muhafaza edilmiş fosiller ele geçmektedir.
Eski çağlarda yaşamış ve nesli tükenmiş canlıların bugüne kadar gelmiş olan "fosil" adı verilen kalıntı ve izlerinden bir dedektif gibi bilgi çıkaran paleontologlar (fosil ilmi ile meşgul olanlar) bu bilgiler ışığında dünyanın yaşını tahmin etmekte, geçmiş milyonlarca yıl önce yeryüzünün ekolojik şartlarının nasıl olabileceği hususunda görüşler ileri sürmekte, hatta mazide yaşamış hayvanların ayak izi, kemik çapı, diş boyu vs. gibi özelliklerinden istifade etmekte ve zengin bir hayal gücü ile birlikte anatomik özelliklerini bilgisayarlarla birlikte değerlendirerek oldukça enteresan canlıların maket ve resimlerini yapmaktadırlar.
Bu tahminler, biraz hayalî, biraz ilmî resimler ışığında yapılan değerlendirmeler, oldukça enteresan neticeler vermektedir. Bunların en önemlisi canlıların belli dönemlerde ve gruplar halinde yaratılmalarıdır. Çeşitli yaratılış devreleri arasında evrimcilerin iddia ettikleri gibi tedricî geçişler bulunmamakta, aksine büyük boşluklar ve irtibatsızlıklar görülmektedir.
Jeolojik devirler boyunca dünyamızın geçirdiği değişiklikleri ve bu devirlerin ne kadar milyon yıl sürdüğü hususundaki bilgileri tespit edebilmek için kullanılan yaş ve zaman tayin metotları arasında oldukça farklar ve tartışmalar vardır. Onun için milyonlarca yıllık hatalar yapılması ve jeolojik çağların süreleri hakkında yeni yeni rakamlar elde edilmesi her zaman mümkündür.
Ancak rakamlar ne olursa olsun, Kur'ân ve hadîslerden anladığımıza göre, Allah'ın, sonsuz ilmi ve kudreti ile her jeolojik çağın ekolojik şartlarına uygun canlıları yarattığını görmekteyiz. Her çağda yarattığı hayvanlarda ayrı ayrı san'atlar gösterilmiş ve daha sonra yaratacağı canlılar için uygun vasat hazırlanmıştır.
Jeolojik çağlar boyunca denizler, atmosfer, ormanlar, nehirler gibi bütün ortam şartları hazırlanmış, her canlının besleneceği gıdalar muhtemelen daha önce yaratılmış (belki de gıda ile onu yiyen canlı aynı zamanda da yaratılmış olabilir) ve en son bunların hepsine bakarak tefekkür edecek ve bütün canlıların halifesi olacak insan yaratılmıştır.
Bugün de devam etmekte olan yaratılış vetiresinin (sürecinin) jeolojik devirler boyunca geçirdiği değişikliklere, bu çağlarda yaşadığı tahmin edilen bazı canlılardan misaller vermek, hayal ufkumuzu biraz daha genişleterek İlâhî Kudret'i anlama yolunda bize bazı yeni kapılar açabilir.
Meselâ, 1,5 milyon yıl önce Cambrie denilen devrede yaşayan Anomalocaris'in denizlerde hayat sürdüğü tahmin edilmektedir. Bu ilk devirde yaratılan canlıların daha çok böcek veya solucanlara benzediği ve bu devirde henüz karalarda canlıların bulunmadığı düşünülmektedir. Çin ve İsveç'te yapılan araştırma ve kazılar bu ilk dönemde deniz dibinin çok enteresan ve garip mahluklarla dolu olduğunu göstermektedir.

Eldeki fosillerine bakılarak tahmini resimleri yapılan Cambrien devri canlılarından bazı misaller verecek olursak, Yaratıcı'nın sadece "ol!" demesiyle binlerce ismine teşhirgâh olarak yokluktan varlık sahasına çıkardığı canlılar hakkında daha fazla bilgi sahibi olabiliriz:
Antenlerini açıp avını bekleyen Naraoia (2), et yiyerek beslenen bir solucan cinsi olan Maotianshania (3), avına sezdirmeden yaklaşabilmek için minicik gözlerini kullanan Fuxianhuia (4). kendisine hususî his alıcılar verilmiş Jianfengia (5) gibi mahluklar, üzerlerinde sergiledikleri güzellik ve hikmetlerle apaçık "biz ilk çağlarda tesadüfen veya kendi kendimize meydana gelemeyiz bizleri ilim ve kudretiyle yaratan, bu kâinatın sahibidir" diye haykırmaktadırlar.
Luolishania (6) isimli yaratık, Leptomitella (7) ve Halichondrites (8) isimli süngerler, hiç de bugünkülere göre basit canlılar değildi. Hallucigenia (9) ya, kendisini müdafaa etmesi için hususî iğneler, Microdictyon'a. (10) ise zırhlı bir kabuk ihsan edilmiş.
Sadece hayvanlar değil onların bazılarının beslenmesi için Eldonia (11) gibi şemsiye şekilli bitkiler de tesadüfle veya iptidai şartlarla ortaya çıkması mümkün olmayan canlılardandı.

Facivermis (12) başının etrafında beş çift Özel uzantılar taşıyan bir cins solucan Xianguangia (13) ve diğer birçok Lamba midyeleri (14) özel hareket organlarına sahiptirler. Cambrien denizlerinde yaşayan karides kuyruklu Waptia (15) ve bugün de yaşayan deniz lalelerine benzeyen Dinomischus (16) gibi garip yaratıkların bazı türleri artık hayat sahnesinden çekilmiş olsalar da halen yaşayanlarına bakarak bunların vücut yapıları hakkında bilgi edinmek mümkün olmaktadır.
Bu fosil kayıtlar ve radyoaktif metotlarla yapılan, her an değişmesi muhtemel yaş tahminlerine göre insanoğlunun gönderilmesinden önce dünyamızın geçirdiği tahmin edilen devirleri yukarıdaki zaman cetvelindeki şekliyle özetleyebiliriz. Bununla beraber yaratılışa şahit olan kimse olmadığından, yeni bir keşifle veya bir inceleme metoduyla bütün bu zaman cetvellerinin altüst olabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir.